YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8077
KARAR NO : 2008/11444
KARAR TARİHİ : 22.09.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.03.2005 gün 2004/12790-2005/2799 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece, Hazinenin davasının reddine karar verilmişsede, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun değildir. Bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre “çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde iken 1989 yılında ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını” bildirdiği gibi bu olgu mahkemenin de kabulündedir. İskan yoluyla dağıtılacak ya da tevzi edilecek araziler arasında ormanlar sayılmamıştır. Dayanılan Nisan 1945 tarihli tapu kaydı, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden evvel ve dava konusu taşınmaz kesinleşen orman sınırları içerisinde iken oluşturulmuştur. 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş, iptal edilmeyen hükümleri de 22.02.2005 gün ve 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmıştır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazların, 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince nitelik yitirme nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılma işlemi ancak Hazine adına olabilir. Bu tür yerler 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 18/2. maddesi gereğince yasalar uyarınca Hazineye kalan taşınmaz niteliğinde olduğundan, Hazine tarafından 178 Sayılı Kararnamenin 13/D maddesi, ya da 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11/6 maddesi gereğince Orman Genel Müdürlüğüne orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilebileceği gibi, somut olaydaki gibi taşınmaz malın asıl maliki olan Hazine tarafından fiilen ve eylemli orman olan parselin orman niteliğiyle tescilini de dava yoluyla isteyebilir. Çünkü bu istekle açılmış bir dava aynı zamanda “tahsis” iradesini de gösterdiği düşünülerek, Hazinenin davasının kabulüne, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ve davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … İlçesi, … Köyü 122 parselin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 2/B niteliği ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, davalıların taşınmaza vaki müdahalesinin men-ine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali-tescil ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 28.03.1940 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 13.12.1989 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 06.12.2006 tarihli son oturumda oluşturulan ara kararında (Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.03.2005 tarih 2004/12790 E.-2005/2799 K. sayılı bozma ilamına kısmen uyulmasına, kısmen direnilmesine, Yargıtay bozma ilamının dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ve davalıların taşınmaza elatmasının önlenmesine ilişkin bozma ilamına uyulmasına, taşınmazın orman vasfı ile nitelendirilmesine ilişkin bozma ilamına direnilmesine) karar verildiği halde, aynı günlü kısa kararda ve gerekçeli kararda ise kısmen direnmeden bahsedilmeksizin (Dava konusu … İlçesi … Köyü 3 pafta 122 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 2/B vasfı ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaza davalıların vaki tecavüzlerinin men-ine) denilmiştir.
Oysa; oluşturulup duruşma tutanağına geçirilerek okunan kararın H.Y.U.Y.’nın 388. maddesinde belirtilen biçimde açıkça hüküm sonucunu içermesi (H.Y.U.Y. md. 381. II; 388. II; 389; 489.II) gerektiği gibi, aynı oturumda oluşturulan ara kararı ile kısa kararında birbiriyle çelişik olması mutlak bozma nedenini oluşturur (İ.B.B.G.K. 10.04.1992 t, 1991/7 E. – 1992/4 K.).
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekili ile davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 22/09/2008 günü oybirliği ile karar verildi.