YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8377
KARAR NO : 2023/1712
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki takibin iptali talebine yönelik şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetçi borçlular hakkında başlatılan ilamsız takibin iptaline, yasal şartları bulunmadığından alacaklı aleyhine tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında; borçlu şirketin şikayetinin kabulü ile takibin adı geçen şirket yönünden iptaline, borçlu …’nın şikayetinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlular; aynı alacak kalemlerine ilişkin hem … 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3650 E. sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip hem de … 23. İcra Müdürlüğünün 2019/27807 E. sayılı dosyasından ilamsız takip başlatarak aynı alacak kalemlerine ilişkin iki ayrı takip başlatmış olduğunu, usul ekonomisi ilkesine aykırı olacak şekilde daha fazla avukatlık ücreti, masraf, faiz ödemesine neden olduğunu, kaldı ki alacaklının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatarak tercih hakkını o takip türünden yana kullandığını ileri sürerek … 23. İcra Müdürlüğünün 2019/27807 E. sayılı dosyası üzerinden yürütülen ilamsız takibin iptaline ve alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı; her iki takip dosyası da incelendiğinde görüleceği üzere tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ibaresinin takip taleplerine ve icra emirlerine yazıldığının görüleceğini, alacağın tahsilini kötü niyetle geciktirmeye çalıştığını, başka mahkemede takibin iptali istemiyle de dava açıldığını, bu davada ipotek borçlusuna usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı hesap özetine itiraz da edilmediğinden icra emri gönderilmek suretiyle usulüne uygun olarak takibin başlatıldığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verildiğini, bu şikayetin de geçerli ve hukuka uygun bir sebebi olmadığını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu şirket kredi sözleşmesinde asıl borçlu olduğu için ve alacağı rehinle temin edilmiş bulunduğundan şirkete karşı yalnızca rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılabileceği, ipotek tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde alacaklı tahsilde tekerrür olmama koşuluyla aşan kısım için genel haciz yoluyla takip yapabileceği ancak henüz ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip neticelenip de ipoteğin borcu ödemeye yetmeyen miktarı belirlenmediğinden davacı borçlu şirket hakkında başlatılan ilamsız takibin iptaline karar verilmesi gerektiği, borçlu …’nın, alacaklı ile asıl borçlu şirket arasında aktedilen kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldığı, aynı zamanda taşınmazı üzerine limit ipoteği tesis ettiği, ipotek akit tablosu incelendiğinde kendi kefaletinin ve borçlu şirketin borcunun teminatı olarak ipotek tesis ettiği, bu borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceği, öncelikle rehinle temin edilmiş olan alacağının icra yolu ile satılarak alacağını tahsil etmesi gerektiği, borcu rehinli taşınmazın bedeli karşılamıyor ise kalan alacağın haciz yoluna takip edilebileceği, ancak alacaklının İİK 45. maddesi hükmünü ihlal etmiş olduğunun anlaşıldığı ancak yasal şartları bulunmadığından şikayetçi borçlular lehine tazminat takdir edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile, davacı borçlular hakkında başlatılan … 23. İcra Dairesinin 2019/27807 E. sayılı (ilamsız) takibin iptaline, yasal şartları bulunmadığından alacaklı aleyhine tazminat takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı; borçlu şirket ile arasında kredi sözleşmelerinin imzalandığını, sözleşmelere borçlu …’nın müşterek borçlu ve müteselsil kefili olarak imza attığını, borçlu şirket ve kefillerin imzalamış olduğu kredi sözleşmesi hükümlerine aykırı davrandığını, taahhütlerini yerine getirmediğini, ödeme planında belirtilen tarihlerde ödemelerini ifa etmediğini, borcun muaccel hale geldiğini, … hakkında hem ipotek hem de kefalet borcuna dayalı olarak iki ayrı takip başlatılmasında yasaya engel bir durum bulunmadığını, takibe ilişkin Taksitli Ticari Kredisinin, borçlu şirkete mevcut teminatlar yanında Kredi … Fonu teminatı ile kullandırıldığını, Kredi … Fonu ile imzalanan Protokolde ise, KGF’nun kefaletine başvurulabilmesi için asıl borçlu ve kefiller hakkında genel haciz yolu ile ilamsız takip başlatılmasının zorunluluk olarak düzenlendiğini, aksi takdirde KGF’na başvurulamayacağını, sadece KGF kefaleti ile kullandırılan kredi için ilamsız takip başlatılmış olup, mevcut somut durum ve tarafların KGF ile imzaladığı Protokol kapsamında İİK 45. maddesine aykırılığın ortadan kalktığını, alacağın ipotek limitini aştığını, ipoteği aşan kısım için ilamsız takip başlatılmasında bir engel olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl borçlu şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının rehinle teminat altına alınmış olması nedeniyle asıl borçlu hakkında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiği, rehnin paraya çevrilmesi sonucu alacağın tamamıyla tahsil edilmemesi halinde asıl borçlu aleyhine haciz yoluyla takibe devam edilebileceğinden asıl borçlu şirket aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipten önce genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılması doğru olmadığından şirket yönünden takibin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kredi sözleşmesinin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olan ve aynı zamanda asıl borçlunun borçlarına karşılık taşınmazı üzerine ipotek tesis edilen …’nın, kefaletinden kaynaklı borçlarının ipotekle teminat altına alınması söz konusu olmadığından … aleyhine ipotek borçlusu sıfatıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve kredi sözleşmesindeki müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip olarak iki ayrı takip başlatılmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, ilk derece mahkemesince asıl borçlu şirketin şikayeti kabul edilerek asıl borçlu yönünden takibin iptaline, … yönünden ise şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, her iki borçlu yönünden şikayetin kabul edilerek takibin iptaline karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında şikayetçi borçlu şirketin şikayetinin kabulü ile, … 23. İcra Müdürlüğü’nün 2019/27850 E. sayılı dosyasındaki takibin adı geçen şirket yönünden iptaline, borçlu …’nın şikayetinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek, ileri sürülen hususların incelenmediğini, en azından asıl borçlu şirket için ilamsız takibin ipotek limitini aşan kısmı için devamına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde İİK’nın 45. maddesine aykırılık ve mükerrerlik iddiasına dayalı takibin iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nın 45. maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.