YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2237
KARAR NO : 2007/5286
KARAR TARİHİ : 19.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 06.07.1998 tarihli dilekçesiyle, tapu kaydına dayanarak yörede ilk kez yapılan ve 08.07.1988 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, … … Köyü 780 numaralı parselin orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapuya dayalı olarak, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
… … Köyünde 1966 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 268 numaralı parsel tapu kaydına dayalı olarak gerçek kişi adına tespit edilmiş; …, 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda taşınmazın orman sınırı içinde kaldığı savıyla açtığı dava sonucu Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 … 1969/87-115 sayılı karar ile 02.04.1970 tarihli krokide A=62400 m2 ile gösterilen bölümünün orman kadastro haritasındaki 2569-2570-2571 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman tahdit hattına göre orman sınırı içinde kaldığının tespitine, B=188000 m2 ile gösterilen bölümün de, aynı hatta göre orman sınırı dışında kalması nedeniyle gerçek kişi adına tesciline dair verilen kararın kesinleşmesi üzerine hüküm infaz edilmiş ve gerçek kişiye verilen bölüm 543 parsel numarasıyla adlarına tapu kaydı oluşturulduktan sonra parselasyon sonucu 337 parçaya ifraz edilmiştir.
İşte, dava ve temyize konu taşınmaz, … … Köyü 780 parsel sayılı, 543 numaralı taşınmazdan parselasyon sonucu ifrazen oluşturulan yerlerdendir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1985 ila 1988 yılları arasında 5 ve 7 numaralı orman kadastro komisyonlarınca 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ile her hangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan devlet ormanlarının kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları yapılıp 08.07.1988 tarihinde ilan edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1985 ila 1988 yılları arasında 5 ve 7 numaralı orman kadastro komisyonlarınca 3116 Sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ile herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan devlet ormanlarının kadastrosu ve 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında, 268 numaralı parsele ait Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 … 1969/87-115 sayılı hükmün dayanağı olan 02.04.1970 tarihli krokide 1942 yılında kesinleşen orman tahdit haritasındaki 2569-2570 ve 2571 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman tahdit hattının yanlış
uygulandığının anlaşılması üzerine, Orman Yönetimince anılan raporu ve krokiyi düzenleyen bilirkişiler … Sarsılmaz, Rasim … ve … … hakkında … Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve hemen sonra Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 … 1969/87-115 sayılı kadastro tespitine itiraz davasının yargılamanın yenilenmesi için dava açılmıştır. Suç duyurusu ile ilgili olarak … … Başsavcılığınca yapılan kovuşturma sonucunda 1995/2625-1283 sayılı karar ile zamanaşımı nedeniyle bilirkişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi hakkındaki … Kadastro Mahkemesinin 1995/48-2000/45 E.K. sayılı dava dosyasında, “bilirkişilerin kasten gerçeğe aykırı rapor verdikleri yolunda kesin kanıya varılamadığından davanın reddine” dair verilen karar 20.Hukuk Dairesinin 2000/6276-7428 E.K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Diğer taraftan, … … Köyünde 1942 yılında yapılan orman kadastrosundan sonra 1976 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre ekip çalışmalarına başlanmışsa da, köylüler tarafından anlaşmazlık çıkartılması üzerine, ekip çalışmaları bitirilememiş ve ilan işlemi de yapılamamıştır. Daha sonra, 27.09.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre; 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinin aplikasyonu ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış ormanların kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapmak yetkisiyle görevlendirilen 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu, 1985 yılında işe başlayarak ve 2896 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmüne dayanarak 17.12.1985 tarih ve 33 numaralı tutanak ile yeniden oluşturulan 2569-49-2570 numaralı orman sınır hattı ile 1942 tahdidi dışında kalan bir bölüm yeri orman sınırı içine almış ve 05.05.1986 tarihli işi bitirme tutanağı düzenlendikten sonra şekli ve hukuki noksanlıkları da bulunmadığından 19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3302 Sayılı Yasa döneminde düzenlenen 22.05.1987 tarihli işi bitirme tutanağı ile çalışmalarını tamamlamış, ancak 28.05.1988 gününde 3373 Sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra çalışma sonuçlarını 08.07.1987 tarihinde ilana çıkarmıştır.
Yargılamanın iadesine ilişkin, … Kadastro Mahkemesinin, 1995/48-2000/45 E.K. sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında uzmanlığına başvurulan serbest Orman Yüksek Mühendisleri … …, … … ve … …’dan oluşan bilirkişi kurulunun 25.01.2000 tarihli raporunda, “… Tapulama Mahkemesinin, 1969/87-2970/115 E.K. sayılı kararına dayanak olan 02.04.1970 tarihli krokide belirlenen 1942 yılında kesinleşen orman kadastro haritasındaki 2569-2570 ve 2571 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattının dışında kalan, ancak 1985 yılında 2896 Sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca verilen yetkiyle çalışan orman kadastro komisyonunca orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 2569-49 ve 2570 numaralı … bir orman sınır hattı oluşturularak bu orman sınır noktalarını birleştiren hat ile orman sınırı içine alınan bölümün toprağının, humuslu orman toprağı, doğu bölümünde 80-90 yaşlarında kızılçam ağaçları ile kaplı olup, … profilinde orman ağaç kök ve kalıntılarının bulunduğu” açıklanarak rapora eklenen memleket haritası örneğinde yeniden orman sınırı içine alınan bu bölüm yeşil renkli ormanlık alanlar içinde gösterilmiştir.
Davacı, dava konusu taşınmazın … Tapulama Mahkemesinin 1969/87-1970/115 E.K. sayılı kesin hükmü ile orman sınırı dışında kaldığı halde, 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1985 yılında yapılarak 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde 08.07.1988 tarihinde ilan edilen ve tapusuz taşınmaz yönünden kesinleşen orman kadastro işlemi ile dava konusu taşınmazın orman sınırı içine alınmasının yanlış olduğu iddiasıyla 10 yıllık süre içinde temyize konu davayı açmıştır.
Her ne kadar, çekişmeli taşınmaz hakkında, Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 … 1969/87-115 sayılı kesin hükmü 1942 tahdit hattının uygulanması bakımından tarafları yönünden kazanılmış hak oluşturmakta ise de, anılan davada 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren ve 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmesini öngören 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilmeksizin 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılmış olan orman kadastro
hattına göre taşınmazın konumu belirlenmiş, başka bir anlatımla, mahkeme sadece 1942 yılında kesinleşen orman kadastro sınırını belirlemiş, 4785 Sayılı Yasa çerçevesinde herhangi bir araştırma yapmamış, dava sırasında da bu konuda bir iddia ileri sürülmemiştir. O halde, kesinleşen tapulama mahkemesinin kararı nedeniyle sadece 1942 yılında kesinleşen orman tahdit hattı ile ilgili kesin hükmün varlığından söz edilebilirse de, konu birliği olmadığından 2896 Sayılı Yasa hükmüne göre sonradan orman kadastro sınırı içine alınan bölüm yönünden kesin hükmün varlığı kabul edilemez. Çünkü, temyiz edilen davanın konusu 2896 Sayılı Yasanın verdiği yetki ile 1985 yılında yeniden oluşturulan 2569-49-2570 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hat ile çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın ilk kez orman sınırı içine alınması ile ilgili olup, ortaya çıkan bu … durum (konu) kesin hüküm kapsamı dışındadır.
6831 Sayılı Yasadaki orman kadastrosuna ilişkin hükümler de, diğer Kadastro Yasalarında olduğu gibi tasfiye amacını gütmektedir. Davaya konu taşınmazı orman sınırı içine alan 1985 yılındaki orman kadastro çalışması 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılmıştır. 2896 Sayılı Yasada “askı tarihinden itibaren bir yıl içinde sınırlamaya itiraz edilebileceği” hükmü mevcut ise de; sözkonusu çalışma 2896 Sayılı Yasanın yürürlükte olduğu tarihlerde ilan edilmemiştir. Temyize konu dava, 28.05.1987 tarihinde yürürlüğe giren ve tapulu taşınmazlar bakımından 10 yıl içinde dava açma hakkını tanıyan 6831 Sayılı Yasanın 11/1 maddesini değiştiren 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında 08.07.1988 tarihinde yapılan ilan üzerine tapu kaydına dayanılarak 10 yıllık süre içinde açılmıştır. Yani taşınmaz 2896 Sayılı Yasanın Yürürlüğü sırasında orman kadastro sınırları içine alınmış, yine bu yasanın yürürlüğü döneminde kadastro komisyonunca 22.05.1987 tarihinde işi bitirme tutanağı düzenlenmiş, ancak askı ilanı 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü sırasında yapılmıştır.
Bu durumda, tartışılması gereken diğer bir konu da, orman kadastro işleminin yapılıp bitirildiği tarihte yürürlükte olan yasada bulunmayan, ancak ilan tarihinde yürürlüğe giren ve altı aylık ilan süresinden sonra, tapulu taşınmazlar yönünden getirilen 10 yıllık dava açma süresinin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağıdır.
Hemen belirtmek gerekir ki, ilan tarihinden yasanın değişmiş olması daha önceki yasa döneminde yapılıp tamamlanan orman kadastrosunun esasını etkilemez. Çünkü işin esası bitirilmiştir. … yasa döneminde yapılan ilan, kadastro işleminin esası ile ilgili olmayıp sonuçlarının duyurulmasından ibarettir. Bu nedenle, ilanın 3373 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılması, bu yasa ile tapulu taşınmazlar yönünden getirilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde orman kadastrosuna dava açma olanağı sağlamaz. 3373 Sayılı Yasada daha önceki yasalar döneminde yapılıp sonuçlandırılan, ancak ilanı bu yasa döneminde yapılan işlemlere … yasanın getirdiği hükümlerin uygulanacağı konusunda da her hangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Mahkemece, yapılan keşifte uzmanlıklarına başvurulan orman ve harita mühendislerinin dosyaya sundukları ve karara dayanak alınan rapor ve krokilerde, çekişmeli taşınmazın tamamının 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasındaki 2569-2570 ve 2571 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren orman tahdit hattının ve Tapulama Mahkemesinin 13.04.1970 … 1969/187-115 sayılı kararının dayanağı 02.04.1970 tarihli krokide belirlenen durumuna göre orman sınırı dışında yani orman sayılmayan yerde kaldığı ancak, 1985 yılında yapılan çalışma ile ilk kez oluşturulan 2569-49 ve 2570 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hatta göre orman sınırı içinde kaldığı belirtilmiştir.
O halde, davaya konu taşınmazın orman sınırı içinde kalan bölümlerinin yargılamanın yenilenmesi dosyasında uzmanlığına başvurulan bilirkişi kurulunun 25.01.2000 tarihli raporlarında belirlenen durumları itibarıyla öncesinin ve halen eylemli durumlarının orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi nedeniyle, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasanın verdiği yetkiyle orman sınırı içine alınmasının yasaya uygun olduğu bir yana, orman sınırı içine alınma işlemi 2896 Sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde yapılıp bitirildiğine, bu yasada tapulu ve tapusu taşınmaz ayrımı yapılmaksızın “tutanak ve kararlara karşı hak sahiplerinin askı tarihinden itibaren bir yıl içinde görevli ve yetkili adliye mahkemelerine müracaatla sınırlamaya itiraz edebilirler. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir” hükmü
bulunmasına, işlemin ilan edildiği tarihte yürürlükte bulunan ve tapulu taşınmazlar yönünden altı aylık ilan süresinin bitiminden sonra 10 yıllık süre içinde orman kadastro davası açma hükmünü getiren 3373 Sayılı Yasada, daha önceki yasalar döneminde yapılıp tamamlanan, ancak 3373 Sayalı Yasa döneminde ilan edilen işlemlere karşı da 10 yıl içinde dava açma … verildiğine ilişkin bir hüküm de bulunmadığı, dolayısıyla orman kadastrosunun kesinleştiği gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
SONUÇ: yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişiye yükletilmesine 19/04/2007 günü oybirliği ile karar verildi.