Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6782 E. 2023/575 K. 31.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6782
KARAR NO : 2023/575
KARAR TARİHİ : 31.01.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 31.01.2023 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı … vekili Avukat … geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava konusu 865 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1987 yılında yapılan ıslah imar uygulaması ile müvekkili idare adına tapuda tescil edildiğini, 1987 yılından beri Hazine veya bir başkası tarafından dava açılmadığını, taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca açık arttırma yapılmak sureti ile davalıya satıldığını, taşınmazın satışına ilişkin Encümen kararının İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli ve 2010/2144 E., 2012/1232 K. sayılı kararı ile iptal edildiğini, İdarenin Mahkemenin kararı doğrultusunda işlem yapması gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davacının daha önce kendi yetkisi içerisinde olmayan işlemle taşınmazı ıslah planı ile adına tescil ettirdiğini, oysa taşınmazın bu nitelikte olmadığını, davacı adına oluşan önceki kaydın yolsuz olduğunu, tapu iptali ve tescilin talep edilemeyeceğini, taşınmazın bedeli ödenerek satın alındığını, davanın kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini, ihale bedelinin güncelleştirilerek davacı tarafa depo ettirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2016 tarihli ve 2014/118 E., 2016/586 K. sayılı kararıyla; Beykoz Belediyesi Encümen kararıyla davalı şirkete yapılan satışın Belediye meclis üyeleri tarafından iptali istemi ile açılan davanın İdare Mahkemesi tarafından kabul edildiği ve Belediye Meclis ve Encümen kararlarının iptal olunarak kesinleştiği, böylelikle dava konusu yerin davalıya satışına ait tasarrufun işlem temelinin çöktüğü, tapuyu geçiren işlem iptal olduğuna göre, tapu kaydının tekrar davacıya dönmesi ve ödenen bedelin de davacıdan alınarak davalıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 05.04.2017 tarihli ve 2017/289 E., 2017/339 K. sayılı kararıyla; “…İstinaf konusu eldeki davada, dava değerinin dava dilekçesinde 10.000,00 TL olarak gösterildiği ve bu miktar üzerinden harç yatırıldığı, Mahkemece yapılan keşif sonrasında taşınmazın değerinin 11.228.884,24 TL olarak belirlendiği, davacının 89.230,80 TL ve 102.530,48 TL tamamlama harcı yatırdığı, ancak davacının harcının dava değeri üzerinden tamamlanmadığı, bu durumda taşınmazın toplam değeri üzerinden harç alınması gerektiği halde yargılama sırasında eksik harç ikmal ettiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu taşınmazın keşfen belirlenen değeri (11.228.884,24 TL) üzerinden davacı tarafa harcın tamamlattırılması, ondan sonra yargılamaya devam olunması gerekirken yargısal harçlarla ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olmasına rağmen, bu husus dikkate alınmadan esas hakkında hüküm kurulduğu tespit edilmiştir. Yukarıda değinilen eksikliklerden yargı harcının tamamlatılmamış olması kamu düzenine ilişkin olup, davanın görülme şartıdır. Bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.a.4. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine” karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2021 tarihli ve 2017/234 E., 2021/289 K. sayılı kararıyla; Beykoz Belediye Meclisinin 11.05.2017 tarihli ve 2007/40 sayılı kararı ve Belediye Encümeninin 22.06.2010 tarihli ve 2010/221 sayılı kararına istinaden Beykoz Belediye Encümeninin 10/08/2010 tarihli ve 2010/269 sayılı kararı ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 45. maddesi gereğince açık teklif usulüyle dava konusu 865 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin 5.255.000,00 TL’ye ihale ile davalı şirket adına 20/09/2020 tarihli ve 4916 yevmiye sayılı işlemle tescil edildiği, Danıştay 13. Dairesinin 2012/1935 Esas, 2015/3467 Karar sayılı kararı ile Encümen kararının kesin olarak iptaline karar verildiği, böylece davalı adına yapılan tescilin hukuki dayanağının ortadan kalktığı, dolayısıyla tescil işleminin yolsuz hale geldiği, davalının taşınmazın güncel değeri konusunda haklarını saklı tuttuğu, bu yönde bir talebinin olmadığı, davacının müspet ve menfi zararı için ayrı bir dava açabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ç. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesi Kararına Karşı İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

D. İstinaf Nedenleri
Davalı vekili, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının mülkiyet hakkının gasp edildiğini, tapuya … prensibinin ihlal edildiğini, mülkiyet hakkının Anayasa ile güvence altına alındığını, müvekkilinin iyi niyetli olarak tapuya güvenerek taşınmazı satın aldığını, Mahkemenin hatalı ve eksik inceleme ile karar verdiğini, müvekkilinin ihaleye girmeden önce tapuda araştırma yaptığını, davalının iyi niyetinin gereği gibi değerlendirilmediğini, bilirkişilerce incelenmediğini, ıslah imar uygulamasının iptal edildiğine ilişkin Mahkemece verilmiş kesin bir hüküm olmadığını, Hazinenin dosya davacısı aleyhine açtığı bir tapu iptali ve tescil davası olmadığını, taşınmazın geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak davalı tarafından edinildiğini, teminatsız tedbir kararı verilmesinin yasaya ve menfaatler dengesine aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

E . Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli ve 2021/1970 E., 2022/1188 K. sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinın kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b.1. maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinde; “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” 1022. maddesinin birinci fıkrasında ise “Aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır.” hükmü düzenlenmiştir.

Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, ayni haklar tapu siciline tescil ile doğar ve tescilin hukuki netice doğurabilmesi için de geçerli bir hukuki sebebinin bulunması zorunludur. Bu hususun tapunun illilik prensibinden kaynaklandığı açıktır. Oysa, oluşan sicilin hukuken geçerli bir sebebi bulunmadığı takdirde, tescilin yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı ve sicilin iptali gerekeceğinde kuşku yoktur.

3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 575.283,81 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davacı … vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

31.01.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.