Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5064 E. 2022/7011 K. 17.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5064
KARAR NO : 2022/7011
KARAR TARİHİ : 17.11.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.07.2018 tarihinde verilen dilekçeyle ortaklığın giderilmesi talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.06.2020 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesince istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine iadesine kararının ve temyiz talebinin reddine dair verilen ek kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

KARAR
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların 182 ada 14 parsel sayılı taşınmazdaki 4, 11, 12, 13 ve 14 No.lu bağımsız bölümlere 1/2’şer paylı olarak malik olduklarını, taşınmazların rızaen taksimi veya kullanımı hususunda anlaşamadıklarını belirterek taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim, olmadığı taktirde satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 1 inci kat 4 No.lu bağımsız bölüm ile 4 üncü kat 13 No.lu bağımsız bölümün davacı tarafa; 3 üncü kat 11 No.lu bağımsız bölüm ile 4 üncü kat 14 No.lu bağımsız bölümün davalı tarafa ait olacak şekilde taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim yoluyla giderilmesine ve tapuda taraflar adına aynen taksime göre tesciline; 3 üncü kat 12 No.lu bağımsız bölüm üzerindeki ortaklığın ise satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu taşınmazlar hakkında ayrı ayrı ortaklığın satış suretiyle mi aynen taksim suretiyle mi giderilebileceği değerlendirilerek her bir taşınmaz yönünden ayrı bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a/6 ncı maddesi uyarınca, istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yargılamanın belirtilen eksiklikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın mahkemesine iadesine kesin olmak üzere karar verilmiştir.

Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesince 04.07.2022 tarihli ek karar ile HMK’nın 346/1 inci maddesine göre Dairenin kesin olan kararına karşı temyiz yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının temyiz başvurusunun usulden reddine karar verilmiş; davacı tarafından bu kez İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesinin 04.07.2022 tarihli ek kararına karşı temyiz talebinde bulunulmuştur.

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya içeriğine ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ek kararında yazılı gerekçelere göre davacının yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesinin 04.07.2022 tarihli ek kararının ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına

Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Dairesine gönderilmesine,

17.11.2022 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dairemizce temyiz incelemesi yapılan karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesinin 04.07.2022 tarih VE 2020/3728 Esas, 2022/1207 Karar sayılı ek kararıdır. Bu ek kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi, davacının 30.06.2022 tarihli temyiz dilekçesini, kesin olarak verilen bir kararın temyizinin mümkün olmadığı gerekçesi ile HMK’nIn 346/1 inci maddesi gereğince reddetmiştir. Kesin olarak verilen karar ise, yine aynı Dairenin 18.05.2022 tarih ve 2020/3728 Esas, 2022/1207 Karar sayılı kararıdır. Bu kararda ise Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi davalının istinaf talebini kabul ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdikten sonra “Yargılamanın eksiklikler tamamlanarak kaldığı yerden devamı için dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine” şeklinde hüküm oluşturmuştur.

HMK’nın 353/1-a bendi aynen:
“(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.”

Aynı maddenin 1-a/6. bendi ise aynen:
“Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” şeklindedir.

HMK’nın 353/1-a bendine göre verilen kararlar kesin olmakla birlikte, verilen kararın gerçekte bu bendin kapsamında kalıp kalmadığının incelenmesi Yargıtay tarafından yapılmalıdır. Aksi takdirde, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında sadece HMK’nın 353 üncü maddesinden bahsedilerek kararın kesin olarak verildiğinin belirtilmesi durumunda temyiz yoluna başvuran, temyiz incelemesinin sağlayacağı teminattan yoksun hale gelir.

Nitekim; Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesi 18.05.2022 tarih ve 2020/3728 Esas, 2022/1207 Karar sayılı kararının gerekçe kısmında; “(…) Mahkemece her bir taşınmaz hakkında ayrı ayrı ortaklığın satış suretiyle mi aynen taksim suretiyle mi giderilebileceği değerlendirilerek her bir taşınmaz hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken Mahkemece iki adet bağımsız bölüm davacıda, iki adet bağımsız bölüm davalıda kalacak şekilde ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine, kalan bir adet bağımsız bölümün ise ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verilmesinin hatalı olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların ortaklığının satış suretiyle giderilebileceğinin belirtildiği, dava konusu taşınmazların bağımsız bölüm niteliğinde olduğu dikkate alındığında aynen taksimin mümkün olamayacağı, bu nedenle taşınmazların satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın satışın paydaşlar arasında yapılmasını talep ettiği de dikkate alınarak davalının bu hususta beyanı alınmak suretiyle davalının da satışın paydaşlar arasında yapılmasını talep etmesi halinde taşınmazların paydaşlar arasında satış suretiyle, davalının satışın umum arasında açık arttırma suretiyle yapılmasını talep etmesi halinde taşınmazların umum arasında satış suretiyle ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği halde bu hususlar yerine getirilmeden karar verilmiş olması sebebiyle, mahkeme kararının yerinde olmadığı, istinaf sebebi yerinde olduğundan HMK 353/1-a/6 maddesi gereğince istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.” şeklinde gerekçe oluşturduktan sonra, bu gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde, dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesine karar vermiştir. Karardan anlaşılacağı gibi, toplanmamış herhangi bir delil yoktur. Aksine, bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yolu ile giderilebileceği vurgusu yapılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf talebi kabul edildiğine göre, İlk Derece Mahkemesince toplanan delillere göre HMK’nın 353/1-b/2 nci bendi gereğince istinaf talebi konusunda esastan inceleme yapılarak karar verilmesi gerekir.

Açıkladığım nedenlerden ötürü davacının temyiz talebinin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 49. Hukuk Dairesinin 04.07.2022 tarih ve 2020/3728 Esas, 2022/1207 Karar sayılı ek kararının kaldırılarak, 18.05.2022 tarih ve 2020/3728 Esas, 2022/1207 Karar sayılı kararının bozulması gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyorum.