Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/7235 E. 2023/1738 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7235
KARAR NO : 2023/1738
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali, uygun görülmezse terditli tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili, tarafların kardeş olduklarını, 04.04.2006 tarihinde vefat eden muris babaları Mehmet Moğol’un vefatından önce vasiyetname düzenleyerek değerli olan 5 adet taşınmazını davalıya vasiyet ettiğini, değersiz olan 4 adet taşınmazı da müvekkillerine bıraktığını taşınmazların tamamının tapusuz olduğunu, murisin amacının vasiyetname yoluyla kendilerinden mal kaçırmak olduğunu, yasal miras haklarının tecavüze uğradığını, ayrıca murisin vasiyetname tarihinde fiil ehliyetine sahip olmadığını ileri sürerek, Niksar Noterliğinin 29.08.2003 tarih ve 3797 yevmiye sayılı vasiyetnamesinin iptalini, uygun görülmezse terditli tenkisini talep etmişlerdir.

II. CEVAP
Davalı, davacıların iddialarının doğru olmadığını, babasına sağlığında kendisinin baktığını, babasının düzenlemiş olduğu vasiyetname ile taşınmazlarını çocukları arasında paylaştırdığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2015 tarih ve 2006/299 Esas, 2015/638 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 13.10.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarih ve 2018/3204 Esas, 2018/6267 Karar sayılı kararıyla, Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılarak miras bırakanın fiil ehliyetinin tespitinin gerektiği, tenkis hesabının temlik dışı ve temlik içi olmak üzere tüm terekenin esas alınarak yapılması gerekirken 15.06.2015 havale tarihli tenkis raporunda sadece temlik içi tereke üzerinden hesap yapılmasının hatalı olduğu hususları belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile miras bırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu yönündeki Adli Tıp Kurumu raporu gözetilerek vasiyetnamenin iptaline ilişkin talebin reddine, saklı payının ihlâl edilmemiş olması nedeniyle davacı …’nın terditli tenkis talebinin reddine, aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda davacı …’nın terditli tenkis talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı …, Adli Tıp Kurumu’nun miras bırakanın sağlık kurumuna intikal etmiş verileri üzerinden inceleme yaparak fiil ehliyetini tespit etmesinin imkansız olduğunu, vasiyetname tanığının vasiyetnamede neye imza attığını bilmediğini söylediğini, miras bırakanın baskıya, zorlamaya ve aldatılmaya maruz bırakıldığını, vasiyetnamenin miras bırakanın gerçek iradesini yansıtmadığını, iradesinin sakatlandığını, vasiyetnamenin şekle aykırı olduğunu, vasiyetnamenin iptalinin gerektiğini, tenkise tâbi değerin davalının tercih hakkını kullandığı 15.12.2021 itibari ile belirlenmesi gerekirken 08.07.2021 ve 03.08.2021 tarihli bilirkişi raporlarındaki değerlerin hangi tarihin esas alınarak hazırlandığının belli olmadığını, keşif tarihi olan 05.07.2021’e göre belirlenmiş olması ihtimalinde ise 15.12.2021 tarihi arasında taşınmazların fiyatlarında öngörülemeyecek şekilde bir artış söz konusu olduğunu, vasiyetnameye konu taşınmazın değerinin çok düşük gösterildiğini, tarafına bırakılan taşınmazın değerinin ise çok fazla gösterildiğini belirterek açıklanan ve re’sen saptanacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, uygun görülmezse terditli tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun taleple bağlılık ilkesine ilişkin 74 üncü maddesi şöyledir:
“Kanunu Medeni ile muayyen hükümler mahfuz olmak üzere hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalariyle mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez. Tahakkuk edecek hale göre talepten noksan ile hüküm caizdir.”

2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.06.2016 tarih ve 2015/9476 Esas, 2016/9176 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…Bunun yanında; hâkim iptal sebebiyle bağlı olup, örneğin sadece esasa ilişkin sebeplere dayanılarak iptal davası açılmışsa, şekle ilişkin iptal sebeplerini inceleyemez.
Somut olayda; … murisin vasiyetname sırasında akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiaları ile söz konusu vasiyetnamenin iptali talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece; şekil eksikliği yönünden inceleme yapılarak bu gerekçe ile davaya konu vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nun 26.maddesinde vurgulanan taleple bağlılık ilkesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir….” (benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarih ve 2018/8011 Esas, 2019/7291 Karar sayılı kararı vd.)

3. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarih ve 2017/14130 Esas, 2019/993 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“… Bu halde ise; vasiyetçinin fiil ehliyetine dair ihtilaf, en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak çözülmelidir….” (benzer yönde Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.03.2018 tarih ve 2016/13562 Esas, 2018/2437 Karar sayılı kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih ve 2018/1495 Esas, 2018/11565 Karar sayılı kararı vd.)

4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22/7/2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir.”

5. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Cilt I, Yetkin Yayıncılık, Ankara: 2020, s.807). Rapora itiraz etmeyen taraf bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281 inci maddesi gereği bilirkişi raporu kesinleştiğinden karşı taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13.09.2017 tarih ve 2016/14455 Esas, 2017/7655 Karar sayılı ilâmı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 25.11.2021 tarih ve 2021/4525 Esas, 2021/1793 Karar sayılı ilâmı).

6. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesi yedi, sekiz, dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, vasiyetnamenin iptaline ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557 inci maddesi, tenkise ilişkin 4721 sayılı Kanun’un 560 ıncı maddesi

3. Değerlendirme
1. Davacı … dava dilekçesinde, açıkça miras bırakanın hukuki işlem ehliyeti olmadığı için vasiyetnamenin iptalinin gerektiğini belirtmiş, şekil eksikliği ve irade sakatlığı hukuksal nedenlerine dayanmamıştır. Öte yandan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarihli bozma ilâmı ile ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı vasiyetnamenin iptaline ilişkin davada Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılarak karar verilmesi gerektiğine değinilmiş; davacı … tarafından 16.01.2019 tarihli duruşmada bozma ilâmına uyulması talep edilmiştir.

2. Hâl böyle olunca tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, 1086 sayılı Kanun’un 74 üncü maddesi ile “İlgili Hukuk” bölümünün ikinci maddesinde örnek olarak gösterilen içtihatlar doğrultusunda, şekil eksiliği ve irade sakatlığı nedenleri ile vasiyetnamenin iptalinin gerektiği yönündeki temyiz itirazları haklı bulunmamıştır.

3. Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporda, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu belirtilmiş; “İlgili Hukuk” bölümünün üçüncü maddesinde örnek olarak gösterilen içtihatlar doğrultusunda, ehliyetsizlik nedeni ile vasiyetnamenin iptalinin gerektiği yönündeki temyiz itirazı haklı bulunmamıştır.

4. Hükme esas alınan tenkis hesabına ilişkin 24.01.2022 tarihli bilirkişi raporu, davacı …’ya 01.03.2022 tarihinde tebliğ edilmiş; davacı … tarafından rapora itiraz edilmemiştir. Hâl böyle olunca, “İlgili Hukuk” bölümünün dördüncü ve beşinci maddesinde yasal dayanakları açıklandığı üzere tenkis miktarına yönelik temyiz itirazları haklı bulunmamıştır.

5. İlk Derece Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Ne var ki, temyizen incelenen İlk Derece Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla ve açıklanan diğer nedenlerle karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı …’nın temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve mahkeme kararının onanması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı …’nın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.