YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8059
KARAR NO : 2023/3430
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
EK KARAR : Temyiz talebinin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat yönünden iki aşamalı bir yöntem benimsenmekle, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi durumunda ve MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir. Yargılama dosyasında sanığın yokluğunda verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/1429 Esas, 2020/2372 Karar sayılı kararının son beyan ettiği adresine ve bu adresten farklı olan MERNİS adresine aynı anda tebliğ için gönderildiği ve son beyan ettiği adrese yapılan tebligatın 27.01.2021 tarihinde iadesinden önce MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 25.01.2021 tarihinde yapılan tebliğin usulsüz olduğu tespit edildiğinden temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde yapıldığının kabulü ile 14.09.2021 tarihli temyiz isteminin reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2018 tarihli ve 2018/3673 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi, 35 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca Antalya Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2018/573 Esas, 2019/189 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.12.2020 tarihli ve 2019/1429 Esas, 2020/2372 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrasınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin uygulanmama ihtimaline binaen ek savunma … da tanınmak suretiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ve son cümlesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 25.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi öncelikle gerekçeli kararın sanığa usulsüz şekilde tebliğ edildiğine, esasa ilişkin olarak ise Bölge Adliye Mahkemesince sanığa ait bir başka benzer türden dosyanın gerekçeye esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın 17.11.2017 tarihinde Antalya ilinde ikametgahında bulunduğu esnada kendisini polis olarak tanıtan meçhul kişi tarafından aranarak kimlik ve hesap bilgilerinin FETÖ terör örgütü mensuplarının eline geçtiği ve hesabından örgüt üyelerine para aktarıldığı yalanıyla kandırılıp ikna edildiği, sanığa ait olan hesap numarasına ev tadilatı bedeli açıklamasıyla 15.250,00 TL para göndermesinin sağlandığı, bilahare dolandırıldığını anlayan katılanın bankaya bildirimi ve Cumhuriyet Başsavcılığına şikayeti üzerine paranın sanığın hesabına aktarıldığı tespit edilerek bu hesaba bloke işlemi uygulandığı ve paranın katılana iade edildiği anlaşılmıştır.
2. Katılanı arayan hattın Suriye uyruklu birisi adına bilgisi dışında temin edildiği ve baz istasyonu kayıtlarına göre Şanlıurfa ilinden sinyal aldığı, diğer hattında yurt dışından yönlendirmeli olduğu tespit edilmiştir.
3. Sanık suçlamayı inkar etmiş, ancak paranın yattığı hesabın kendisine ait olduğunu kabul ederek 2015 yılında açtırdığını, ancak bu hesabı aktif olarak kullanmadığını, yıllar önce kartını kırıp attığını, hesap bilgilerinin başkaları tarafından ele geçirilmiş olabileceğini, yatırılan paradan ve bloke işleminden bu soruşturma nedeniyle haberdar olduğunu savunmuştur.
4. Bankanın cevabi yazısı ve ekindeki belgelere göre, sanığın bu hesabı 1999 yılında açtırdığı ve kapattırmadığı anlaşılmış, hesapta suç tarihi ve öncesinde bu olaydaki paranın yatırılması dışında aktif bir para trafiğinin olmadığı belirlenmiş, ayrıca bu hesabından başka aktif iki hesabının daha olduğu bilgisi de verilmiştir.
5. İlk derece Mahkemesince katılanın parayı yatırması ve bloke işlemi arasında 12 dakika gibi parayı aktarmaya veya harcamaya yeterli uzun bir zaman diliminin geçmiş olmasına rağmen sanık tarafından hesap üzerinde bu yönde bir işlem yapılmamış olması, suç tarihi öncesi ve sonrasında hesabın aktif olarak kullanılmadığının hesap dökümünden anlaşılması, iletişimin tespiti raporlarına göre sanıkla ilgili meçhul kişilerin eylemine iştirakına dair delile ulaşılamaması hususlarının sanığın suçu inkara yönelik ısrarlı savunmalarıyla örtüştüğü gerekçesine dayanılarak oy çokluğuyla beraat kararı verilmiş, karşı oy kullanan Mahkeme başkanı tarafından ise sanığın bizzat kendisine ait olup kapatılmayan ve aktif olarak kullanılmayan hesabının başkaları tarafından bilgisi dışında kullanıldığını belirtmesine rağmen buna dair somut bir gerekçe sunmaksızın ve çelişkili anlatımlarla inkarda bulunduğu gözetilerek mahkum edilmesi gerektiği gerekçelerine dayanılmıştır.
6. Bölge Adliye Mahkemesince bazı delillerin eksik toplanarak değerlendirilip beraat kararı verildiği kanaatiyle duruşma açılmasına karar verildiği, dosya arasına alınan sanığa ait bir başka yargılama dosyasına göre; katılan … Ekin … adlı kişiyi 22.11.2017 tarihinde benzer yalanlarla arayan meçhul kişilerin katılanı sanığın bir başka hesabına ev bedeli açıklamasıyla 209.000,00 TL para yatırması için yönlendirdikleri, bu olayda sanığın parayı bizzat çektiği ve katılanın şikayetçi olduğu anlaşılmış olup, sanığa savunması alınırken bu olay sorulduğunda sanığın tanımadığı kişilerin yanına gelerek ev paralarının hesabına yanlışlıkla yatırıldığını belirttiklerini ve kendisinin de parayı çekerek bu kişilere verdiğini belirttiği anlaşılmıştır.
7. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın aktif ve kapatılmamış olan hesabının başkaları tarafından bilgisi dışında kullanılmasına ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, ayrıca yukarıda izah edilen dosyasının da bu dosyaya benzer olması gözetildiğinde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülüp, sübutta yanılgıya düşen ilk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak beraat hükmü kaldırılıp nitelikli dolandırıcılıktan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 23.12.2020 tarihli ve 2019/1429 Esas, 2020/2372 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.