YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5146
KARAR NO : 2009/7305
KARAR TARİHİ : 30.04.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü 129 sayılı parselin kuzeyinde bulunan ve bu parselin devamı niteliğinde olan yer ile … Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı ile orman olarak tespit harici bırakılan 150 parsel ve bitişiğindeki çalılık olan yeri 1966 yılından beri kullandığını belirterek taşınmazın adına tescili için dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulü ile … Köyü Harmanyeri mevkiinde bulunan ve 4.6.2008 tarihli … bilirkişi raporunda D ile gösterilen 1300 m2 lik alan ile 8100 m2 büyüklüğündeki tutanağı iptal edilerek orman olarak tespit dışı bırakılan 150 sayılı parselin birleştirilerek davacı … mirasçısı … adına adına tapuya tesciline ve 4.6.2008 tarihli … bilirkişi krokisinde A ile gösterilen 2835,76 m2 lik alan ile 18900 m2 büyüklüğündeki … adına tapuda kayıtlı olan 129 sayılı parsel ile birleştirilerek davacı … mirasçısı … Canar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Yasanın 713. maddesi uyarınca açılan tapusuz taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1987 yılında orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapılmış, 5.2.1988-5.8.1988 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmazlar tahdit dışında bırakılmıştır. Arazi kadastrosu 1973 yılında yapılmış, çekişmeli yerler çalılık ve orman olarak tespit dışı bırakılmıştır.
Mahkemece, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 04.06.2008 tarihli … bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2835,76 m2’lik kısmın paftasında yol olarak bırakıldığı, 3402 Sayılı Yasanın 16.maddesi gereğince kamunun ortak kullanımına ayrılan ve … malı niteliğinde olan yolların kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olmadığı, aynı tarihli … bilirkişi raporunda (D) ile gösterilen 1300 m2’lik alanın 1973 yılında yapılan arazi kadastrosunda orman niteliği ile kadastro dışı bırakıldığı, bu yerin bitişiğindeki 150 sayılı parselin … Tapulama Mahkemesinin 1976/367-1978/68 sayılı dosyasına Orman Bakanlığınca gönderilen mütalaada (bu dosyada dava konusu edilen (D) kısmı) orman sayılan yer olduğunun bildirildiği, mahkeme kararının gerekçesinde de 150 parsel ile orman sayılan yerlerden olduğu doğudaki çalılığın dahi orman ağaçları ile kaplı olduğu, güneydeki yolun orman yolu olduğu açıklanmıştır. Her ne kadar orman kadastrosu sırasında bu yer tahdit dışında bırakılmış ise de, orman kadastrosunun kesinleştiği 05.08.1988 tarihinden dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği için gerekli 20 yıllık süreninde dolmadığı bir yana, bu yerin orman bütünlüğü içinde yer aldığı ve orman niteliğinde olduğu, davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşmadığı, dava konusu 150 sayılı parselin ise, kadastro sırasında tarla niteliği ile davacının babası Talip … adına tespit edildiği, Hazinenin itirazı üzerine … Tapulama Mahkemesinin 20.4.1978 gün ve 1976/367-1978/68 sayılı kararı ile 150 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile o tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince orman niteliğiyle tespit harici bırakılmasına dair verilen kararın 22.12.1978 günü kesinleştiği, 1982 Anayasasının 138/4. maddesindeki “Yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ile Orman Kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 02 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 23. maddesinde, orman kadastro komisyonlarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerin sayıldığı, bu maddenin 1. fıkrasının (G) bendinde “Devlet ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı” (halen yürürlükte olan 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 26/g maddesi) hükmünün bulunduğu, bu hüküm gereğince kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın, orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğu halde, yörede yapılan ve 01.03.1977 tarihinde ilan edilen orman kadastrosunda orman sınırı dışında bırakıldığı, ancak aynı maddenin 2.fıkrası gereğince bu olgunun kesinleşen mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, Anayasanın 169. maddesinde belirtildiği gibi ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilemeyeceği 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre davaya konu taşınmazın “herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırı içine alınabileceği ve Orman Yönetimi yada Hazine tarafından dava konusu taşınmazın her zaman orman olarak tescilinin mahkemeden de dava yoluyla istenebileceği, bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmadığı gibi … Tapulama Mahkemesinin 20.4.1978 gün ve 1976/367-1978/68 sayılı kararının, H.Y.U.Y.’nin 237.maddesi gereğince kesin hüküm oluşturduğu ve halefiyet yoluyla davacıyı da bağladığı, buna göre davanın tümden reddi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsizdir. Ayrıca parsellerin birleştirilmeleri idari işlemlerden olup mahkemelerce birleştirme kararı verilmez. Mahkemenin bu konudaki kabulü dahi yanlıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.04.2009 günü oybirliği ile karar verildi.