Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/9123 E. 2008/11600 K. 22.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/9123
KARAR NO : 2008/11600
KARAR TARİHİ : 22.09.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındak tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 26.10.2007 gün 2007/1235-13040 sayılı bozma kararında özetle; “Davanın genel arazi kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyerek orman olarak tespit dışı bırakılan (B), (C) ve (D) ile işaretli toplam 107.913 m2 yerin eski tapu kaydına dayanılarak tesciline ilişkin olduğu, Kadastro Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra 21.11.2000 gün ve 1997/8-39 sayılı kararla orman olması nedeniyle tespit tutanağı düzenlenmeyen (B) ile işaretli 2963 m2, (C) ile işaretli 56814 m2 ve (D) ile işaretli 48.136 m2’ki toplam 107.913 m2 olan bölümler yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine asliye hukuk mahkemesine gönderildiği, H.Y.U.Y.’nın 193.maddesi gereğine görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde görevli mahkemeye baş vurularak taraflara tebligat yaptırılması gerektiği, bu 10 günlük süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, görevsizlik kararı temyiz incelemesi sonunda Yargıtay’ın onama kararı ile kesinleşmiş ise 10 günlük sürenin H.Y.U.Y.’nın 193/III maddesi gereğince Yargıtay onama kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, H.Y.U.Y.’nın 440/III -3 maddesi uyarınca, mahkemelerce verilen görevsizlik kararlarının bozulması veya onanmasına ilişkin kararları hakkında karar düzeltme yoluna gidilemeyeceği, bu nedenle de, kural olarak; H.Y.U.Y’nın 193. maddesi gereğince davacı tarafın (temyize konu olayda müdahil davacıların) Yargıtay onama kararının tebliğinden itibaren 10 gün içinde görevli yada görevsiz mahkemeye baş vurması ve tebligat masraflarını yatırması gerektiği, ancak, somut olayda; tesbit tutanağı düzenlenmeyen 107.913 m2 yüzölçümündeki taşınmaz yönünden davanın görev yönünden ret edilerek 2526 sayılı parsel hakkındaki Orman Yönetiminin davasının kısmen kabulüne, 2526 sayılı parselin gerçek yüzölçümü 193.875 m2 olmayıp 177.266 m2 olduğundan 29.06.2000 tarihli bilirkişi krokisinde orman tahdidi içinde kalan (A) işaretli 7005 m2 bölümün 2526 sayılı parselden ifrazına ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline, 2526 sayılı parselin geriye kalan ve 170.261 m2 bölümünde dava konusu parsele revizyon gören Kasım 1930 tarih 2 nolu ve Nisan 1979 tarih 1 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığından 3402 Sayılı Yasanın 40. maddesi hükmüne göre tesbit ve dava tarihinden sonra taşınmazı satın alan müdahil davacılar … (2/4 pay), … (…) (1/4 pay), … (1/4 pay) adlarına tesciline dair karar verildiği, görevsizlik kararı dışında kurulan hükmün karar düzeltmeye tabi olduğundan bu hususun müdahil davacılar lehine değerlendirilerek hükmün bütün halinde karar düzeltme süresi geçtikten sonra, karar düzeltme süresinin bittiği 16.08.2003 tarihinde kesinleştiği ve 10 günlük başvuru süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı kabul edilerek davalı ve müdahil davacıların 26.08.2003 tarihine kadar görevli ve yetkili … Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak davacı ve karşı davalı … Yönetimi ve Hazineye tebligat yaptırmaları gerekirken H.Y.U.Y.’nın 193. maddesinde belirtilen 10 günlük başvuru süresi geçirildikten sonra davalılar ve müdahil davacılar vekili Av. … tarafından 26.09.2003 tarihinde dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için dilekçe verildiği, hakkında görevsizlik kararı verilen dava Asliye Hukuk Mahkemesinde adli tatilde görülmeyecek bir dava ise ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine başvurma süresi olan on günlük hak düşürücü sürenin bitmesi adli tatile rastlıyor ise süre yedi gün daha (yani 12 Eylüle kadar ) uzamış sayılacağı (H.Y.U.Y madde 176-177), Kadastro Mahkemesinin 21.11.2000 gün ve 1997/8-39 sayılı kararının 16.08.2003 tarihinde kesinleştiği, on günlük başvuru süresi 26. 08. 2003 tarihinde yani adli tatil içinde bittiğinden ve tescil davaları da adli ara vermede bakılamayacak davalardan olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesine on günlük başvuru süresinin 12.09.2003 tarihinde sona erdiğinin kabulünün gerektiği, davalı ve müdahil davacılar vekili Av. … 26.09.2003 tarihinde dosyanın Asliye Mahkemesine gönderilmesi için kadastro mahkemesine dilekçe verdiği, on günlük süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, bu sebeple , davalı ve müdahil davacılar vekili Av. … tarafından on günlük süre geçirildikten sonra dilekçe verilmiş olduğundan mahkemece DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,kabule göre de;Asliye Hukuk Mahkemesince hiç bir araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu, çekişmeli taşınmazlara komşu 239 ve 209 ve davacıların dayandığı tapu kaydının revizyon gördüğü 2524, 2525 nolu parsellere ait kadastro tesbit tutanakları ile revizyon tapuları ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, T.Evvel 1928 tarih 52 numaralı tapu kaydına geldi gösterilen T.Sani 1312 tarih 128 nolu tapu kaydının ve yine Şubat 1307 tarih 323 – 324 nolu tapu kayıtlarını geldi kayıtları getirtilmeden, tapu kayıtlarının tesisinde miktar yok iken T.Sani 1312 tarih 128 nolu 1553 dönüm 637 arşın ve Kasım 1930 tarih 2 no’da 3077 dönüm 100 arşın olarak miktar yazılmasının nedeni araştırılmadan, davaya konu yerlerin öncesinin ne olduğu, kullanılıp kullanılmadığı eski ve yeni tarihli memleket haritaları ve hava fotoğrafları ile Büyükşehir Belediye Başkanlığınca düzenlenen hali hazır haritalar ile fotogometri ve ortofoto yöntemiyle düzenlenen haritaca hava fotoğrafları getirtilip incelenmeden,çekişmeli yerlerin bu resmi belgelerde ne şekilde değerlendirildiği belirlenmeden, 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesindeki “Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tespit yapılır” hükmü gözetilmeden karar verildiği vb” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel arazi kadastrosu sırasında hakkında tutanak düzenlenmeyerek orman olarak tespit dışı bırakılan (B), (C) ve (D) ile işaretli toplam 107.913 m2 yerin eski tapu kaydına dayanılarak tesciline ilişkindir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1939 yılında yapılan orman kadastrosu ile 1982 tarihinde yapılan aplikasyon işlemi bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 22/09/2008 gününde oybirliği ile karar verildi.