YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/772
KARAR NO : 2023/1212
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile sözleşmenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, davacının tapu iptal talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacının tapu iptal talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacının sözleşmeye yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, … ili … ilçesi 28,33,36,38 ve 39 parsel sayılı taşınmazların sahibi olduğunu, davalı …’ın, uzun süredir müvekkilinin söz konusu taşınmazların değerlendiğini ve uygun bir alıcı bulabileceğini söyleyerek satılması hususunda ikna etmeye çalıştığını, sonucunda vekaletname ile yetkilendirildiğini ancak her aşamada yazılı onayı ile hareket edilmesi istendiğini, davalının vekillik görevini kötüye kullandığını ve hiçbir bilgilendirme ve yazılı onay olmaksızın diğer davalı … ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, müvekkilinin davalı …’ın vekillik görevini kötüye kullandığını öğrenir öğrenmez kendisini azilname ile azlettiğini ileri sürerek sözleşmenin iptali ile taşınmazların devredilmesi veya taşınmazlar üzerinde herhangi bir borçlandırıcı işlemin tesisi halinde tapu kaydının iptali ile müvekkili adına yeniden tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı … cevap dilekçesinde; vekaletin kötüye kullanılmadığını, davacıyla yapmış oldukları telefon görüşmesinde sözleşmeyi okuduğunu ve izah ettiğini, yapılan sözleşme de her şeyin açıklık ilkesine göre ve yasalara uygun olarak yerine getirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmamış olduğunu, müvekkiline sözleşme için teklifte bulunulduğunu, müvekkilinin konuya olumlu yaklaştığını ve tarafların bir araya gelerek şartları konuştuklarını ve mutabık kaldıklarını, sözleşmenin kanunlara ve usulüne uygun yapıldığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, düzenleme şeklindeki noter senedi şeklinde yapılmış vekaletnamenin sahteliği yönünde bir dava açılmadığını, vekaletnamenin geçerli ve vekalet vereni temsile yeterli belge olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından davalı …’ın vekil tayin edildiği, davacıya vekaleten …’ın, diğer davalı yüklenici … ile taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin akdedildiği, davacının tapu iptal ve tescil talebi yönünden taşınmazların tapu kayıtlarının davacı adına kayıtlı olduğundan bu talep bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davalı …’ın üstlendiği iş ve hizmetleri vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütme yükümlülüğüne uygun davranmayıp kötüniyetli olduğu, davalı …’ın kendinden beklenen gerekli özeni göstermediği, vekilin vekalet görevini kötüye kullanıp kullanmadığı hususunda yeterli araştırma yapmadığı, bu durumda vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması gerektiği gerekçesiyle, davacının tapu iptal ve tescil talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı … vekili istinaf dilekçesinde;
davacının taşınmazların satımı konusunda müvekkilini yetkili kıldığını, müvekkilinin taşınmazların satımı konusunda basiretli bir vekil gibi vekalet görevi kapsamında davaya konu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, davacının müvekkiline geniş yetkiler içeren vekaletname vermesinin davacının kendi kararı olduğunu ve müvekkilinin hukuka aykırı, yetkisini aşan herhangi bir eylemi olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile davacının vekili diğer davalı arasında oluşmuş vekalet sözleşmesine ihtilafların müvekkiline sirayet ettirilemeyeceğini, vekaletnameye güvenerek işlem tesis ettiren müvekkiline karşı diğer yanın iç ilişkilerindeki muhtemel sorunların ileri sürülemeyeceğini, asil ile vekil arasında var olan veya var olduğu iddia edilecek bir ihtilaf ve/veya anlaşmazlık nedeniyle vekilin geçerli vekâletnameye ve bunu inceleyen notere güvenerek ve vekaletnamede bu işlem için yetkili olduğu açık olan vekil ile müvekkilinin yapmış olduğu işlemin iptalinin talep edilemeyeceğini, tapu iptali talebi hakkında davanın reddine karar vermesi gerekirken karar verilmesine yer olmadığına karar vermesinin usul ve kanunlara aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının, davacının iradi olarak verdiği vekaletname uyarınca sözleşmenin yapıldığı, bölgede %25-27 inşaat oranının uygulandığı, davalı tarafından sözleşme uyarınca da vekalet verene, yapılacak 15 bağımsız bölümden 4 adet bağımsız bölüm verileceğinin kararlaştırılması ile bölge geneliyle uyumlu olması ile uyuşmazlık konusu vekaletnamenin davacı tarafından iradi olarak verildiği, vekilin de iradeye uygun hareket ettiği ve zararlandırma kastının bulunmadığı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtlanmadığı ve bu konuda hata, hile, ikrah durumunun da iddia ve ispat edilemediği gerekçesiyle, davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacının tapu iptal talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının sözleşmenin iptaline yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı …’ın vekalet görevini kötüye kullandığını, vekillik görevini iyiniyet ve dürüstlük kurallarına uygun yerine getirmediğini, davacıyı hiçbir aşamada bilgilendirmediğini, davalı … 150.000,00 TL para aldığını beyan etmesine rağmen davacıyı böyle bir paranın alındığı hakkında bilgilendirmediğini, aldıysa bu parayı davacıya vekalet görevinin gerektirdiği gibi teslim etmediğini, bilirkişi raporu ile 5 kat inşaat yapılamayacağının sabit olduğunu, davalıların 5 kata izin verilmediğini bilmeme ihtimallerinin olmadığını, davacıya 5. kattan daire vermelerinin bile tek başına güvenin kötüye kullanıldığının ve iyiniyetli olmadıklarının kanıtı olduğunu, davalı …’ın hal ve hareketlerinden hukuken “ortalama/vasat bir insan olarak hareket etmesi beklenen” noter çalışanı dahi şüphelenmişken artık basiretli bir tacir olan diğer davalı …’ın iyiniyetli olduğu ve iyiniyetinin korunması gerektiğinin kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 506 ncı maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.