YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6890
KARAR NO : 2023/621
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı kendi adına asaleten bir kısım davalılara vekaleten Av. … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 28.02.1933’te vefat eden kök muris İsa’nın resmi nikahlı eşi İslim’in 10.07.1933’te vefat ettiğini, murise ait Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 19. Kanunisani.1935 tarih 1935/192-8 E. K. sayılı mirasçılık belgesinde murisin eşi olarak Mehmet kızı İslim’e pay verildiğini, murisin resmi nikahlı eşinin Müslüm ve Medine kızı İslim olduğunu belirterek anılan mirasçlık belgesinin iptaliyle murise ait yeni mirasçılık belgesinin verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.05.2004 tarihli ve 1994/960 Esas, 2004/533 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 14.06.2011 tarihli ve 2011/2361 Esas, 2011/4043 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 23.11.2015 tarihli ve 2011/1008 Esas, 2015/701 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde kendi adına asaleten bir kısım davalılara vekaleten Av. … temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 18.10.2017 tarih ve 2017/3986 Esas, 2017/7671 Karar sayılı ilamında; kök muris Osman oğlu İsa’nın 28.02.1933’te, eşi Müslüm kızı İslim’in 10.07.1933’te öldüğü gerekçesiyle davanın kabulüne dair hüküm kurulmuşsa da 19. Kanunisani.1935 tarih 1935/192-8 E. K. sayılı mirasçılık belgesi uyarınca Hacı İsa karısı İslim’in 30.03.1936 tarihinde Ziraat Bankası müteselsil borç kefaletini ve aynı tarihli taahhütname işlemlerini yaptığı, muris İsa’nın resmi nikahlı eşi Müslüm kızı İslim’in ölü tarihinin 10.07.1933 olduğu anlaşıldığı,
3. Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/698 Esas, 1989/175 Karar sayılı dosyasında, aynı taleple dava açıldığı, 23.02.1989 tarihli 4. celse 1 No.lu ara karar ile davacı tarafından öldüğü bildirilen kök muris İsa’nın karısı Müslüm kızı İslim’in ölüm kaydının düşülmesi için mehil verildiği, Altınbaşak Köyü Muhtarının 06.03.1989 tarihli yazısında 10.07.1933 tarihinde vefat eden Müslüm-Medine kızı 1280 doğumlu …’in vefatı sırasında muhtar olmadığı için ölüm bilgisini veremediğinin belirtildiği, davanın kabulüne karar verildiği, bir kısım davalı vekilinin temyiz talebi üzerine hükmün Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.1990 tarih 880/1940 E. K. sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, davalı … ve Yaşar Öncel vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.12.1990 tarih, 11757-12718 E. K. sayılı kararında “iptali istenen Urfa Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 1935/192-8 sayılı veraset belgesinde davacı … ile ana ve baba bir kardeşler Ali ve İslim’in anaları İslim’in mirasbırakanın karısı olup kocasından önce öldüğü kabul edilmiştir. Anılan veraset belgesinin iptali davası sırasında ise mirasbırakanın kayden karısı Müslüm ve Medine’den doğma İslim’in nüfus kayıtlarında sağ olması nedeniyle dava sırasında ölümü 1933 olarak nüfusa tescil ettirilmiştir. Ölüm tescil evrakının geldiği son duruşmada bildirilmiş, bir kısım davalılar vekili inceleme için mehil istemiştir. Usüle uygun olan belgelere inceleme süresinin verilmemesi savunmayı kısıtlayan usul yanlıştır ve bozma nedenidir. Diğer yandan iptali istenen veraset belgesindeki murisin karısı kabul edilen Mehmet kızı İslim’in mirasbırakanın ikinci karısı olup olmadığı yönünün taraflara kanıtlatmadan yazılı şekilde hüküm kurulması keza usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki temyiz incelemesi sırasında açıklanan yönler göz önüne alınmadan hüküm onanmış olmakla karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.” denilerek karar düzeltme talebinin kabulüyle, onama kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verildiği ve mahkemenin 1991/64-546 Esas sayısına kaydedilen dosya hakkında 26.07.1991 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,
4. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.12.1990 tarih, 11757-12718 E. K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Mehmet (Mehmet Sıddık) kızı İslim isminde bir mirasçının olup olmadığı araştırılarak, böyle bir mirasçı varsa nüfus kayıtlarının teminiyle mirasçıları davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, muris adına kayıtlı olup iptali istenen veraset belgesi ile intikal işlemi gerçekleştirilen taşınmazların tüm tedavüllü kayıtları getirtilerek incelenmeli, davaya dahil edilen kişilerden de varsa delilleri sorulup saptanmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; mirasçılardan 1981doğumlu H. Hüseyin’in 1971 yılında bekar olarak vefat ettiği, İsa’nın tüm çocuklarının Müslüm ve Medine kızı İslim’in çocukları olarak nüfusa kayıt edildiği, ancak dosya arasında bulunan Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1935/192 Esas, 1935/8 Karar sayılı veraset ilamı dosyasında davacılar ve bir kısım davalılar Ali , Hüseyin ve İslim ‘in Müslim ve Medine kızı 1864 doğumlu İslim ‘den, Mehmet Sıddık ve Cemile’nin Mehmet ve Hatice kızı İslim’ den olduğunu iddia edildiği, ancak nüfus kayıtlarında tüm çocukların Müslim ve Medine kızı 1864 doğumlu İslim ‘den olduğu görüldüğü, bunun aksi de yargılama sırasında ispat edilemediği, yine tüm dosya kapsamında muris İsa’nın Mehmet kızı İslim isminde ikinci bir eşi veya Mehmet kızı İslim’den olma çocuğu tespit edilemediği, bu nedenle Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1935/192 Esas, 1935/8 Karar sayılı veraset ilamının iptaline karar verilerek 28/02/1933 yılında ölen kök muris Osman ve Emine oğlu 1869 doğumlu 46951855160 TC kimlik numaralı (Hacı) İsa’nın mirasçılarının tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kendi adına asaleten bir kısım davalılara vekaleten Av. … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Kendi adına asaleten bir kısım davalılara vekaleten av. … temyiz dilekçesinde özetle; murisin mirasçılarından olan Mehmet kızı İslim’e yönelik yeterince araştırma yapılmadığı, nitekim Mehmet kızı İslim’in murisin gayri resmi eşi değil Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan resmi nikahlı eşi olduğunu, Müslüm kızı İslim’in ise muristen önce öldüğü ancak nüfusta şifahi beyan nazara alınarak muristen sonra ölmüş gibi tescil edildiğini, davada görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris Hacı İsa’nın Mehmet kızı İslim adında ikinci bir eşi olup olmadığı, var ise yapılan evliliğin Medeni Kanundan önce yapılıp yapılmadığına göre eşin mirasçı olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. Dava mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır. Mirasçılık belgesi, aksi ispat edilinceye kadar, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge; miras bırakan ile mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir.
2. 4722 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca, miras hükümleri, mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre belirlenir.
3. Bu tür davaların kural olarak hasımsız açılması ve çekişmesiz yargı yolu ile görülüp sonuçlandırılması gerekir. Bu olgunun sonucu olarak bu tür davalar sonucunda verilen hükümler kesin hüküm oluşturmadığı gibi, hatalı oldukları öne sürülerek her zaman için iptalleri de istenebilir. Resen araştırma prensibi egemen olan bu tür davalarda, davacı taraf sadece miras bırakanın öldüğünü, kendisinin soybağı, evlilik veya evlat edinme nedeniyle miras bırakanın mirasçısı olduğunu ve dava dilekçesindeki diğer iddialarını kanıtlamak zorundadır. Nüfus aile kayıtlarını getirterek miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve tüm mirasçıların miras paylarını belirlemek ise hakimin görevidir. Mirasçıların ve paylarının belirlenebilmesi için gider yapılması gerektiğinde bu giderlerin davacı tarafça karşılanması gerektiği kuşkusuzdur.
4. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında ise, mirasçılar arasında zorunlu arkadaşlık bulunmaktadır. Dava sonucunda verilecek hükümle hukuksal durumları etkilenebileceğinden bu tür davalarda iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilen kişiler ile, ölmüşlerse bunların mirasçılarının davada taraf olmaları zorunludur. Taraf koşulu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca öne sürülmese dahi mahkemelerce kendiliğinden incelenmesi gerekir. Mirasçılık belgesinin iptali davalarında da davacı taraf miras bırakanın mirasçısı olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde mirasçı olarak gösterilmediğini ve pay verilmediğini veya mirasçı gösterilmesine rağmen mirastan kendisine olması gerekenden daha az pay verildiğini, bu nedenle önceki günlü mirasçılık belgesinin hatalı olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu tür davalarda da miras bırakanın diğer mirasçılarını tespit etmek ve mirasçıların miras paylarını belirlemek hakimin görevidir ve re’sen araştırma ilkesi uyarınca, davanın ispatı için gerekli bütün delillere başvurabilir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemece Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyulsa da gereği yerine getirilmemiştir. Öncelikle mirasçılık belgesinin iptali davaları re’sen araştırma ilkesine tabi olduğundan, Mahkememin, murisin çocukları Mehmet Sıddık ve Cemile’nin Mehmet ve Hatice kızı İslim’den olduğunu iddia edildiği, ancak nüfus kayıtlarında tüm çocukların Müslim ve Medine kızı 1864 doğumlu İslim’den olduğu görüldüğü, bunun aksi de yargılama sırasında ispat edilemediği gerekçesine katılmak mümkün değildir. Nitekim, muris İsa’nın nüfusta eşi olarak görünen Müslüm kızı İslim’in nüfus kayıtlarına göre 10.07.1933’te vefat ettiği, oysa ki 28.11.1950 tarihli tapu senedinde ise iptali talep edilen mirasçılık belgesine göre murisin sağ kalan eşi olarak mirasçı sıfatı ile hareket eden Mehmet kızı İslim’in muris İsa’dan intikalen gelen miras payını diğer mirasçı Mehmet Sıddık Öncel’e satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda nüfus kayıtlarında 1933 yılında vefat ettiği görülen Müslüm kızı İslim’in 1950 yılında miras payını devredeceği de düşünülemez. Bu bakımdan Mahkemenin murisin tüm çocuklarının Müslüm kızı İslim’den olduğu, aksinin kanıtlanamadığına yönelik kabulü doğru değildir. Kaldı ki 30.03.1936 tarihli Ziraat Bankasında düzenlenen müteselsil borç kefalet senedinde ise murisin mirasçıları sıfatıyla kızları Cemile ve İslim ile birlikte murisin karısı İslim’in muris Haci İsa’nın Ziraat Bankasına olan borcundan dolayı hisselerine düşen kısma mukabil ve bankaya olan borca vermek şartıyla diğer hissedarlar Ali, Hüseyin, Sıddık’a terk ve temlik ettiklerini beyan ederek imza attıkları görülmüştür. Yine iptali istenen 19. Kanunisani 1935 tarih ve 1935/192-8 Esas, Karar sayılı mirasçılık belgesini murisin Müslüm kızı İslim’den olma oğlu Hüseyin’in talep ettiği ve bu mirasçılık belgesinde murisin kendisinden önce ölen karısı İslim’den doğan çocukları ile murisin karısı olarak Mehmet kızı İslim’e pay verildiği, murisin alt soyu olan mirasçılarca murisin tüm çocuklarının Mehmet kızı İslim’den olduğuna yönelik bir itirazda da bulunmadıkları gibi yukarıda bahsi geçen tapu ve banka işlemlerinin de mirasçılarca iptali istenen mirasçılık belgesine istinaden yapıldığı görülmektedir. Üstelik iptali istenen mirasçılık belgesinde Mehmet kızı İslim’e pay verilmiş olduğundan Mahkemece usulüne uygun olarak araştırma yapılarak varsa davada taraf olmayan Mehmet kızı İslim’in mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin de sağlanması gereklidir.
2. İptali istenen mirasçılık belgesinde muris Hacı İsa’nın eşi olarak Mehmet kızı İslim’e pay verilmiş, Müslüm kızı İslim’in ise kendisinden önce vefat ettiği belirtilmiştir. Diğer yandan Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi 1988/698 Esas sayılı davanın görülmesi sırasında Müslüm Kızı İslim’in sağ olarak gözüken kaydı 10.07.1933 olarak, muris Hacı İsa’nın ölüm tarihinden sonra olmak üzere, tescil edilmiştir. Bu durum karşısında muris Haci İsa ölümünden sonra sağ kalan iki eşi gözükmekte olup, murisin Mehmet kızı İslim’le olan evliliğinin Medeni Kanunundan önce gerçekleşip gerçekleşmediğinin dolayısıyla geçerli bir evliliğinin mevcut bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Nitekim, Mehmet kızı İslim’in muris Hacı İsa ile olan evliliğinin gayri resmi bir evlilik olduğunun tespiti halinde mirasçıların miras payları bu duruma göre dağıtılacaktır.
3. Öte yandan, Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi 1988/698 Esas, 1989/175 Karar sayılı dosyada da eldeki davayla aynı taleple dava açıldığı, davanın kabulüne ilişkin kararın ilk olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesince onandığı, karar düzeltme talebi ile kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bozma kararında ise iptali istenen mirasçılık belgesinde murisin eşi Müslüm kızı İslim’in muristen önce öldüğünün yazıldığı, davanın görülmesi sırasında ise Müslüm kızı İslim’in nüfus kayıtlarında sağ olarak gözükmesi nedeniyle ölümünün 1933 olarak tescil ettirildiği, ölüm tescil evrakına yönelik ise davalılar vekilince inceleme için mehil verilmediğine işaret edilmiştir. Bu bakımdan iptali istenen mirasçılık belgesinde ölü olduğu kabul edilen Müslüm kızı İslim’in Şanlıurfa Sulh Hukuk Mahkemesi 1988/698 Esas sayılı davanın görülmesi sırasında sağ olması nedeniyle ölüm tarihinin 1933 olarak tescil edilmesinin davalıların aleyhine miras paylarını değiştireceği açıktır. Bu nedenle davalıların kayda yönelik iddialarına da değer verilmek suretiyle yargılama yapılmaması da savunmanın kısıtlanması anlamına gelecektir.
4. Açıklanan nedenlerle bozma gereği yerine getirilmeksizin yanılgılı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1,2,3,4) No.lu paragraflarda açıklanan nedenlerle, kendi adına asaleten bir kısım davalılara vekaleten Av. … temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın istek hâlinde yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.