YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14366
KARAR NO : 2023/2115
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2017 tarihli ve 2017/174 Esas, 2017/229 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 nci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle, 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/1252 Esas, 2018/1685 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerinin temyiz istemleri özetle;
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Delillerin yetersiz olduğu,
4.Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna, talimatla hareket etmediğine,
5.Bank … hesap hareketlerinin rutin olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine,
6.Dernek üyeliğinin müspet suç yönünden delil olarak kabul edilmeyeceğine,
7.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Bilirkişi M. A. P. tarafından düzenlenen 24.03.2017 tarihli Bank … nezdindeki hesap hareketlerine ilişkin yapılan tespitte, sanığın Bank Asyada katılım hesabının açık olduğu dönemlerde Vakıflar Bankasında ödemesi devam eden kredisinin bulunmasının ve Bank Asyadaki bakiyeyi herhangi bir yatırım hesabında değerlendirmemesinin mutat bir durum olmadığı, kredilere faiz ve komisyon ödendiği durumda hesaptaki duran tutarın yatırım hesabında değerlendirilmemesinin iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu, sanığın kendi ekonomik çıkarları dışında başka bir amacı gerçekleştirme saiki ile hareket ettiğinin kanaat ve sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Bank … isimli finans kuruluşunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait olduğu ve örgüte mali destek sağladığı, söz konusu finans kuruluşu olan Bank Asyanın mali yönden güç duruma düşmesi üzerine yapılan destek çağrıları üzerine sanığın 04.02.2014 tarihinde 12.900 TL, 18.06.2014 tarihinde 40.000 TL hesaba para yatırma işlemi yaptığı, 08.10.2015 tarihine kadar herhangi bir yatırım hesabında değerlendirilmediğinin bu banka kayıtları ile sabit olduğu, yine sanığın İzmir Kültürler Arası Diyalog Merkezi Derneği denetim kurulu asıl üyesi ile KHK ile kapatılan Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği İzmir Sahil Şubesi Yönetim Kurulu Yedek Üyesi, yine KHK ile kapatılan Ege Balkan Sosyal ve İktisadi ve Akademik İş Birliği Derneği Yönetim Kurulu Asıl Üyesi, KHK ile kapatılan Sivil Düşünce ve Demokrasi Hareketi Derneği üyesi olduğu ve ayrıca sanığın sahibi olduğu Özel Ergün Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursunun 667 sayılı KHK kapsamında kapatıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Silahlı örgüt üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir.
Ancak sanığın FETÖ/PDY üyesi olup olmadığı, bu terör örgütünün hiyerarşisine dahil olup olmadığı hususunda ortaya bir şüphenin çıktığı, mevcut delillerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığı, zira silahlı terör örgütüne üye olma suçu, failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıyla tamamlanır. Amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı göz önünde tutulması gereken herhangi bir meselede baş gösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Bu itibarla mahkememizde yapılan yargılamada ortaya çıkan kuşku nedeniyle sanığın FETÖ/PDY örgütünün hiyerarşisine dahil olmadığı ancak delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olmamakla ve bu örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.
Suçun işleniş biçimi dikkate alınarak alt sınırdan ayrılmayı gerektiren bir neden görülmediğinden, sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılmasını gerektiren bir neden görülmediğinden takdiren alt sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiği kanatine varılmıştır.
Sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden kişi olması nedeniyle cezası 5237 sayılı TCK’nın 220/7 nci md.sinin son cümlesi gereğince yardımının niteliği ve kapsamı dikkate alınarak takdiren 1/2 oranında indirilmiştir. Sanığın cezası 3713 sayılı TMK’nın 3 üncü maddesi delaletiyle 5/1 maddesi gereğince yarı oranında arttırılmıştır. Sanığın yargılama sürecindeki olumlu tutum ve davranışları, verilen cezanın geleceği üzerindeki olası ıslah edici etkisi nazara alınarak cezası TCK’nın 62/1 inci maddesi gereğince sanık hakkında takdiri indirim uygulanması gerektiği vicdani kanaatine varılmış ve mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, KHK ile kapatılan derneklerin yönetim ve denetim kurullarında üyeliği bulunan ve örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte Bank Asyada işlem gerçekleştirdiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/1252 Esas, 2018/1685 sayılı Kararında sanık müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …