Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/9688 E. 2023/2555 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9688
KARAR NO : 2023/2555
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki imzaya ve borca itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Borçlu keşideci itiraz dilekçesinde; alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, takibe konu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, borcunun bulunmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itirazda bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; keşide imzasının borçlunun eli ürünü olduğunu, karşılıksız çek düzenlemek suçu nedeniyle yaptıkları suç duyurusunun sonucunun beklenmesi gerektiğini, muteriz borçlu ile aralarında yüz yüzelik bulunmadığından aleyhe tazminata hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklının, borçlular muteriz … ve dava dışı şirket hakkında 10.03.2020 tarihli 130.000 TL bedelli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, ödeme emrinin dava tarihinden sonra 31.05.2019 tarihinde muteriz borçluya tebliğ edildiği, istemin süresinde açılmış imzaya ve borca itiraz davası olduğu, bilirkişi raporunda kesin ve tereddütsüz bir şekilde imzanın borçluya ait olmadığının bildirildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile muteriz borçlunun imzaya itirazının kabulü ile … 9. İcra Müdürlüğünün 2019/21434 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibin borçlu yönünden İİK’nın 170. maddesi uyarınca durdurulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmemekle birlikte, rapora karşı itirazlarının neden kabul görmediğinin gerekçeli kararda tartışılmadığını, raporda hangi imzalarla karşılaştırma yapıldığının anlaşılamadığını, itiraza ekli vekaletnamedeki imza ile takibe konu senet üzerindeki keşide imzasının benzer olduğunu, raporda bunun değerlendirilmediğini, tek bir harften yola çıkılarak sonuca gidildiğini, bu nedenlerle raporun yetersiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor aldırılmasını taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hatalı olduğunu, aleyhe yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek mahkeme kararını kaldırılması ile itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takibe konu senetteki son ciranta olan davalı alacaklı tarafından muteriz borçlu hakkında kambiyo vasfını haiz çeke dayalı olarak başlatılan takipte, itirazın süresinde yapıldığı, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, senet üzerindeki imzanın muteriz borçlunun eli ürünü olmadığı hususunda kesin kanaat bildirildiği, raporda borçlunun mukayeseye esas imza örneklerine ilişkin evrak asılları üzerinden inceleme yapıldığı gibi davalı alacaklı tarafça beyan edilen vekaletnamenin de incelemede esas alındığı, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, mahkemece davalı alacaklı vekilinin yeniden rapor alınması talebinin 23.12.2020 tarihli duruşmada verilen ara karar ile yerinde görülmediğinden reddedildiği, kesin kanaat içeren yeterli nitelikteki raporun mahkemece hükme esas alınarak itirazın kabulü ile davalı alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmemekle birlikte, rapora karşı itirazlarının neden kabul görmediğinin gerekçeli kararda tartışılmadığını, raporda hangi imzalarla karşılaştırma yapıldığının anlaşılamadığını, itiraza ekli vekaletnamedeki imza ile takibe konu senet üzerindeki keşide imzasının benzer olduğunu, raporda bunun değerlendirilmediğini, tek bir harften yola çıkılarak sonuca gidildiğini, bu nedenlerle raporun yetersiz olduğunu, Adli Tıp Kurumu’ndan rapor aldırılmasını taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hatalı olduğunu, aleyhe yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 169. ve 170. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, sair yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.