Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8701 E. 2008/13177 K. 16.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8701
KARAR NO : 2008/13177
KARAR TARİHİ : 16.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı …, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1034 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … paşa Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yıllarında yapılan arazi kadastrolarında çekişmeli 1034 sayılı parsel 393 m2 yüzölçümünde arsa nitelikli taşınmaz, … …’ın atalarından intikalen zilyetliğinde iken 1988 yılında sattığından ve o tarihten beri zilyetliğinde olduğundan söz edilerek … … adına tesbit edilmiş, Vakıflar Yönetiminin açtığı davanın vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesinin 04.12.1991 gün ve 1991/2277-1090 sayılı kararının kesinleşmesiyle … … adına tescil edilmiş, 17.09.1992 tarihinde … Altuntaş’a satılmış, Hazine tarafından taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken yine kesinleşmiş 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, tapu kaydını iptali ve Hazne adına tapaye tescili istemiyle açılan davanın kabulüne ve taşınmazın
tapu kaydının iptal ve Hazine adına tesciline ilişkin Antalya Asliey 3 Hukuk Mahkemesinin 19.07.1996 gün ve 1995/691-705 sayılı kararının temyiz edilmeden kesinleşmesiyle taşınmaz Hazine adına tescil edilmiş, daha sonra 03.07.2000 tarihinde 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi gereğince …’a ihale ile satılmış ve tapuya kayıt edilmiştir.
Keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun tamamen iptal edildiği zannıyla hareket eden 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edilmiş olup, Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun geçerliliğini sürdürdüğü,
1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu tarım arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … Paşa Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin (2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçtiği, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonlarının, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonların yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenledikleri, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde toprak tevzi işlemlerinin de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve zilyetliğe hukukça değer verilemeyeceği, Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığı,
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesinin tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmayacağı, O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabileceği, makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosunun kesinleşeceği ve o taşınmazın hukuken orman niteliğini kazanacağı, Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesinin mümkün olmadığı, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu,
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul ettiği, Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanmasının gerektiği, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işleminin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve her zaman iptalinin istenebileceği(Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılamaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak bulunmadığı, bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremeyeceği(Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün olmadığı, özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesinin sahibine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı, H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya … ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebileceği, Çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı ve daha sonra yapılan 2/B uygulamalarına konu edilmediği, dava tarihi itibariyle halen devlet ormanı sınırları içindeki devlet ormanı olduğu belirlendiği halde, bu işlemi yok sayarak 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda kısmen orman sınırları dışında bırakılması işleminin, 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesi gereğince ikinci kadastro sayıldığından bütün hüküm ve sonuçları ile geçersiz olduğu, 2886 Sayılı Devlet İhale Yasasının 74. maddesi ile bu maddeye göre çıkartılan yönetmeliğin 58/e maddesine göre orman alanlarının satışının önlendiğine, bu nedenle orman niteliğiyle tapuda Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın, 2886 Sayılı Yasanın 45. maddesi gereğince Hazinenin özel mülkü gibi işlem yapılarak ihale yolu ile satışının hukuken geçerli olmadığı gözetilerek; davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 16/10/2008 günü oybirliği ile kara verildi.