YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7436
KARAR NO : 2023/1167
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 24.04.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; sözleşmeli uzman … olan müvekkilinin basında ve kamuoyunda yer alan fuhuş ve askeri casusluk davası kapsamında, suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak suçundan herhangi bir delil yokken, hukuka aykırı yöntemlerle yargılama yapıldığını, kovuşturma sonunda davacının beraat ettiğini ve suçsuz olduğunun mahkeme kararıyla sabit olduğunu, arama ve eşyalarına el koyma işlemi yapıldığını, onurunun kırıldığını, kendisinin ve ailesinin psikolojisinin bozulduğunu bu olay nedeniyle sözleşmeli uzman … olarak çalışması nedeniyle sözleşmesinin tek taraflı feshedildiğini, haksız yapılan yargılama ve sözleşmesinin bu nedenle tek taraflı feshi nedeniyle 225.000,00 ve 500.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 30.05.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının ikametgahı araştırılarak yetkili mahkemede davanın açılıp açılmadığı hususu tespit edilerek davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesinin kanunda belirtildiği şekilde düzenlenmediğinden dilekçenin reddi gerektiğini, davacının gözaltına alınması ve tutuklanması devletin asayişi bakımından gerekli olduğundan devletin bir kusuru bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının sebepsiz zenginleşmeye yol açacak nitelikte fahiş olduğunu, davacının maddi tazminat talebinin belgelendirilmesi gerektiğini, davacı hakkında mahsup bulunup bulunmadığı, mükerrer dosya bulunup bulunmadığı husunun araştırılması gerektiği, davacının vekiline özel yetki verip vermediği hususunun araştırılması gerektiğini, dava dilekçesinde nispi vekalet ücreti talebinin reddi gerektiğini, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin zarar kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, talep edilen yasal faizin hukuki dayanağının bulunmadığından reddi gerektiğini, öne sürmüştür.
3…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.02.2018 tarihli ve 2016/238 Esas, 2018/56 Karar sayılı kararı ile maddi tazminat talebinin reddine manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4…. Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2018/985 Esas, 2019/1941 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddini talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi;
Davacı müvekkili bakımından verilen beraat kararı sonrasında tazminat davasının süresinde olduğundan süreden ret kararının kaldırılması gerektiğine, tazminata esas dosyada ödediği vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında verilmesi gerektiğine, sözleşmeli uzman … işinin tek taraflı feshedildiğinden ödenmeyen maaşının maddi zarar olarak verilmesi gerektiğine, soruşturma ve kovuşturma evresinde kendisine atfedilen haksız fiiller, kişilik haklarına ve meslek onuruna yönelik saldırılar nedeniyle manevi yönden zarar gördüğünden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak, suçundan hukuka aykırı deliller üretilerek yargılandığı, arama ve el koyma tedbirleri uygulandığı, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının sözleşmesinin idare tarafından disiplinsizlik nedeniyle 11.04.2011 tarihinde feshediliği, tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği, sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle maddi zarar talebine ilişkin ise sözleşmenin usulü uygun feshedildiğinden tazminat hakkının bulunmadığı, davacının üzerine atılı suç nedeniyle acı ve ızdırap ile manevi zarara uğradığı belirlenerek; maddi tazminat talebinin reddine ve 35.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; Hukukumuzda haksız tutuklama, yakalama veya diğer koruma tedbirleri sebebiyle oluşan zararları karşılanması için 5271 sayılı kanun 141 ve devamı maddeleri kapsamında tazminat davası açmak mümkün olduğunu, Davacı tarafın … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2012 tarih ve 2011/37- 2012/166 EK sayılı kararıyla beraatine karar verilmiş ve karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 05.11.2013 tarih ve 2013/8851- 2013/ 14876 EK sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğini, bir kısım sanıkların Anayasa mahkemesine başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yeniden yargılama yapılmış ve dosyadaki tüm sanıklar hakkında hak kaybı olmaması açısından beraat kararı verilmiş bu karar 10.03.2016 tarihinde kesinleşmiş isede, sonradan verilen kararın davacıya dava açma için yeniden hak vermeyeceği ” 5271 sayılı kanun 142 inci maddesinin 1 inci fıkrası gereğince dava açma süresi karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde kesinleşmeyi izleyen 1 yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” hükmü karşısında davacının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin beraat kararının onadığı 01.12.2013 tarihinden 1 yıl sonra dava açması gerekirken bu süreden çok sonra davanın 27.04.2016 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, davanın süre yönünden reddi gerektiği kabul edilerek davalı vekilinin ve istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş ve yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan hukuka aykırı deliller üretilerek yargılandığı, arama ve el koyma tedbirleri uygulandığı, yapılan yargılama üzerine beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmıştır.
A.Davacı vekilinin temyiz sebepleri;
Tazminat talebinin esasını oluşturan … Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/179 Esas, 2016/46 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacı hakkında her ne kadar yeniden yargılama öncesi … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.08.2012 tarih ve 2011/37 Esas- 2012/166 Karar sayılı kararıyla beraatine karar verilmişse de; bir kısım sanıkların Anayasa mahkemesine başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı nedeniyle yeniden yargılama yapıldığı ve dosyadaki davacı sanık dahil tüm sanıklar hakkında hak kaybı olmaması açısından beraat kararı ve bu kararın da 10.03.2016 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 27.04.2016 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından esas hakkında karar verilmesi gerekirken davanın süreden reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün A nolu bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 10.05.2019 tarihli ve 2018/985 Esas, 2019/1941 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.