Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2021/8325 E. 2023/773 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8325
KARAR NO : 2023/773
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazda muris Ahmet, kardeşi Nilgün ve davalının paydaş olduklarını, Nilgün’ün ortaklığın giderilmesi davası açması üzerine tarafların anlaştığını, sulh sözleşmesine göre tapu devrini temin etmek amacıyla hissedar Nilgün’den satış vaadi sözleşmesi yapılacağının kararlaştırıldığını, son ödeme bittikten sonra tapunun devir edileceği kararlaştırıldığını, sözleşmeye uygun olarak taraflar arasında Fethiye 3. Noterliğinde aynı gün 4489 yevmiye No.lu satış vaadi düzenlendiğini, sözleşmeye göre satış vaadi düzenlenmiş ise de davalı …’ın dava dışı kardeşi Nilgün ile el ve işbirliği içerisinde, inanç ve sulh sözleşmesine konu edilen taşınmazı 15.05.2009 tarihinde kendi adına aldığını, normal olarak davalının 39/306 hissesini müvekkilin murisine vermesi gerekirken müvekkilin murisinin son dönemlerinde müvekkile haber vermediği gibi muris öldükten sonra da taşınmazı aldığını müvekkillerine söylemediğini ileri sürerek davalı hissesinin 39/306 hissesinin iptali ile müvekkillerinin miras payı oranında adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eksik peşin harcın süresi içinde tamamlanmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ve 3 aylık yasal süre sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; davalı vekili Sezai Gökmen’in inanç sözleşmesini Nilgün adına imzalayan kişi olmasına rağmen menfaat çatışması nazara alınmadan dosyada vekilliğinin kabul edildiğini, davalı vekili Av. Sezai Gökmen’nin dosyada tanık olarak dinlenmesi gerekirken tanıklıktan çekinme talebinin kabul edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece 22.01.2019 günlü celsede dava konusu taşınmaz hissesinin rayiç değeri üzerinden davacılar vekiline eksik peşin harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu’nun 30 uncu maddesi uyarınca bir sonraki celseye kadar süre verildiği, ara kararda yatırılması gereken eksik peşin harç miktarının belirtilmemesi ve harcın süresi içinde tamamlanmaması halinde uygulanacak yaptırımların açıklanmaması nedeniyle verilen ihtarın usulüne uygun olmadığı anlaşılmış ise de davacılar vekilinin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararına yönelik bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar vekilinin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararına yönelik bir istinafının bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Medeni Kanunu’nun 706 ve 716 ncı maddeleri, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 89 uncu maddelesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy çokluğu karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescile dair davada, İlk Derece Mahkemesi HMK’nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

Kararın istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi başvurunun HMK’nın 353/(1)-b-1 inci maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermiştir.

Davacı vekilinin süresinde temyiz başvurusunda bulunması üzerine, sayın çoğunluk yukarıda açıklandığı üzere istinaf kararının onanması yönünde karar oluşturmakla, aşağıdaki şekilde karşı oyumuz açıklanmıştır.

1. Gerek istinaf dairesi kararında ve gerekse onama gerekçelerinde, davacı vekilinin dilekçelerinde “Açılmamış sayılma” yönünde itiraz açıklama yapmaması belirtilmektedir.

2. Esasen davacı vekilinin her iki kanun yolu başvurusunda, “Davanın açılmamış sayılmasına” dair karara itiraz etmediği açık ise de; açıklama dilekçeleri dikkatli incelendiğinde, amacının davaya devam etmek olduğu ve ısrarla delillerin toplanması- değerlendirilmesi üzerinde durduğu açıktır.

3. Bu konuda davacı tarafı yanıltan husus, kararı veren hakimin, 07.03.2019 tarihli duruşmada önce tanık dinleyerek duruşmaya devam etmesi ve sonunda ise sürpriz sayılacak şekilde davada usul kararı vererek, dosyadan el çekmesi olmuştur.

4. İstinaf dairesinin isabetli şekilde açıkladığı gibi, yerel mahkeme hakimi, 22.01.2019 tarihli celsede (4) numaralı ara kararını usulüne uygun kurmamış ve böylece davacı tarafı yanıltmıştır.

5. Usulsüz ara kararına, bütün davayı etkileyecek şekilde “dosyanın işlemden kaldırılması ve nihayetinde davanın açılmamış” sayılması sonuçlarını bağlamak adil yargılanma hakkının açık ihlalidir.

6. Mahkemenin eksik harç miktarını ve bu miktarın yatırılmaması halinde ilgili tarafın karşılaşacağı sonuçları açık ve doğru gösterme yükümlülüğü göz önüne alındığında; kurallara açık aykırılık sebebiyle davacının karşılaştığı haksız sonuçlara katlanmak zorunda olmadığı; istinaf dairesinin yorum- değerlendirmesinin davacı üzerinde ağır bir yük oluşturduğu; davacının katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu açıktır.

7. Mevcut açıklamalar gereğince davacının AY. 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adli yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği açık bulunmakla, neticeten bu gerekçe ile istinaf kararının bozulması gerektiği kanaati ile karara muhalifim.