Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/8896 E. 2023/1821 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8896
KARAR NO : 2023/1821
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki icra müdürlüğü işlemini şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda Mahkemece şikayetin kabulüne, 26.11.2019 tarihli icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına, takip dosyasında 22.12.2016 tarihinden sonra konulan tüm hacizlerin fekkine karar verilmiştir.

Kararın alacaklı vekilince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, daha önce 24.12.2018 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, kaldırılan bu hacizler dışında takip dosyasında başka haciz konulmadığı gerekçesi ile şikayeti reddine karar verilmesi gerektiğinden alacaklı vekilinin istinaf talebinin esastan kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET
Borçlu şikayet dilekçesinde; TMSF 2. Tahsilat Dairesi Başkanlığının 04.01.2019 tarih ve 31043872-930-E.277 sayılı kararı ile borçlu şirket hakkında “Ticari ve İktisadi Bütünlük” kararı verildiğini ve takibin durdurulduğunu, 678 Sayılı KHK’nin 33 üncü maddesi gereğince ticari ve iktisadi bütünlük kararından itibaren iki yıl içinde şirketin mal ve haklarının haczedilemeyeceğini belirterek tüm hacizlerin fekki icra müdürlüğünden talep edilmiş ise de, icra müdürlüğünün 26.11.2019 tarihli kararı ile TMSF’nin kayyum olarak atanması nedeniyle hacizlerin kaldırılamayacağı, şirketin tüzel kişiliği devam ettiği gerekçesi ile talebin reddine karar verildiğini, icra müdürlüğünün usul ve yasaya aykırı 26.11.2019 tarihli kararının kaldırılarak tüm hacizlerin fekkini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; alacaklı taraf … iken dava dilekçesinde … Grup Yatırım İnş. Turz. A.Ş.’nin taraf olarak gösterildiğini, bu nedenle davanın öncelikle husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, haciz talebinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, dolayısıyla icra dosyasından haciz işlemi yapılmadığını, borçlunun şikayetinde hukuki yararının olmadığını belirterek şikayetin reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; borçlu şirket hakkında 22.12.2016 tarihinde ticari ve iktisadi bütünlük kararı verilmiş olup iki yıl süreyle haciz uygulanamayacağı, iki yıllık süre dolmadan 18.12.2018 tarihinde konkordato geçici mühlet kararı verilmiş olup geçici mühlet süresi dolmadan da 02.01.2019 tarihinde yine borçlu şirket hakkında ticari ve iktisadi bütünlük kararı verilmiş olması nedeniyle 22.12.2016 tarihinden sonra icra dosyasında haciz uygulanması mümkün olmadığı gerekçesi ile şikayetin kabulüne, 26.11.2019 tarihli müdürlük kararının kaldırılmasına, takip dosyasında 22.12.2016 tarihinden sonra konulan tüm hacizlerin fekkine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde; alacaklı … ve 3. kişi … Grup İnşaat Turizm A.Ş. yönünden şikayetin husumetten reddi ile taraflarına vekalet ücreti takdir edilmesini talep ettiklerini, icra dosyasında alacaklı vekili dilekçesinin havale tarihinin ve borçlu vekilinin haczin kaldırılmasına ilişkin dilekçe tarihinin 25.11.2019 olduğunu, 27.11.2019 tarihinde UYAP sistemine eklenen tensip zaptı ile takibin durdurulmasına, 25.11.2019 tarihli talebin reddine karar verildiğini, işbu davanın konusunun 25.11.2019 tarihli karar olduğunu, ancak ilk derece mahkemesi kararında dava konusu takipteki bütün hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, bu sebeple taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, ilk derece mahkemesince karar tefhim edildikten sonra usule ve yasaya aykırı şekilde ek duruşma açıldığını, HMK’nin 294/2 maddesi gereğince karar tefhim edildikten sonra tekrar duruşma açılmasının mümkün olmadığını belirterek hukuki dayanaktan yoksun olan ve usule aykırı şekilde yokluklarında verilen ilk derece mahkemesinin kararın kaldırılmasını, derdestlik, husumet ve hukuki yarar bulunmaması sebebiyle şikayetin reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; … 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/1077 E.-2019/1127 K. sayılı dosyasında şikayet konusunun icra müdürlüğünün 24.12.2018 tarihli haciz işlemi olduğu, … bu şikayet konusunun ise icra müdürlüğünün 25.11.2019 tarihli kararının kaldırılması talebine ilişkin bulunduğu, her iki dava konusunun farklı olması nedeniyle derdestlik itirazının yerinde görülmediği, şikayetçi borçlunun talebi Medeni Usul Hukuku anlamında dava niteliğinde olmayıp İİK’nın 16.maddesi kapsamında şikayet niteliğinde bulunduğu, bu bağlamda daha önce taraf olarak gösterilmeyen alacaklı ve vekilinin davalı olarak UYAP sistemine eklenmesi ve dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati kendilerine bildirilmek suretiyle davaya dahil edilmelerinde usulsüzlük bulunmadığı, icra müdürlüğünün 24.12.2018 tarihli haciz işlemine karşı yapılan şikayetle ilgili olarak mahkeme kararının istinafa taşındığı ve Dairenin 2022/524 E.- 2022/1028 K. sayılı kararı ile 24.12.2018 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, kaldırılan bu hacizler dışında takip dosyasında başka haciz bulunmadığı, bu durumda mahkemece şikayetin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesi ile alacaklı vekilinin istinaf talebinin esastan kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflarca temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Borçlu temyiz dilekçesinde; şirket hakkında 22.12.2016 tarihinde “Ticari ve İktisadi Bütünlük” kararı verildiğini ve iki yılda bir tekrarlandığını, iki yıl süreyle haciz uygulanamayacağını, 2 yıllık süre dolmadan 18.12.2018 tarihinde konkordato geçici mühlet kararı verildiğini, geçici mühlet kararı dolmadan da 02.01.2019 tarihinde yine şirket hakkında ticari ve iktisadi bütünlük kararı alındığı ve üçüncü kez 30.12.2020 tarihinde ticari ve iktisadi bütünlük kararının iki yıl süre ile yeniden verildiğini, 22.12.2016 tarihinden sonra icra dosyasında haciz uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, 2016 tarihinden itibaren hacizlerin bulunduğunu, şikayetin 2018 yılı öncesine ait olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Alacaklı vekili temyiz dilekçesinde; lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra müdürlüğü işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK 16 ıncı madde hükümleri

3. Değerlendirme
1.Alacaklının temyiz isteminin incelenmesinde;
2.3.2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 364/1. maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen ve miktar ve değeri Onbin Türk Lirası’nı geçen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Bu hükümde öngörülen kesinlik sınırı, 24.11.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 02.12.2016 tarihinden itibaren kırk bin Türk Lirası’na, 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 1. ve 2. maddesi ile 28.02.2019 tarihinden itibaren elli sekiz bin sekiz yüz Türk Lirası’na, 01.01.2020 tarihinden itibaren yetmiş iki bin yetmiş Türk Lirası’na, 01.01.2021 tarihinden itibaren yetmiş sekiz bin altı yüz otuz Türk Lirası’na, 01.01.2022 tarihinden itibaren de yüz yedi bin doksan Türk Lirası’na, 01.01.2023 tarihinden itibaren de 238.730,00 Türk Lirası’na çıkarılmıştır.
Temyiz, maktu vekalet ücretine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile uyuşmazlık konusu değerin, yukarıda belirtilen kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti yoktur.

2.Borçlunun temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlunun temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5311 sayılı Kanunla değişik İİK’nın 364/1-2. maddeleri ve 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 352. maddesi uyarınca alacaklının temyiz başvuru talebinin miktardan REDDİNE,

2-Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.