YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11108
KARAR NO : 2008/14606
KARAR TARİHİ : 06.11.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2006 gün ve 2006/7041-8101 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gereklerinin yerine getirilmediği, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporuna göre, uygulanan en eski tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın orman olarak nitelendirilen bölümü için için davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, orman kadastro sınırları içinde kalan bölüm için kabul kararı verilmesi doğru olmadığı, bu nedenle, öncelikle, dava dosyası bozma kararından önceki keşfe katılan bilirkişiler … … ve Muammer … yeminleri tahtında verilerek, çekişmeli taşınmazın en eski tarihli memleket haritasında yeşile boyanarak orman olarak nitelendirilen bölümünün infaza olanak tanıyan ölçekli krokisinin düzenlettirilmesi ve davacı yönetimin bu bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu Hacıosmanlar köyü 282 sayılı parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline davalının taşınmaza el atmasının önlenmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal tescil ve elatmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
1977 yılında yapılan genel kadastroda Hacıosmanlar Köyü 282 parsel sayılı 24560 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle 301 tahrir numaralı vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbiti 12.4.1978 ila 11.05.1978 tarihinde yapılan askı ilanı sonunda itirazsız kesinleşmiştir.
… tarafından Hacıosmanlar Köyü 282 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı olduğu tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiş, mahkemenin davanın kısmen kabulüne, bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 4900 m2 bölüm için açılan davanın kabulüne, (A) ile gösterilen 19660 m2 bölüm için açılan davanın reddine ilişkin 09.09.1997 gün ve 1997/145-429 sayılı kararı, Orman Yönetiminin temyizi üzerine 20. Hukuk Dairesi 14.02.2000 gün ve 2000/889-1148 sayılı kararıyla araştırmaya yönelik olarak bozulmuş,
Bozma kararına uyulduktan sonra yapılan araştırma inceleme ve 08.04.2001 günlü keşif sonucu Orman Bilirkişi Muammer … ve … bilirkişi … … tarafından düzenlenen
-2- 2008/11108 – 14606
18.05.2004 tarihli raporda çekişmeli parselin 4900 m2 bölümünün tahdit içinde kaldığı bildirilip ve orman sınır hattına irtibatlı kroki çizilmiş, çekişmeli parselin memleket haritasındaki konumunu gösterilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesince eksikliğin giderilmesi istenmiş, aynı bilirkişiler tarafından düzenlenen 09.12.2005 tarihli ek raporda ve krokide bu kez de, çekişmeli parselin köşe koordinatlarına göre 1984 yılı memleket haritası ile çakıştırılıp, kısmen memleket haritasında orman olan bölümü gösterilmiş, Mahkemenin, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Hacıosmanlar köyü 282 sayılı parselin bilirkişiler … … ve Muammer … tarafından düzenlenen krokide (B) ile gösterilen 4900 m2 bölümün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline davalının bu bölüne ilişkin el atmasının önlenmesine kalan bölümün kayıt üzerinde bırakılmasına ilişkin 15.06.2004 gün ve 2001/459-2004/606 sayılı kararı Yargıtay 20. hukuk Dairesince yukarıda söz edildiği gibi bozulmuştur.
İkinci bozma kararına da uyulup, keşif yapılmadan yeminleri hatırlatılarak dosya aynı orman bilirkişi ve … bilirkişiye verilmiş, Orman Yüksek Mühendisi Bilirkişi Muammer … ve … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 10.05.2007 tarihli raporda yöreye ait pafta ile 1/25000 ölçekli memleket haritasının koordinat dönüşümü ile çıkıştırıldığı, ölçeğin 1/5000 e dönüştürüldüğü, orman kadastro sınırının ekli krokide kalın mavi çizgi ile, parsel sınırlarının ise ince mavi çizgi ile gösterildiği, taşınmazın1958 memleket haritasında orman olarak simgelenen yeşil alanda kaldığı, 1943 orman kadastrosunda taşınmazın (B) ile gösterilen 4900 m2 bölümü tahdit içinde bırakıldığı bildirilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen gerekleri tam olarak yerine getirildiği söylenemez, şöyle ki, Orman Bilirkişisi Muammer … ve … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 18.05.2004 tarihli rapor ve 09.12.2005 tarihli ek rapor ve ekli krokilerinde çekişmeli parsel eski tarihli memleket haritasında kısmen orman sınırları içinde kalacak şekilde işaretlendiği halde, ikinci Yargıtay Bozmasından sonra aynı bilirkişiler tarafından düzenlenen 10.07.2007 tarihli ek rapor ve bilirkişi müşterek krokisinde çekişmeli parselin tamamı orman olarak nitelendirilen alanda kalacak biçimde, kadastro krokisi ve memleket haritasındaki doğal sınırlara uymayacak biçimde memleket haritasında işaretlendiği halde, mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış ve yöntemince çelişki giderilmemiştir. Bu haliyle, bilirkişilerin eski tarihli memleket haritasını yöntemince uygulayıp uygulamadıkları konusunda tereddüt oluştuğundan bu raporlar hükme dayanak yapılamaz.
Dosya içeriğinden, tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Bilirkişiler tarafından, taşınmazın kısmen 1943 kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptandığına göre; bu durumda, mahkemece eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında; bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45.maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile
-3- 2008/11108 – 14606
iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı , öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli;
Dava konusu taşınmazın kısmen 1943 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran kişiye iadesine 06.11.2008 günü oybirliği ile karar verildi.