Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/5832 E. 2023/533 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5832
KARAR NO : 2023/533
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

Taraflar arasında görülen tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince; mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı …, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili; murisin davalılara ölünceye kadar bakmaları şartı ile 158 ada 60 parsel, 158 ada 3 parsel, 18 ada 3 parsel ve 126 ada 57 parsel sayılı taşınmazları hibe şeklinde devrettiğini, davacıların durumu yeni öğrendiğini, davalıların murisin bakımı ile ilgilenmediklerini, murisin mahkemenin 2009/79 Esas sayılı dosyasında bağışlamadan rücu davası açtığını ancak davalının murisi kandırması sebebiyle davadan feragat ettiğini, davacıların saklı payının tenkisi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde, taşınmazların muris tarafından kendisine bakılması
kaydıyla sevgi ve minnet karşılığında hibe edildiğini, kesinlikle muvazaalı bir işlem olmadığını davalının murise en iyi şekilde baktığını, maddi ve manevi bütün ihtiyaçlarını giderdiğini, bağışlamadan rücu davasının murisin kandırılarak açıldığını, ilk celsede de murisin feragati nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, davacıların mahfuz hisselerine bir tecavüzün de söz konusu olmadığını, murisin temlik dışı terekesinin bulunduğunu, davalının hissesine düşen 158 ada 67 No.lu parsele 1990 yılında yığma tabir edilen tek katlı kuruluğu, ahırı ve samanlığı yaptığı, yine 158 ada 3 No.lu parsel üzerine ruhsatlı bağ evi yaptığını, taşınmaz üzerinde meyve ağaçlarının ve asma çubuklarının olduğunu, anılan muhdesatın muristen kalmadığını bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Haşan Çelikkol, 08.02.2011 tarihli 2. celsede davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.04.2012 tarihli ve 2010/319 Esas, 2012/142 Karar sayılı kararıyla eksik gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararma karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.03.2013 tarihli, 2013/2008 Esas, 2013/3322 Karar sayılı ilamında; 6100 sayılı HMK’nun 324 üncü maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken olayda uygulama yeri bulunmayan 6100 sayılı Yasanın 114/g, 115/2 ve 120/2 maddelerinden söz edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenkis davasının kabulüne, tenkis bedeli olarak belirlenen 28.981,44 TL’nin tercihin yapıldığı 25/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara 1/4’er oranda verilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … ve davalı … vekili ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerinde, dava konusu gayrimenkullerin davalılara muris tarafından kendisine bakılması karşılığında ölünceye kadar bakma akdiyle devredildiğini, ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı akitler olduğundan herhangi bir muvazaa ve mal kaçırma kastı da söz konusu olmadığını, murisin saklı payı giderme kastı ile hareket etmediği açık olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece maddi hata sonucu bilirkişi raporunda belirlenen bedelin iki katından sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, açıklanan ve re’sen nazara alınacak sebeplerle hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanunun 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.

2. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunun 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 üncü bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkım dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563 üncü maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.

3. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

4. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564 üncü maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz.

5. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 17 nci maddesinde, mirasçılık ve mirasın geçişinin miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirleneceği öngörülmüştür. Miras bırakan 01.01.2002 tarihinden önce ölmüşse 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerinin, 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.
3. Değerlendirme
1.Somut uyuşmazlıkta, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı yoktur. Tenkis hesabı sonucunda infazda tereddüte yer vermeyecek şekilde davalıların her biri için ayrı hüküm kurulması ve her bir davacıya ödenmesi gereken saklı pay miktarının da ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Yine bu sebeple yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden de her bir davalının sorumlu olduğu tutar ayrı ayrı belirtilmelidir.

2. Hüküm altına alman tenkis alacağı 4721 sayılı TMK’nın 564/2 nci maddesi uyarınca karar tarihi esas alınmak suretiyle belirlendiğinden, tenkis alacağına karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, tercih tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru değildir.

3. Kabule göre de, davacıların saklı payı hesap edildikten sonra her bir davalı yönünden ayrı ayrı sabit tenkis oranı hesaplanmalıdır. Sabit tenkis oranı bulunurken davacıların saklı payı, davalıya yapılan kazandırma tutarından davalının saklı payının çıkarılması suretiyle bulunacak miktara oranlanmalıdır. Sabit tenkis oranının usulüne uygun olarak hesap edilmesinden sonra dava konusu taşınmazların TMK 564 üncü maddesine göre sabit tenkis oranına göre bölünebilir olup olmadığının tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmazın bölünebilir olduğunun tespiti halinde davalının tercih hakkı gündeme gelecektir. Taşınmazın bölünemez olduğunun tespiti halinde ise süratle TMK 564/2 nci fıkrasına uygun olarak dava konusu taşınmazın karar tarihine en yakın olacak değerinin tespit edilerek, belirlenecek miktarın sabit tenkis oranına çarpılması suretiyle bulunacak değer tenkis alacağını oluşturacaktır.

4. Yukarıda izah edilen şekilde tenkis alacağı hesaplanması gerekirken eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeyle tenkis alacağına hükmedilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulmuştur.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … ve davalı … vekili temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.