Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2023/736 E. 2023/3346 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/736
KARAR NO : 2023/3346
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2019 tarihli ve 2018/194 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlik ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 21.01.2020 tarihli ve 2019/1078 Esas, 2020/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ancak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu hususun yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığı değerlendirilerek sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraati ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2022 tarihli ve 2022/2894 Esas, 2022/12007 Karar sayılı kararı ile “…sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi…” nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/2061 Esas, 2022/1528 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyizi; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, katılan ile aralarında düzenledikleri 21.12.2015 tarihli sözleşmeye eklemeler yaparak, katılan hakkında bu sözleşmeden dolayı alacaklı olduğundan bahisle Silifke İcra Müdürlüğünün 2017/4339 Esas sayılı dosyası üzerinden 100.000,00 TL bedelli icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin katılana tebliğ edildiği ve katılanın itirazı üzerine 17.11.2017 tarihli kararla icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanığın, katılan ile bir dairenin satışı için anlaştıklarını, daire karşılığı olarak kendisine ait Volkswagen marka otomobili noterde katılanın kardeşine devrettiğini, buna rağmen katılanın kendisine devretmesi gereken daireyi bilgisi ve rızası dışında üçüncü bir kişiye sattığını, bu nedenle mağdur olduğunu savunmuş olduğu belirlenmiştir.
3. Katılanın, söz konusu daireyi sanık …’in talimatıyla ve kendisinin de huzurunda tapuda Anka Capital Danışmanlık Ltd. Şti yetkilisi …’e devrettiğini belirtmiş olduğu anlaşılmıştır.
4. Tanık M. Ö.’nün, daireyi …’ndan satış tarihinden sonra 3 ay içerisinde ödenmek üzere 135.000 TL’ye satın aldığını ve bu daireyi …’nun bilgisi dahilinde …’den devraldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
5. Mahkemesince sanık …’in katılan ile aralarında yapmış olduğu sözleşmeye konu dairenin bilgi ve rızası ile tanık M.Ö.’ye devredilmesine rağmen katılandan alacaklı olduğundan bahisle hakkında icra takibi yapmak suretiyle atılı suçu işlediği gerekçesiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular değerlendirildiğinde; sanığın, katılan hakkında Silifke İcra Müdürlüğünün 2017/4339 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlattığı, ödeme emrinin katılana tebliğ edildiği, katılanın itirazı üzerine 17.11.2017 tarihli kararla icra takibinin durdurulmasına karar verildiği suça konu sözleşmenin bilgisayar ile yazıldığı, el yazısıyla sanık tarafından yapılan eklemelerin açıkça görüldüğü, katılan adına herhangi bir paraf veya imzanın da bulunmadığı, bu haliyle belgenin aldatıcılık özelliğinin olmadığı, sanık tarafından başlatılan icra takibinde ödeme emrinin katılanın itiraz dilekçesinde beyan etmiş olduğu adrese tebliğe gönderildiği, katılanın icra takibini öğrenmesi ve takibe itiraz etme imkanını ortadan kaldıracak herhangi bir hileli hareketin bulunmadığı gerekçeleriyle sanık tarafından dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturacak nitelikli bir hile mevcut olmadığından İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak sanık hakkında temyize konu beraat karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Sanığın, katılan ile aralarında düzenledikleri 21.12.2015 tarihli sözleşmeye eklemeler yaparak, katılan hakkında bu sözleşmeden dolayı alacaklı olduğundan bahisle Silifke İcra Müdürlüğünün 2017/4339 Esas sayılı dosyası üzerinden 100.000,00 TL bedelli icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin katılana tebliğ edildiği ve katılanın itirazı üzerine 17.11.2017 tarihli kararla icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddia edilen olayda; sanığın, katılan ile aralarında yapmış olduğu sözleşmeye konu daire karşılığında aracını devrettiği ve toplamda 20.000,00 TL paranın katılana ödendiği alınan beyanlardan anlaşılmış olup söz konusu dairenin tanık beyanından da anlaşıldığı üzere sanığın bilgisi ve rızası ile tanık M.Ö.’ye devredilmesine rağmen katılandan alacaklı olduğundan bahisle katılan aleyhine icra takibi yapmak suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi nedeniyle, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 16.11.2022 tarihli ve 2022/2061 Esas, 2022/1528 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.04.2023 tarihinde karar verildi.