YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3233
KARAR NO : 2009/4923
KARAR TARİHİ : 24.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … Köyü 101 ada 499 parsel sayılı 2512.61 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham … niteliğinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını ve halen orman niteliğini koruduğunu ileri sürerek tespitinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, tespitin iptali ile taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2173.17 m2’lik bölümünün bitişiğindeki Kocadağ Devlet Ormanı ile birleştirilmek suretiyle tek parsel halinde orman niteliğinde Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 339.48 m2’lik bölümünün ise tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1978 yılında seri bazda yapılıp 12/07/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ile 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. Madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli taşınmazın uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit harita ve tutanakları ile bu haritanın düzenlenmesine esas … fotoğrafı ile memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada bir bölümünün orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; H.Y.U.Y.nın 94.maddesinde davayı kabul eden tarafın da mahkum olmuş gibi mahkeme masraflarını ödemeye mecbur olduğu açıklandıktan sonra aleyhine hüküm kurulan tarafın hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk oturumda davayı kabul etmiş olması halinde mahkeme masraflarından sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Davalı Hazine vekili davayı ilk celse yasada öngörülen biçimde kabul etmiştir. Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı kuruma yükletilmemesi istemi şartlı kabul olarak nitelendirilemez. Bu nedenle mahkeme masraflarının davacı yönetim üzerinde bırakılması ve yönetim lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gereklidir. Karar açıklanan yönden doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan “Davacı tarafından yapılan toplam 226.25.-YTL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekili lehine Kadastro Kanununun 31. maddesi, vekilin emek ve mesaisi de gözetilerek 200.00.-YTL vekalet ücreti takdirine, davalıdan alınıp davacıya verilmesine” cümlesi kaldırılarak; bunun yerine, “Toplam 226.25.-YTL yargılama giderinin davacı … Yönetimi üzerinde bırakılmasına, davacı vekili lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASI, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 24/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.