YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11302
KARAR NO : 2008/12147
KARAR TARİHİ : 06.10.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, dava konusu … Beldesi, … Köyü 124 ada 3 parsel sayılı 518,12 m2 yüzölçümündeki taşınmazın öncesinin orman olması nedeniyle hükmen tapulama harici bırakılmasına ilişkin karar bulunduğu halde, 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasa ile değişik 10/C maddesine göre ihdasen … Belediyesi adına tapu oluşturularak yapılan imar uygulaması sonucunda davalıya satıldığından yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali istemiyle dava açmıştır. Orman Yönetimi, taşınmazın hükmen orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiğinden tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, öncesi orman olduğu hükmen belirlenen taşınmaz hakkında oluşturulan tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 01.03.1977 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Davacı Hazine, 05.11.1996 tarihli dava dilekçesinde … Beldesi, … Köyü, … mevkiinde 518,12 m2 yüzölçümlü ve arsa niteliğindeki 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın öncesinin orman olduğunun Silifke Tapulama Mahkemesinin 1966/289 E.-1967/49 sayılı kararı ile belirlendiğini, bu nedenle öncesi orman olması nedeniyle tapulama harici bırakılan bir yerin … Belediyesinin 11.07.1995 tarih 199 nolu Encümen kararı ile … Belediyesi adına ihdasen tescil edilerek 2981 Sayılı Yasanın 3290 Sayılı Yasayla değişik 10/C maddesi hükmüne göre yaptığı parselasyon planının ve satışın yasal dayanaklardan yoksun olduğunu ve yasaya aykırı olduğundan yolsuz olarak oluşturulan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tescilini istediği anlaşılmaktadır.
Davaya müdahil davacı sıfatıyla 12.03.1997 tarihli dilekçesiyle harçlı olarak katılan Orman Yönetimi de çekişmeli 124 ada 3 parsel numaralı taşınmazın öncesinin orman olduğunu, orman olgusunun Silifke Tapulama Mahkemesinin 1966/289-49 sayılı dosyasında ve yine Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/540-541-542 Esas sayılı dosyalarında saptandığını ve orman olduğu yolunda kesin hükümler bulunduğundan 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulama yönetmeliğinin 23/C maddesinde de “…Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı, herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış olsa dahi orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” hükme bağlandığından taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescilini istemiştir.
Orman Mühendisi … …, 19.02.1997 tarihli raporunda çekişmeli taşınmazın 01.03.1977 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen orman kadastrosunda 28 ila 12 orman tahdit sınır noktaları arasında orman dışı sahada bırakıldığını, ancak taşınmaz eğiminin % 25-30, toprak muhafaza karakteri taşıyan orman toprağı niteliğinde, üzerinde harnup, pırnal meşesi ve yabani zeytin gibi maki formasyonu olduğunu, 1957 çekim ve 1961 basım tarihli memleket haritasında da orman alanında kaldığını, halen bu vasfını muhafaza ettiğini ve orman sayılan yerlerden olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece; bir yerin orman olup olmadığı olgusunun, orman kadastrosu yapılmamışsa memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planına göre, orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmişse; kesinleşmiş tahdit haritasına göre çözümlenmesi gerektiği, taşınmazın kesinleşen tahdit sınırları dışında kaldığı ve Silifke Tapulama Mahkemesinin 1966/289-49 sayılı dosyasında taşınmazın ifrazdan önceki 169 numaralı parsel olup orman olduğunun belirlendiğini, ancak; bu mahkeme kararının taraflarının bu davada taraf olmamaları sebebiyle bağlayıcı olamayacağı, davalının tapu kaydına güvenerek iyi niyetli iktisabının korunmasının gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, mahkemenin bu kabulü toplanan delillere, dosya içeriğine ve somut olaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki;
Çekişmeli 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın imar, ifraz ve satış işlemleri öncesinde yörede 1962 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında 169 sayılı parsel olarak … Birliği (…) 93200 m2 yüzölçümüyle tarla ve harnupluk niteliğiyle … …, … … ve … … adlarına tesbitinin yapıldığı, Hazine ve Orman Yönetiminin itirazları üzerine Silifke Tapulama Mahkemesinin 1966/289-1967/49 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda o tarihte yürürlükte bulunan 6831 Sayılı Yasanın muvakkat 1. maddesi uyarınca alınan Tarım Bakanlığı mütalaasında orman sayılan yerlerden olduğunun bildirilmesi üzerine mahkemece yapılan tapulama tesbitinin iptaline ve 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman olarak tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği ve hükmün davalı gerçek kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.06.1967 gün ve 1901-4529 sayılı ilamı ile onanıp kesinleştiği ve Tapu Sicil Müdürlüğünce kesinleşen hüküm infaz edilerek 26.08.1969 gün ve 898 yevmiye ile 169 parsel numaralı taşınmazın tamamı orman olarak tapu kaydından terkin edildiği anlaşılmaktadır.
Bundan sonra; Silifke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/540, 1992/541 ve 1992/542 Esas sayılı dosyalarında … …, … … ve … … tarafından öncesi 169 parsel iken Tapulama Mahkemesi kararı ile orman olarak tapulama harici bırakılan taşınmazın zilyetliğe dayalı olarak adlarına tescili için açtıkları davaların kabulü yolunda kurulan hükümlerin Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.02.1992 gün ve 3194-1658, 05.12.1991 gün ve 3193-16704 ve 04.02.1992 gün 3192-1659 sayılı ilamlarında özet olarak; “Tescili talep edilen 169 parsel sayılı taşınmazın tamamının Tapulama mahkemesinin kesinleşen 1966/289 sayılı kararı ile öncesinin orman olduğunun belirlendiği, hükmün davacı gerçek kişileri bağlayacağı ve sonradan yörede yapılan orman kadastro çalışmaları sarısında taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasının kesin hüküm karşısında sonuç yaratmayacağı” gerekçeleriyle bozulduğu ve karar düzeltme istemlerinin de reddedildiği, bozma sonrası davalar takip edilmediğinden H.Y.U.Y.’nın 409. maddesine göre açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmektedir.
Dosya içindeki bilgilere, yukarıda açıklanan fiili ve hukuki olgulara göre, somut olayda; çekişmeli 124 ada 3 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 169 sayılı parselin, Tapulama Mahkemesinin 1966/289-49 sayılı ilamı ile öncesi orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca orman niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı, hükmün kesinleşmesi üzerine taşınmazın tamamının orman olarak tapu kaydından terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davacı Hazinenin davası 2981 Sayılı Yasanın uygulamasının yanlışlığı veya yasaya aykırılığı konusunda olmayıp, taşınmazın öncesinin hükmen orman sayılan yerlerden olduğuna, dolayısıyla mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Anayasanın 169 ve 170. Maddelerinde özel olarak düzenlenen Devlet Ormanları 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/D maddesine göre devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup kamu malı niteliğindedir. 6831 Sayılı Yasaya tabi kamu malı niteliği kazanan taşınmazların 2981 ve 3194 Sayılı Yasa hükümlerine tabi tutularak özel mülkiyete dönüştürmeye idari mercilerin yetkileri yoktur. Başka bir anlatımla, idari mercilerin yasadan kaynaklanan bir yetkileri bulunmayan konularda aldıkları kararlar yok hükmünde olup, buna dayanılarak yapılan tesciller yolsuz tescil niteliğindedir ve Medeni Yasanın 1023. Maddesi gereğince de iyi niyet iddiasında da bulunulamaz (H.G.K. 03.12.1997 gün 1997/1-655-1003 sayılı karar). Ayrıca, Anayasanın 138/4. Maddesindeki “yasama ve yürütme organlarıyla idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiç bir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmü ile 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve aynı yasanın 2/B maddelerinin uygulanması hakkındaki yönetmeliğin 23. Maddesinde orman kadastro komisyonlarınca Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması gereken yerlerin sayıldığı, bu maddenin 1. Fıkrasının (G) bendinde “Devlet Ormanı olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunan yerlerin Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı” halen yürürlükte olan 15.07.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmeliğin 26/g bendinde, kesinleşmiş mahkeme kararı ile orman olduğu saptanan taşınmazın orman kadastrosu yapıldığı sırada orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu gibi, aynı yönetmeliğin ikinci fıkrası gereğince orman rejimine girmiş olan yerlerin yörede 1977 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakılmasının mahkeme kararı ile orman olduğu belirlenen taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği, taşınmazın niteliğini belirleyen mahkeme kararının davalı yönünden kesin hüküm olmasada kuvvetli delil oluşturacağı, 05.11.2003 gün 4999 Sayılı yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne göre davaya konu taşınmazın ve herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalmış orman” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosunda orman sınırları içine alınabileceği, davalı tarafından koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına dayanarak satış bedelinin kendisine ödenmesini, sorumlu kişi ya da kuruluşdan isteyebileceği gözönünde bulundurularak davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 06/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.