YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9580
KARAR NO : 2023/3534
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta, kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2022/269 Esas, 2022/365 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, yokluğunda verilen kararın sanığın en son beyan ettiği adrese öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tebliğ edilmesi, bu tebligatın iade gelmesi durumunda bu defa aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince MERNİS adresine tebliğ edilmesi gerekirken sanığın aynı zamanda MERNİS adresi de olan en son beyan ettiği adresine gerekçeli kararın Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrası gereğince aynı anda tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu anlaşılmakla sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, ancak aynı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verilmediği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Anayasa’nın 40 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 nci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” aynı Kanun’un “Temyiz gerekçesi” başlığını taşıyan 295 inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında; sanığın yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararda, 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi gerektiği açıklamasına yer verilmediği gibi bu hususun meşruhatlı tebligat ile de bildirilmediği gözetilerek, sanığa yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda usulüne uygun şekilde ”5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi halinde temyiz talebinin incelenebileceği, aksi halde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği” hususlarını içeren meşruhatlı tebligat ile gerekçeli kararın tebliğ edilmesi, temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçe verilmesi halinde ise bu hususta ek Tebliğname düzenlenmesi için dava dosyasının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 03.05.2023 tarihinde karar verildi.