Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6955 E. 2023/698 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6955
KARAR NO : 2023/698
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili, davacı … ile … ve … tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı … tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacı ve davalının kardeş olup diğer kardeşleriyle birlikte 2000 yılında dava konusu taşınmazları birlikte satın aldıklarını ancak, davalı üzerine tescil edildiğini, o günden beri davalının tapuda paylarını devretmediğini belirterek, tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, 26.09.2019 tarihli celsede, dava dilekçesinde dahili davalı olarak gösterilen diğer kardeşlerin aslında davacı olduklarını, tapunun iptali ile hepsinin adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları kendi ad ve hesabına aldığını, hiç kimsenin bir hakkının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarih ve 2017/143 Esas, 2020/29 Karar sayılı kararıyla; davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili, davacı … ile … ve … istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2020 tarih ve 2020/648 Esas, 2020/665 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı … temyiz isteminde bulunmuştur. Dairemizin 06.01.2022 tarih ve 2021/2057 Esas, 2022/190 Karar sayılı kararıyla, davanın Sıracettin tarafından açıldığını, dava dilekçesinde davalı olarak Necmettin ve dahili davalılar olarak İzzettin, Nizamettin ve Doğan’ın gösterildiğini, dahili davalılar tarafından açılmış bir dava veya verilmiş asli müdahale dilekçesi bulunmamasına rağmen adı geçenlerin karar başlığında davacı olarak gösterilerek aleyhlerine hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek hüküm bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay ilgili hukuk dairesinin bozma kararı sonrası 21.09.2022 tarihli duruşmada davacı vekilinin yemin deliline dayanmak istemesi iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olup davalı vekilinin bu duruma açıkça muvafakati de olmadığından ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, davalı olan abisine güvenerek taşınmazı satın aldıklarını, yemin delilinin dikkate alınmadığını belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.

3. İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarih ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

4. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delâlet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

5. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarih ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır).

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yukarıda VI-C-2 bölümünde açıklanan ilkeler doğrultusunda, yazılı delil başlangıcı bulunmayan somut olayda sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gibi, daha önce davanın reddi üzerine istinaf başvurusunun reddine karar verildikten sonra davacı tarafından karar temyiz edilmediğinden davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğu anlaşılmaktadır.

3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.