Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/40339 E. 2023/1118 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/40339
KARAR NO : 2023/1118
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İTİRAZ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1040 E., 2020/1495 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2022/7791 Esas, 2022/4209 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2022 tarihli ve KD-2022/141831 sayılı itirazı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle incelendi, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.12.2022 tarihli ve KD-2022/141831 sayılı itirazı, belirtildiği şekli ile özetle;

“…İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilen sanık müdafiinin temyiz başvurusu yaptıktan sonra Yargıtay 3. Ceza Dairesinde başlayan temyiz kanun yolu süreci henüz tamamlanmadan önce sanığın adli kontrol tedbirlerine uymayarak yurtdışına çıkış yaparken yakalanması üzerine Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki 07.11.2021 tarihli sorgusunda ilk defa etkin pişmanlık talebinde bulunduğu,sonrasında yargılandığı mahkemeye Cezaevinden gönderdiği 06.12.2021 tarihli dilekçesiyle ve müdafiinin 28.02.2022 tarihli dilekçesine ekli sanığın kendi el yazısıyla yazılmış bila tarihli dilekçesiyle ayrıntılı olarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğu, dilekçelerinde örgütün faaliyetleri ve bir kısım örgüt üyelerine ait bilgileri verdiği, yine sanığın belirtilen etkin pişmanlık talebini içeren dilekçelerine atıf yapan 28.04.2022, 15.06.2022 ve 27.06.2022 tarihli dilekçeleriyle talebini yinelediği halde temyiz incelemesinde dilekçelerin dikkate alınmayarak ve Yargıtay ilamında inceleme dışı bırakılarak, temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet hükümünün onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin etkin pişmanlıktan dolayı ceza indiriminden hükmün kesinleşmesine kadar faydalanma imkanının bulunması, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini için etkin pişmanlık hükümleri kapsamında yeniden savunmasının alınmasında zorunluluk bulunması nazara alındığında, sanığın 06.12.2021 tarihli dilekçesi ve sanık müdafiinin 28.02.2022 tarihli dilekçesine istinaden Yargıtay 3. Ceza Dairesince hükmün bozulması gerekirken, temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyet hükümünün onanmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu değerlendirilmiştir…

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. İtirazımızın kabulü ile,

2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.06.2022 tarih ve 2022/7791 Esas, 2022/4209 sayılı onama kararının sanık … yönünden kaldırılması,

3. Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarih ve 2017/16 Esas, 2019/101 sayılı kararı, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 22.12.2020 … ve 2019/1040 Esas, 2020/1495 sayılı kararının bozulması,

4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı CMK’nın 308/3 üncü maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,…”

Talebine ilişkindir.

II.İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİNE İLİŞKİN GEREKÇE

Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanık hakkında Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2017/16 Esas, 2019/101 sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2., 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5, 5237 sayılı Kanun’un 62/1, 53/1, 58/9, 63 üncü maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin olarak verilen karara yönelik sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine dair verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 22.12.2020 tarihli ve 2019/1040 Esas, 2019/1495 sayılı kararının temyizi üzerine; Dairenin 14.06.2022 tarihli ve 2022/7791 Esas, 2022/4209 Karar sayılı ilamı ile sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiş ise de; sanığın adli kontrol tedbirine uymayarak kanun dışı yollardan yurt dışına kaçmak üzere iken yakalanması sonrası “07.11.2021” tarihli sorgusunda, kandırıldığı için etkin pişmanlıktan yararlanamadığını, hem kaçması hem de suçlama ile ilgili tüm bildiklerini anlatmak istediğini beyan edip, ilk kez temyiz aşamasında “06.12.2021, 22.12.2021, 21.01.2022” tanzim tarihli cezaevinden gönderdiği dilekçeleri ile etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtip, örgütün faaliyetleri ve bir kısım örgüt üyelerine ait bilgiler verdiğinin anlaşılması ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin düzenleniş amaç ve kapsamı ile Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, koşullarının bulunması halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının hüküm kesinleşinceye kadar mümkün olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli, 2022/7791 Esas, 2022/4209 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmedilen cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

A. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan kamu davasında, Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2017/16 Esas, 2019/101 sayılı kararı ile sanık …’ın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314/2., 62/1., 53/1., 58/9., 63 ve 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddelerince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.12.2020 tarihli ve 2019/1040 Esas, 2019/1495 sayılı kararı ile dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. 31.03.2020 tarihinde diğer adli kontrol tedbirleri kaldırılan ancak; devamına karar verilen yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbirine uymayıp, İpsala ilçesinde askeri yasak bölgeden illegal yolla yurt dışına çıkmaya çalışırken 06.11.2021 tarihinde yakalanan sanık, İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2021 tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

4. 23.06.2021 tarih ve 31520 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 22.06.2021 tarih ve 196 sayılı kararı ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi numarasının Yargıtay 3. Ceza Dairesi olarak değiştirilmesi sonrasında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının özetle; sanık müdafiinin, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, delil bulunmadığına, ByLock kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğuna, ByLock iddiasının sübut bulmadığına, tanık anlatımlarının soyut nitelikte olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme yapıldığına ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince esastan reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünü içerir, 04.01.2022 tarihli Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

5. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 14.06.2022 tarihli ve 2022/7791 Esas, 2022/4209 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına, karar verilmiştir.

6. Hükmün infazına başlanılması sonrasında, 08.11.2022 tarihinde UYAP sisteminden imzalanarak gönderilen 27.10.2022 tanzim tarihli dilekçe ile sanık müdafiinin karar düzeltme isteminde bulunmasını müteakiben; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2022 tarih, KD-2022/141831 sayılı istinaf başvusurunun esastan reddine dair kararın bozulması görüşünü de içerir itiraznamesi ile dava dosyası Daireye tevdi olunmuştur.

B. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii, duruşma istemli yaptığı temyiz başvurusunda özetle; gerekçeli kararda Kırşehir’de bulunan dershaneye gitmesi ile örgütle tanıştığı belirtilen fakat o sene üniversiteye yerleşemeyen ve çok daha sonraki yıllarda kendi çabaları ile üniversiteyi kazanan müvekkillinin, terör örgütünün cemaat olarak bilindiği zamanda bir yıl dershaneye gitmesi dışında örgütle bağlantısının bulunup, devam ettiğine dair başkaca bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı diğer yönden ise 17-25 Aralık öncesine ait beyanlar içeren U. Ç. ve H. U.’nun beyanlarının istinaf aşamasında dosya içeriğine gönderilmesi karşısında tanık olarak dinlenilmeleri ve sonrasında taraflarının diyecekleri sorulması gerektiği gözetilmeden; ayrıyeten A. Partisinin ilçe başkanlığı görevini yürüten Avukat M. B.,’nin yanında stajını yapıp daha sonrasında çalışmasının, bu şahıs hakkında kesinleşen bir mahkumiyet kararının bulunmaması ve sonraki süreçte müvekkilinin barodan naklini yaptırıp, kendi bürosunu açması karşısında başkaca delile dayanmayan örgütün öğrenci yapılanmasında bulunduğu ve hukuk birimine destek sağladığı iddialarının örgüt üyeliğine esas teşkil etmeyeceği; yine U. Ç. İle

Nevşehir’de bulunan bir otelde konaklamasının örgütsel bir faaliyet olmadığı gibi bu hususta gerek soruşturma gerekse kovuşturmada beyanının alınmadığı, gözaltına alındığında şahsına ait el konulup sonradan iade edilen materyallerde suç unsurunun bulunmaması ancak kendisine ait olmayıp çalıştığı büroya ait materyallerde ise bir kısım tespitlerin yapılması ve buna dair savunması dikkate alındığında da usule uygun biçimde imaj alma, kopyalama ve el koyma işlemlerinin yapılmadığı, belirlenen mesaj içeriklerinde de suç unsurunun bulunmadığı; bunlarla birlikte tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmayan, User ID ve içerikleri belirlenmeyen fakat CGNAT kayıtları ile kullanıldığı belirtilen ByLock programını da yargısal uygulamalara göre her türlü şüpheden uzak biçimde kullanıldığının ispatlanamadığı aksi düşünüldüğünde ise durumun sempatiden öteye geçmeyeceği gibi istihbarat kaynaklarından gelen veri ve bilgilere dayalı tespitin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususları gözetilmeden, suçun unsurlarının oluşmadığı halde, hatalı değerlendirme yapılarak, hukuk kurallarının eksik ve hatalı uygulanması sureti ile verilen kararların bozulmasını istemiştir.

Sanık müdafii süreçte gönderiği karar düzeltme istemine konu dilekçesinde, başkaca davada tanık olarak dinlenen müvekkilinin, ilk defa temyiz aşamasında dosya içeriğine gönderdiği etkin pişmanlıktan faydalanmak isteğine dair dilekçeleri ve beyanı gereği vaziyetinin değerlendirilmesi lüzumuna binaen Daire kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Sanık ise ceza infaz kurumundan İlk derece Mahkemesi aracılığı ile gönderdiği 21.01.2022 ve müdafiinin bila tarihli ancak 04.03.2022 tarihli müzekkere ekinde sunduğu dilekçelerinde özetle; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğinden kararın bozulmasını ve tahliyesine kararı verilmesini, dosyasının öncelikle incelenmesini istemiş ayrıca mahkemesine sunduğu 06.12.2021 tarihli ve İstinaf Mahkemesine 10.12.2021 tarihinde gönderilen dilekçesi ile de bilgi ve beyanlarda bulunmuştur.

C. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

1. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararlarına atıfla, Fetullahçı Terör Örgütü veya Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) silahlı bir terör örgütü olup, örgütlenme şekli ve özellikleri dikkate alınarak ByLock programının çalışma sistematiği ve yapısı itibarıyla münhasıran örgüt mensuplarının kullanımına sunulan bir program olduğu, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağının belirtildiği gerekçeli kararda özetle; ilk ve orta öğrenimini devlet okullarında tamamladığı, üniversite sınavına hazırlanmak için Kırşehir’de örgüte ait dershaneye bir dönem gittiği, 2010 yılında Hukuk Fakültesini kazanıp, 2015 yılında üniversiteden mezun olduğu; Kırıkkale avukat imamı olduğu iddiası ile yargılanıp mahkum olan M. B.,’nin yanında staj yaptığı ve bitiminde de aynı yerde avukat olarak çalıştığı; Bank Asyada hesabının ayrıca örgüte müzahir dernek veya sendika kayıtlarının ise bulunmadığı; 25.04.2014 ve 26.04.2014 tarihleri arasında

Kozaklı’da bir otelde U. Ç. adında bir şahısla birlikte konaklama kaydının olduğu; ele geçirilen dijital materyallerde yapılan incelemede telefonunda … Reis adıyla kayıt edilen hattan “H. gözaltına alacaklar seni hesapları boşalt bana gönder, eve de gitmişler F.’yi ara S.’yi gönderdim” şeklinde mesaj geldiği, diğer telefonunda ise 06.12.2016 tarihli örgütsel sempati içerir sosyal medya yazışmalarının bulunduğu fakat muhtemelen M. B. tarafından yapıldığı, bilgisayarında …’in videolarının yayınlandığı siteye erişim sağlanıp izlendiği; adına kayıtlı …8918 numaralı hattından …6451 IMEI numaralı cihazı ile 13.08.2014 tarihinde ByLock programını kullandığı, 13.08.2014 ile 28.02.2015 tarihleri arasında 232 adet erişim sağladığı, CGNAT kayıtları ile HTS kayıtlarındaki baz bilgilerinin uyuştuğu tespit edilen; ablası ile evli olduğunu ve sanığın dershane ve evlerde abi denilen şahıslarla örgütsel toplantılara katıldığını fakat yargılamada ise 10 yıldır görmediğini, sadece geçmişinde örgütle bağlantısı olduğunu tahmin ettiğini, başkaca örgütsel faaliyetine şahit olmadığını söylediği tanık Ö.’nün beyanlarına istinaden, avukat olan sanığın; örgütün talimatları dışına çıkarak tek başına hareket ettiği yahut edebildiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delil elde edilemediğinden eyleminin örgüte üye olma suçu kapsamına girdiği ve örgütle hangi tarihte tanıştığı net olarak belirlenememiş ise de lise döneminde üniversite sınavına hazırlanmak için dershaneye gitmesiyle örgütle tanıştığı, 2010 yılında Hukuk Fakültesini kazanıp, örgütün evlerinde kalmaya başladığı, öğrenci yapılanması içerisinde olduğu, mezuniyeti sonrası avukatlık stajını örgüt mensubu hatta avukat imamı iddiası bulunan şahsın yanında yapıp, sonrasında çalışmasını sürdürerek örgütsel bağını devam ettirdiği, hukuk birimine destek sağladığı, lise yıllarında örgüt evlerine gidip sohbet adı altında toplantılara katıldığı, ByLock tespiti gözetildiğinde de avukat iken de bu toplantılara katıldığı, telefonuna örgüt mensuplarının gizli haberleşme ağı olan ByLock programını yükleyerek aktif olarak kullandığı, dosyaya yansıyan delil ve irtibata rağmen inkara dayalı savunmasıyla halen örgütsel sorumluluk bilinciyle hareket ettiği, örgütün önce üniversite sonrasında ise hukuk birimine dahil olduğundan örgüt üyesi olduğunun kabulü ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, örgütsel konumu, suç işleme iradesinin ağırlığı ve saiki göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşmadan, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesince yarı oranında arttırım, yargılama sürecinde olumsuz davranışının tespit edilememesi, geçmişi nazara alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesince takdiri indirim uygulanmak sureti ile aynı Kanun’un 314/2 maddesi gereğince hapis cezası ile mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Hükümden sonra istinaf aşamasında gelen U. Ç., ve H. U.’nun beyan ve teşhislerinin, sonuca etkili olmaması ve İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi, kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından davanın yeniden görülme nedeni yapılmadığı belirtilerek; yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine; suçun niteliği, verilen ceza miktarı, uygulanan tedbirin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması nedenleriyle “yurt dışına çıkış yasağı” şeklindeki adli kontrol tedbirinin hükmün infazına kadar devamına karar verilmiştir.

D. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (16. CD 2015/1426 Esas, 2015/1292 Karar; 2015/1565 Esas, 2015/3464 Karar).

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.

d) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın adli kontrol tedbirine uymayarak yasa dışı yollardan yurt dışına kaçmak üzere iken yakalanması sonrası 07.11.2021 tarihli sorgusunda, kandırıldığı için etkin pişmanlıktan yararlanamadığını, hem kaçması hem de suçlama ile ilgili tüm bildiklerini anlatmak istediğini beyan edip ilk kez temyiz aşamasında gönderdiği dilekçeleri ile de etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek, örgütün faaliyetleri ve bir kısım örgüt üyelerine ait bilgiler verdiğinin anlaşılması karşısında, etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da anlatılarak ayrıntılı beyanının alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması, verdiği bilgilerin, örgütteki konum ve faaliyetleri ile uyumlu ve faydalı olup olmadığının ilgili birimlerden de sorularak değerlendirilmesinden sonra hukuki durumunun ve hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 ınci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 inci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.12.2020 tarihli ve 2019/1040 Esas, 2020/1495 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, İtirazname’ ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Müsnet suçun niteliğine, mevcut delil durumuna ve kaçacağına ilişkin somut olguların bulunmasına nazaran sanığın tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.