Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4649 E. 2023/1350 K. 19.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4649
KARAR NO : 2023/1350
KARAR TARİHİ : 19.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/368 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince cezanın ertelenmesine, 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.09.2020 tarihli ve 2016/150844 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebebi, hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 10. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde; “… Olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağı, birbirlerini teyit eder şekilde ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı, bilirkişi raporu ve tutanağı ile ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu, sanığın savunması, müşteki ve tanık beyanları, müştekiler hakkında düzenlenen adli raporlar ve tüm dosya kapsamından 20/01/2015 günü sanığın sevk ve idaresindeki . plaka sayılı otomobil ile …-… bölünmüş karayolunda, … istikametinden seyir halindeyken Oğlananası kavşağına girmezden önce seyrinin ve hızının ayarlanmadığı, seyir hızı ile kavşağa girdiği, bu sırada maktulün sevk ve idaresindeki . plakalı, tali yoldan çıkıp Oğlananası istikametine doğru seyretmek için kavşağı kullanmak isteyen araçla çarpıştığı, çarpma sonucu …’ın öldüğü, müştekilerin de adli raporda belirtildiği şekilde yaralandığı, Ölen …’ın otomobili ile tali yoldan çıkıp kavşağı kullanarak Oğlananası istikametine doğru geçmeden evvel bölünüş yolunu takiben gelen araçlara ilk geçiş hakkını vermeden kontrollü şekilde kavşağa girmesi ile asli kusurlu bulunmasına nazaran sanığın kazanın oluşunda tali kusurlu olduğu, … Sanığın sabit görülen taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak şeklinde gerçekleşen ve subut bulunan eylemine uyan TCK’nın 85/2. maddesi uyarınca, kaza nedeni ile bir kişinin ölmüş olması, müştekilerin yaralanma derecesi, sanığın kazanın oluşumunda tali kusurlu olması ve TCK’nın 61. maddesindeki diğer hususlar nazara alındığında alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirir neden bulunmadığı ve sanığın alt sınırdan cezalandırılması, sanığın yargılama aşamasındaki olumlu tavırları, pişmanlık ihsas etmiş olması, ölenin yakınlarının zararını bir şekilde gidermiş olması nedenine bağlı olarak onların tarafından sanık hakkında şikayetlerinin bulunmaması nazara alınıp hakkında TCK’nın 62. maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanması, sanığın daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması itibari ile cezasının ertelenmesi halinde suç işlemekten kaçınacağı hususunda mahkememiz nezdinde olumlu kanaat oluşması nedeniyle cezasının TCK 51 maddesi uyarınca ertelenmesi yönünde karar vermek gerekmiştir.
…” denilmiştir.

2. Sanık .alınan savunmasında “…”20/01/2014 günü saat 07:00 sıralarında … istikametinden … istikametine “…-… karayolu” üzerinde seyir halindeydim. Ayrancılar beldesinden çıktım ve Yeşilköy mevkine normal şehir içi hızıyla girdim. Yolda seyir halinde iken bir anda hızlı bir şekilde yolun sağında bulunan tali yoldan bahse konu … yola çıktı. Aracı görür görmez frene bastım ancak aracın orta kısmından çarptım…” şeklindedir.

3. …’ın kesin ölüm sebebini belirleyen, 20.01.2015 tarihli Ölü Muayene Tutanağına göre; “…kafa travmasına bağlı beyin kanaması sebebiyle vefat etmiş olduğu…”, kazada yaralanan katılan …’ın … Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen adli rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde, katılan …’nın ise. Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 13.02.2015 tarihli adli rapora göre orta derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.

4. Ölen …’ın annesi … ve babası …’ın sanık hakkında şikayetçi olmadıkları, yaralanan katılanlar … ve …’nın ise şikayetçi oldukları ve katılma talebinde bulundukları görülmüştür.

5. Kazanın sonrasında düzenlenen 20.01.2015 tarihli Kaza Tespit Tutanağı, soruşturma aşamasında düzenlenen 05.03.2015 tarihli tek kişilik trafik bilirkişi raporu ile yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin 30.11.2015 tarihli raporuna göre, kazanın oluşumunda ölen … Doğan’ın kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamaması ile geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemesi sebebiyle asli kusurlu, sanığın ise aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmaması sebebiyle tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.

6. Tanık … E. beyanı dosya kapsamında bulunmaktadır.

7. Sanığa ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun’un 61/1 ve 22/4 madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1 maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, tali kusurlu olarak meydana getirdiği kaza sonucu bir kişinin ölümüne, bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, bir kişinin ise orta derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet veren sanık hakkında, meydana gelen neticenin ağırlığı dikkate alınarak alt sınırdan bir miktar uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, alt sınırdan temel ceza tayini suretiyle sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Oluş ve dosya kapsamına göre, olay günü sanığın idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, 10 metre genişliğinde, tek yönlü, bölünmüş, asfalt kaplama, 70 km/s hız limiti olan, kuru zeminli yolda, açık havada seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, aracının ön kısmı ile sağ tarafta bulunan Kokoreçci önündeki park alanından çıkarak bölünmüş yoldan gelen trafiği kontrol etmeden kavşağa giren ölenin aracına çarptığı, kaza tespit tutanağına ek krokideye göre sanığın çarpma noktasından evvel yolda 22,5 metre fren izi ve çarpma sonrası ise 13 metre sürtünme izi bıraktığının görüldüğü, kaza sebebiyle bir kişinin ölduğu, iki kişinin ise yaralandığı, Olay ve Olgular başlığı altında (5) numaralı bentte belirtilen ve uyumlu olduğu görülen bilirkişi raporlarına göre sanığın kaza sebebiyle tali kusurlu olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/368 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.04.2023 tarihinde karar verildi.