Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5747 E. 2023/1071 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5747
KARAR NO : 2023/1071
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; paydaşı oldukları 942 ada 7 parsel sayılı taşınmaza bina inşa etmek istediklerini ancak davalılar mirasbırakanı tarafından komşu taşınmaza inşa edilen yapının taşınmaza tecavüzlü olmasından dolayı ruhsat alamadıklarını ileri sürerek davalıların elatmalarının önlenmesine, yapının yıkılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalılar, mirasbırakanları tarafından inşa edilen yapının bulunduğu taşınmazda tapu tahsis belgesi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; müdahalenin keşfen sabit olduğu gerekçesiyle bir kısım davalılar yönünden davanın kabulü ile elatmalarının önlenmesine, yapının taşan kısmının yıkılmasına, davalı …’ye yönelik elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, yıkım isteğinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8.Hukuk Dairesince: “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli, arsa nitelikli 942 ada, 7 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına kayıtlı olduğu, taşınmazın beyanlar hanesinde muhtelif sayıda yapıların dava dışı kişilere ait olduğuna dair şerhin bulunduğu, davalılar murisi Mehmet Uzun adına 219 ada, 1 parsel sayılı taşınmazda 17.7.1986 tarihli tapu tahsis belgesinin bulunduğu, taşınmazın İstanbul Belediyesi adına kayıtlı olduğu, 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan davalılara ait yapının 2.17m² davacıların taşınmazına tecavüzlü olduğu, taşınmazların bulunduğu mahalde 23.03.1998 tarihinde imar uygulaması yapıldığı anlaşılmaktadır. 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan 5 kapı numaralı ve davalılar mirasbırakanı tarafından inşa edildiği anlaşılan yapının davacı taşınmazına tecavüzlü olduğu açıktır…taşkınlığın imar uygulaması sonucu oluşup oluşmadığı araştırılmadığı gibi çekişme konusu 7 parsel sayılı taşınmazda bulunan ve davalıların mirasbırakanı Vasfiye Uzun’a ait olduğu belirtilen yapının davaya konu yapı olup olmadığı da tespit edilmiş değildir.

Hal böyle olunca; taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının saptanması, beyanlar hanesindeki şerhlerin dava konusu yapıya ait olup olmadığının tespit edilmesi, şerhin taşkın yapıya ait olduğunun belirlenmesi halinde imar uygulamasından önce yapıldığı ve tapu tahsis belgesi de gözetilerek davacılara yapı değerinin depo edilmesi için önel verilmesi, depo edildiği takdirde davanın kabulüne karar verilmesi, edilmediği takdirde davanın reddedilmesi, şerhin yapıya ait olmadığının saptanması halinde sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında: “…eski 219 ada, 1 parselde davalıların murisi Vasfiye Uzun’un da aralarında bulunduğu çok sayıda muhdesat yapılmış olduğu, Mehmet Uzun adına, yapmış olduğu 77 metrekarelik tek katlı gecekondu ile ilgili 1986 yılında Tapu Tahsis Belgesi verilmiş olduğu, 1998 yılında 219 ada, 1 parselin imar uygulamasına tabi tutularak 941 ada ve 942 ada olmak üzere iki adaya ayrıldığı, 941 ada üzerinde toplam 9 adet parsel, 942 ada üzerinde de toplam 8 adet parsel oluşturulduğu, 942 ada, 7 parsel ile ilgili olarak davalılar ve Aptullah Uzun’un mirasçıları (Fatma Uzun, …, Hatice Kılıç ve …) arsa sahibi sıfatı ile Gülmetay İnşaat ile 15.12.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıkları, bu sözleşmeye istinaden yüklenicinin gösterdiği kişilere inşaat yapımı ile ilgili geniş yetkiler içeren vekaletname verdikleri, ancak 7 numaralı parselin daha sonra 18.06.2012 tarihinde, İstanbul Belediyesi tarafından Aptullah Uzun varislerine satılmış olduğu, onlardan da 34 hissenin Yüklenici Gülmetay İnşaat’a intikal ettiği, davalıların kullandıkları bina ile ilgili olarak gerek tapu kaydında, gerekse imardan sonraki parselasyonda herhangi bir bilgi bulunmadığı, imardan önce aynı parsel üzerinde pek çok bina bulunduğu, kimin hangi alanı kullandığının sınırlandırılmamış olması nedeni ile herhangi bir tecavüzden bahsedilemeyeceği, ancak parselasyon yapılıp 7 numaralı parselin sınırlarının çizilmesinden sonra davalıların kullandığı binanın 7 numaralı parsele tecavüzlü duruma geldiği, tecavüzlü alanın 2,17 metrekare olduğu, tapu kayıtlarındaki şerhler hanesinde davalıların binası ile ilgili bir beyan bulunmamakta olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşkınlığın imar sonrası oluştuğunu, mahkemenin bilirkişi heyet raporunu yanlış yorumlayarak karar verdiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus M.K.nun 684. maddesinde açıkca vurgulanmıştır. Ne var ki, yürürlükten kalkmış olan 6785 sayılı yasanın l605 sayılı yasa ile değişik 42/c ve halen yürürlükte bulunan 3l94 sayılı imar yasasının l8. maddelerinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça (mütemmim cüz) olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmıştır.

2.Öte yandan, zeminin maliki olan kişinin taşınmazı bizzat kullanma yetkisi sınırlanmış, ayrılmaz parça (mütemmim cüz) durumunda olan yapı üzerinde tasarruf etme gücü özel yasa ile kısıtlanmıştır.

3.298l sayılı Yasanın 3290 sayılı Yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirmiştir.

4.Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz. İşte bu nedenle yukarıda değinildiği gibi yasa koyucu imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duymuştur.

3. Değerlendirme
Bozma sonrasında alınan 18.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, dava konusu 7 parsel sayılı taşınmaza, davalılara ait binanın 2,17 metrekare tecavüzlü olduğu, oluşan taşkınlığın imar uygulması neticesinde meydana geldiği, davalıların iradesi dışında idari işleme dayalı olarak taşkınlığın oluştuğu gözetilerek, tecavüzlü yapının bedelinin hesaplanarak ilgili bedelin depo edilmesi için süre verilmesi, depo edildiği takdirde davanın kabulüne karar verilmesi, depo edilmediği takdirde davanın reddedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.