YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1041
KARAR NO : 2009/4145
KARAR TARİHİ : 12.03.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : … VE ARKADAŞLARI
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2859 Sayılı Yasaya göre yapılan Yenileme Kadastrosu sırasında, …Köyü 134 ada 430 parsel sayılı (eski 9537 m2) 10.325,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı … Yönetimi, yörede 1975 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olan taşınmazın bir kısmının yenileme çalışmaları sırasında 134 ada 430 parsel çapına ilave edildiğinden yenileme kadastrosunun iptali ile önceki haliyle 430 parselin tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi 10.325,80 m2 olarak davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1975 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılamada uzman orman ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek raporda yörede 1975 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının fotogrametrik yöntemle yapıldığı, …Köyünde ilk tesis kadastrosunun 1995 yılında yapıldığı, ancak ölçümlerde esas alınan mevcut nirengi poligonlardaki konum ve sınırlandırma hatalarından dolayı zemindeki mevcut sınırların ve pafta sınırlarının birbirine uymadığı ve bu nedenle 2859 Sayılı Yasa gereğince yenileme çalışmalarının yapıldığı, orman kadastrosuna ilişkin çalışma tutanakları ile bu çalışmaya esas alınan … fotoğraflarını uygulamaları sonucunda orman tahdit noktalarının belirlendiğini, buna göre çekişmeli 134 ada 430 parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırları dışında kaldığını ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun saptandığını, 2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan çalışma sonucunda oluşan paftada ile ilk tesis kadastrosundaki farklılığın mevcut nirengi ve poligonlardaki konum hatalarından olduğunu, zemindeki kullanım ile yenilemedeki sınırların birbirine uygun olduğunu ve yenileme çalışmasının yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapıldığını açıklamışlardır. Mahkemece bu rapor esas alınarak 2859 sayılı yenileme işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu kabul edilerek davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tesbit gibi 10.325.80 m2 olarak davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
Ancak; mahkemece kurulan hüküm doğru değildir. Şöyle ki; dosya içindeki orman tahdit çalışma tutanağında “…..43 nolu orman tahdit noktasına gelindi. Bu noktadan Kovalı dereyi takiben doğuya ilerlendi. … bağının 8 metre doğu sınırı köşesine ve derenin içindeki sabit kayaya 44 nolu orman tahdit noktası tesis edilerek kuzeybatıya düz hatla ilerlendi….” denilmekte olup, 43 ile 44 nolu orman tahdit noktalarının dereyi takiben devam edilerek konulduğu anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişilerce orman tahdit haritasının hatalı düzenlendiği, bu nedenle orman tahdit çalışma tutanakları ile memleket haritası ve … fotoğrafları esas alınmak sureti ile kesinleşen orman tahditinin uygulandığı açıklanarak çekişmeli taşınmazın orman tahdit hattına göre konumunu gösteren kroki sunmuşlardır. Bilirkişilerce çizilen ek 1 nolu krokide 43 ile 44 nolu orman tahdit noktaları kavisli bir şekilde çizilmiş ve üzerine kavalı deresi yazılmıştır. Bilirkişilerce düzenlenen rapor içeriğine göre bu hattın kabul edilmesi durumunda çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Uzman bilirkişilerce raporun sonuç kısmında çekişmeli taşınmazın tamamının kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu şeklindeki açıklama doğru değildir. Ancak, eldeki dava yenileme kadastrosuna itiraz davası olup, tapu iptali ve tescil talebini içerdiğinden ve çekişmeli taşınmazın sözkonusu rapora göre kısmen kesinleşen orman tahditi içinde kaldığı anlaşıldığından aynı uzman orman ve fenni bilirkişilerden ek rapor alınarak 1 nolu krokide yeşil ile gösterilen kesinleşen orman tahdit hattına göre güneyde kalan bölümün yüzölçümünün belirlenmesi ile bu bölüme ilişkin olarak tapu iptali ve tescil davası yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir.
Kabule göre;
2859 Sayılı Yasanın yenileme başlıklı birinci maddesi; “Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevkii yada ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları bu kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır” hükmünü taşımaktadır.
2859 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince yenileme tespitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davalar 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro mahkemelerinde çözümlenir. Yine aynı yasanın 4. maddesi gereğince “yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz…”denilmektedir. Somut olayda, dava yenileme tespitine karşı askı süresi içinde açıldığından, 5. madde gereğince davaya bakma görevi kadastro mahkemesine ait olup dava görevli mahkemede incelenmiştir. 4. madde hükmüne göre kadastro mahkemesinin görevi, teknik çalışmaları kapsayan yenileme işleminin yasaya ve yönetmeliğe uygun yapılıp yapılmadığını belirlemek suretiyle sadece bu konuda davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir. Paftaların yenilenmesine itiraz davalarında tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz. Bu hükümler gözönüne alındığında mahkemece yenileme işleminin yasa ve yönetmeliği uygun yapıldığı kabul edildiğine göre sadece davanın reddi yolunda hüküm kurulması ve kesinleşen orman sınırları içinde kalan bölümle ilgili olarak da görevsizlik kararı verilmesi gerekirken tapuda davalı gerçek kişiler adına kayıtlı olan çekişmeli taşınmazla ilgili olarak ayrıca davalılar adlarına tapuya tescil yolunda hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12/03/2009 günü oybirliği ile karar verildi.