YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2751
KARAR NO : 2023/847
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
Taraflar arasındaki 5403 sayılı Kanunu’nun 8/İ maddesi uyarınca önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde taraflardan gelen olmadı. Davacı vekili Av. …’ın 02.02.2023 tarihli mazeret dilekçesinin reddine karar verildi. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin …Mahallesinde kain 2841 ada 34 parsel sayılı taşınmazda 1/3 payının bulunduğunu, davalının ise komşu 29 parsel sayılı taşınmazın 1/4 payını dava dışı önceki malikinden 04.10.2018 tarihinde satın aldığını, 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesi ile sınırdaş arazi maliklerine tanınan önalım hakkını kullanmak istediklerini belirterek dava konusu 2841 ada 29 parsel sayılı taşınmazda davalı adına kayıtlı 1/4 payın iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının taşınmazda tam malik olmayıp paydaşlardan biri olduğunu, davanın tüm paydaşlar tarafından açılması gerektiğinden usul şartının gerçekleşmediğini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, dava konusu taşınmazın tapuda tarım arazisi vasfıyla kayıtlı ise de fiilen bu nitelikte olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5403 sayılı Kanunun 8/İ maddesinin, 7255 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava açıldıktan sonra yasa değişikliği olduğundan, davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava açıldıktan sonra Kanun değişikliği yapıldığından tarafların haklılık durumunun araştırılamayacağını, bu nedenle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, aleyhe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her davanın, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanacağı, ayrıca her kanunun, tersini öngören bir hüküm taşımıyorsa, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olay ve ilişkilere uygulanacağı; 7255 sayılı Kanun’da da geçmişe etkili olacağına dair bir hüküm bulunmadığı, 4722 sayılı Kanun’un 2, 3 ve 4 üncü maddelerindeki geriye yürümeme ilkesinin istisnalarının da söz konusu olmadığı anlaşıldığından mahkemenin, Kanun değişikliği nedeniyle davanın konusuz kaldığına yönelik kararı yerinde değilse de hem bu hususun istinaf konusu yapılmaması, hem de aşağıda açıklanacağı üzere salt pay satışı nedeniyle davanın esastan reddi gerektiğinden, bu hususun inceleme konusu yapılmayıp sadece değinilmekle yetinildiği,
2. 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesi gereğince, komşu arazi sahibinin ön alım hakkını kullanılabilmesi için davacının, tam malik sıfatı ile sahip olduğu tarım arazisi vasıflı taşınmaza sınırdaş olan ve yine tarım arazisi vasfını haiz bir taşınmazın satılmış olması ve dava konusu arazinin kanunda belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altında kalması gibi şartların gerçeklemesi gerektiği, anılan maddenin ikinci fıkrasının tamamen ve 8/A maddesindeki “Bakanlığın izni ile” ibarelerinin iptali istemi ile açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 2014/133 Esas, 2014/165 Karar sayılı kararının 8/İ maddesi ile ilgili kısmında; komşu tarım arazisi malikinin ön alım hakkını kullanabilmesi için Türk Medeni Kanunu’ndan farklı olarak pay satışının söz konusu olmadığı, arazinin tamamının satılması halinde 5403 Sayılı Kanunun 8/İ maddesindeki ön alım hakkının devreye gireceğinin belirtildiği,
3. Somut olayda ise davalının, dava konusu 2841 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tamamını değil, 1/4 payını satın aldığı, geri kalan 1/2 payın Promek Ltd. Şti.’ne; 1/4 payın ise Orhan Sayın isimli kişiye ait olduğu görüldüğünden, 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesindeki ön alım hakkının kullanılmasına ilişkin şartın gerçekleşmediği, dolayısıyla Kanun değişikliği olmasaydı dahi açıldığı tarih itibariyle davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinden davacının sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle yargılama giderlerini davacıya yükleyen ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçe gösterilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesinin dava tarihinden sonra iptal edilmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığını, bu nedenle tarafların haklılık durumu değerlendirilemeyeceğinden, aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5403 sayılı Kanun’un 8/İ maddesi uyarınca önalım hakkına dayalı olarak 04.09.2020 tarihinde açılan iş bu davanın, anılan Kanun maddesinin 28.10.2020 tarihli ve 7255 sayılı Kanun’un 19 uncu maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle konusuz kalıp kalmadığı, tarafların haklılık durumunun dava tarihi itibariyle değerlendirilmesinin ve vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371’inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.