YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6695
KARAR NO : 2023/929
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl dava davacısı … vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladığı üç parça taşınmazın müvekkilinin miras bırakanı Bayram …’dan kaldığını, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak, davacı adına ya da murisi Bayram …’ın mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleştirilen davada davacılar … ve … vekili dava dilekçesinde; mevkii ve sınırlarını açıkladıkları beş parça taşınmazın dedeleri Bayram Ali’den kaldığını, ancak sağlığında mirasçıları arasında yaptığı paylaşım sonucu, müvekkillerinin babası Ömer’e düştüğünü, … ile bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak, dava konusu taşınmazların davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … temsilcisine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, keşfe katılarak açılan davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli ve 2014/20 Esas, 2015/32 sayılı Kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 16.02.2015 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 29.03.2022 tarih ve 2021/8463 Esas, 2022/2373 Karar sayılı ilamında; birleştirilen dava dilekçesinde ve yargılamanın 24.05.2012 tarihli oturumunda, davacılar vekili Tabakderesi mevkiinde bulunan 17 dönüm miktarındaki tarlanın … adına tescilini talep etmesine karşın, mahkemece talep aşılarak fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen, 23.609,65 m² yüzölçümlü yerin davacı … adına tesciline karar verilmesi;
3. Ayrıca Mahkemece feragat edilen taşınmazlar yönünden, davanın reddine karar verilerek, temyiz eden davalı Hazine lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken, bu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Mahkemece eksik inceleme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu karar verildiğini,
2. Kararda davacı lehine hükmedilen Tabakderesi mevkiindeki 17 dönüm (dekar) taşınmazın meradan iktisap edildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kısmen kabulü kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı gibi özellikle hükümde belirtilen “Dazkırı ilçesi, Karaağaçkuyusu Köyü Tabakderesi Mevkisinde bulunan, 17 dönüm (dekar) yüzölçümlü taşınmazın” şeklindeki ifadenin 16.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen yer olduğunun anlaşılmasına göre temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Davacılar vekillerince açılan ve birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescile ilişkin davada, mahkemece verilen 22.06.2022 tarihli kararının temyizi üzerine, Dairemizin sayın çoğunluğu kararın onanması yönünde görüş bildirmekle, karşı oyum aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.
1. Davanın gerekli açıklamaları, yukarıda onama kararının gerekçesi içerisinde belirtilmekle tekrar yapılmamıştır.
2. Öncelikle 22.06.2022 tarihli “kısmen kabule” dair kararda gerekçe bulunmamaktadır. Çünkü önceki gerekçe aynen yazılmış, devamında bozma ilamı özetlenmiş ise de; hangi gerekçeler dikkate alınarak, mevcut sonuca ulaşıldığı açık değildir. Bu açıklama gereğince incelemeye konu kararın gerekçesizlik sebebiyle bozulması gerekmektedir.
3. Bir önceki bozma ilamında (7. Hukuk Dairesinin 2021/8663 Esas, 2022/2373 Karar sayılı) açıkça kabul edilen miktarın, talepten fazla olduğu belirtilmiş ve 16.06.2014 tarihli raporla bağlantı kurulmuş ise de; mahkemece raporla ilgili açıklama yapılmadığı, soyut şekilde “17 dönüm yüzölçümlü taşınmazın…” denilerek belirsizlik ortamı oluşturulduğu açıktır.
4. Sayın çoğunluk bu belirsizliği fark ederek, gerekçe kısmında “…. şeklindeki ifadenin 16.06.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen yer olduğunun anlaşılmasına göre…” demek suretiyle izahat getirmiş ise de, bu açıklama yetersizdir.
5. Çünkü, 16.06.2014 tarihli rapor ve ekindeki kroki de (A) harfi ile gösterilen yerin yüzölçümü 23.609,65 m2 olup, bunun 17.000 m2’lik kısmının neresi olduğu belli değildir. Ek rapor alınmadığı için, kabul edilen miktarın hangi sınırdan başlayacağı, hangi yönde bulunacağı belirsizdir.
6. Bu haliyle temyiz konusu ciddi olup, öncelikle 17.000 m2 kısmın ek rapor ile belirlenmesi ve bunun sonucuna göre mahkemece karar verilmesi gerekirken, icra kabiliyeti bulunmayan bir hükmün onanması, ileride telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır.
7. Taşınmazın mera vasfı sebebiyle müstakilen kazanılıp kazanılamayacağı ayrı bir tartışma konusu olup, bu yönden de inceleme gerekeceği açık ise de; öncelik usul eksikliğinde bulunmakla, bu konuda değerlendirme yapılmamıştır.
8. Neticeten ilk derece mahkemesi kararının, gerekçesiz olması ve icra kabiliyeti bulunmaması sebebiyle usulden bozulması gerekirken, onanmasına dair sayın çoğunluk kararına mualifim.