Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8782 E. 2023/2705 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8782
KARAR NO : 2023/2705
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2015 tarihli ve 2014/40 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; “Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık … müdafiilerinin anılan hükme ilişen ve fakat yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak: 1-5271 sayılı CMK.nun 225.maddesindeki düzenleme gözetildiğinde; sanık … hakkında sahte olarak düzenlediği iddiası bulunmayan idare mahkemelerince verilen yürütmeyi durdurma kararlarına konu işlemlere ilişkin tutanaklarda hükme esas alınıp bu suretle adı geçen sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 204/3.maddesi uygulanmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması, 2-Kabule göre de; gerektiği halde sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/5.maddesinde düzenlenen yoksunluğun uygulanmaması, 3-5237 sayılı TCK.nun 53.maddesine ilişkin sair uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4-Karar başlığına sanık …’ın mahkumiyetine konu suç adının yazılmaması, ” yasaya aykırı bulunduğundan hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiilerin temyiz isteği, sanığın suça konu dava dilekçeleri ve yetki belgesinin tanzimine ilişkin iştirakinin olmadığına, kabule göre de mahkemenin suç vasfının tayininde hataya düştüğüne ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Avukat olan sanığın Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2012/836 Esas ve aynı yer 8. İdare Mahkemesinin 2012/879 Esaslarına kayden açılan davalara ilişkin dava dilekçelerini, Avukat …’nın imzasını taklit etmek veya ettirmek suretiyle ondan habersiz şekilde düzenleyerek mahkemesine sunduğu, 22.05.2012 tarihli yetki belgesindeki Avukat …’nın imzasını taklit etmek veya ettirmek suretiyle usulsüz şekilde düzenleyerek, temyiz dışı sanık Avukat …’nin bahse konu yetki belgesine istinaden söz konusu davaları takip etmesini sağladığı iddiası üzerine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 14.01.2014 tarih ve 68215580-101-05-06-6385-2013/1538 sayılı oluru ile inceleme izni verilmiş, Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2014 tarih ve 2014/1041 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiş, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2014 tarihli ve 2014/73 Esas, 2014/125 Karar sayılı son soruşturmanın açılması kararıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık, Ankara Barosuna bağlı olarak … avukatlık yaptığını, ayrıca Ankara Büyükşehir Belediyesinin sözleşmeli avukatı olduğunu, kayınpederi aracılığıyla tanıdığı …’ın Ankara Büyükşehir Belediyesinden kiraladığı büfelerle ilgili açılan davalara kendisinin girmesini istediğini, kendisinin de belediyenin vekili olduğunu, davanın tarafının da belediye olması sebebiyle davaya hukuken girmesinin mümkün olmadığını söyleyerek ve o esnada yanında olan avukat arkadaşı … ile telefonda görüştürdüğünü, …’nın benzer davaları takip ettiğini bu davayı da takip edebileceğini söylediğini ve …’ın …’yı vekil tayin ederek vekâletnameyi bürosuna faksladığını, kendisinin de vekâletnameyi …’ya verdiğini ve ayrıldıklarını, daha sonra Naci’nin 18.05.2012 tarihinde kendisini telefonla arayarak Büyükşehir Belediyesinden tebligat geldiğini, ne şekilde bir yol izleyeceğini sorması üzerine … ile görüştüğünü, …’nın ertesi gün düğünü olduğunu, Naci’ye yardımcı olamayacağını, ancak büroya talimat vereceğini, bürodan dilekçeleri alıp dava açabileceğini beyan ettiğini, bunun üzerine katibini …’nın bürosuna gönderip dilekçeleri aldırıp dava açtırdığını, Naci’nin 21.05.2012 tarihinde tekrar arayarak idare mahkemesi kalemine avukatın gelmesi gerektiğini söylediğini, …’yı aradığını ancak ulaşamadığını, bunun üzerine kayınpederinin arkadaşı olduğu ve iş mahkemesindeki davasını takip ettiği için avukat arkadaşı temyiz dışı sanık …’ye Naci’nin vekilliğini üstlenip üstlenemeyeceğini sorduğunu, …’nın kabul etmesi üzerine 22.05.2012 tarihinde …’ya ulaştığını, …nin …’a vekâlet vereceğini, … için yetki belgesi çıkarmasını söylediğini, …’nın sabah büroya gideceğini, 11:00 gibi yetki belgesini alabileceğini söylediğini, bunun üzerine katibi aracılığıyla yetki belgesini aldırıp yetki belgesini …’a verdiğini savunmuştur.
3. Ankara 4. İdare mahkemesinin 21.01.2013 tarihli ve 2012/836 Esas, 2013/10 Karar sayılı kararının incelenmesinde; davacının …, vekilinin Av. … olduğu, davalının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, davanın Atatürk Bulvarında bulunan 60 numaralı büfenin tahliye edilmesi ve yıkıma hazır edilmesi yönündeki davalı … işleminin iptaline ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonunda dava dilekçesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (2577 sayılı Kanun) 3 üncü maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle aynı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verildiği,

Ankara 8. İdare mahkemesinin 19.10.2012 tarihli ve 2012/879 Esas, 2012/1415 Karar sayı kararının incelenmesinde; davacının …, davalının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, davanın Atatürk Bulvarında bulunan meşrubat büfesinin tahliyesine ilişkin davalı … işleminin iptaline ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonunda dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun’unun 3 üncü maddesine uygun olmadığı gerekçesiyle aynı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verildiği, anlaşılmıştır.
4. Grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişinin 17.07.2013 tarihli raporuyla tetkik konusu Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığına hitaben verilmiş 18.05.2012 tarihli yürütmenin durdurulması talebini içeren dilekçeler ve 22.05.2012 tanzim tarihli yetki belgelerindeki “Av. …” adına tersim olunmuş imzaların … elinden çıkmadığı görüşü bildirilmiştir.
5. Mahkemece, tanık …’ın daha önceden tanıdığı sanıktan Ankara Büyükşehir Belediyesinden kiraladığı büfeleri ile ilgili idare mahkemesinde dava açmasını istediği, tanık Naci’nin beyanına göre bu davalar için avukatlık ücreti olarak 25.000,00 TL paranın sanığa verildiği, sanığın Ankara Büyükşehir Belediyesi avukatı olması sebebiyle yasal olarak davacı vekili sıfatıyla bu davaları açamayacağından ve bu davalardan alınacak vekâlet ücretini de kaybetmemek amacıyla tanık …’ın Avukat … adına vekâlet vermesini sağladığı, idare mahkemelerinde … adına dava açarken dilekçelere Avukat …’nın adını yazarak yerine başka birisine imza attırdığı ve aynı şekilde dava dosyasında işlem yapması için Avukat … tarafından düzenlenmiş gibi temyiz dışı sanık … adına yetki belgesi imzalayıp verdiği, sanığın Avukat … adına imza atarak idare mahkemesine birden fazla kez dava açması sebebiyle eylemin zincirleme şekilde gerçekleştiği,
sanık tarafından düzenlenen sahte dava dilekçeleri özel belge niteliğinde olmakla beraber, bu dava dilekçeleri üzerine idare mahkemelerince yürütmeyi durdurma kararları verildiği, sanığın eylemiyle kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğindeki sahte içerikli mahkeme kararı oluşturulduğu gerekçesiyle temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında “2012” şeklinde eksik gösterilen suç tarihinin “22.05.2012” olarak düzeltilmesi; gösterilmeyen suç adının “resmi belgede sahtecilik” olarak eklenmesi; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın, Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2012/870 Esas ve Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2012/836 Esas sayılı dosyalarıyla Avukat …’nın bilgisi olmaksızın, onun yerine sahte imza atmak veya attırmak suretiyle düzenlediği özel belge niteliğindeki dava dilekçeleriyle …’ın vekili sıfatıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine Kira İşleri Şube Müdürlüğünün 18.05.2012 tarihli tahliyeye ilişkin işleminin yürütmesinin durdurulması ve iptaline karar verilmesi talebiyle 18.05.2012 tarihinde davalar açtığı, yine Avukat … …’nın bilgisi dışında temyiz dışı sanık Avukat …’yi yetkili kıldığına ilişkin 22.05.2012 tarihli yetki belgesi düzenleyerek veya düzenlettirerek temyiz dışı sanık Avukat … …’e verdiği, temyiz dışı sanık Avukat … …’in de yetki belgesini Ankara 8. İdare Mahkemesinin 2012/870 Esas ve Ankara 4. İdare Mahkemesinin 2012/836 Esas sayılı dosyalarına sunarak Mahkemelerin 22.05.2012 tarihli yürütmenin durdurulması kararlarının elden kendisine tebellüğünü sağladığı, 4667 sayılı Avukatlık Kanununda değişiklik yapılmasına dair Kanun’un 36 ncı maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56 ncı maddesine eklenen “Avukatlar veya avukatlık ortaklığı başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilir. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında “yetki belgesinin” kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olduğu, 18.05.2012 tarihinde sahte dava dilekçeleri ile dava açıldığı, 22.05.2012 tarihinde ise sahte yetki belgesinin idare mahkemelerine sunulması nedeniyle eylemin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, anlaşılmıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2015 tarihli ve 2014/40 Esas, 2015/134 Karar sayılı kararında sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.