Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/12466 E. 2009/13462 K. 28.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12466
KARAR NO : 2009/13462
KARAR TARİHİ : 28.09.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2000 gün ve 287-1756 sayılı bozma kararında özetle: “Araştırma yeterli değildir. Davacı gerçek kişiler 12.12.1961 tarih 46 nolu tapuya dayanmışlardır. Dayanılan kayıt 1838 m2’dir ve dava dışı 144 ada 78, 79, 80, 81, 82, 83 ve 84 sayılı parsellere revizyon görmüş ve bu parseller şahıslar adına kesinleşmiştir. Tapu kaydının miktarının çok üzerinde taşınmaz şahıslar adına tescil edilmiş olup, dava konusu 144 ada 85 parseli kapsadığı söylenemez. Bu nedenle, davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, önceki kararda direnilmesi üzerine direnme kararı H.G.K.’nın 19.11.2003 gün ve 2003/20-650-697 sayılı kararı ile bozulmuş olup, bozma kararında özetle: ” Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacıların dayanağı tapu kaydının ilk tesisine kadar dayanak tapu kayıtlarının, varsa harita,plan ve krokisinin; bu tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa bunların dayanak tapu ve vergi kayıtlarının,harita,plan ve krokilerinin; itirazlı olan 144 ada 78,79,81 parsellere ait dava dosyalarının getirtilmesi; yapılacak keşifte mahalli ve teknik bilirkişiler marifetiyle mahalline uygulanması, dayanak tapunun sınırlarının tümünün şahısları okuması ve kayda göre değişebilir nitelikte sınırının bulunmaması olgusu da gözetilerek tapu kaydı kapsamı denetlemeye açık biçimde kroki üzerinde de gösterilerek bu alan içinde kullanılmaya elverişli olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan ya da alanların bulunup bulunmadığının, varsa niteliğinin, davaya konu edilen kısımda olup olmadığının saptanması, bu kayıt kapsamında kalıp ta revizyon gören taşınmazların işaretlenmesi; sınırlardaki … değişikliklerinin ilk tesis tarihindeki maliklerle bağlantıları da saptanarak tapunun tam anlamıyla ve denetime olanak sağlayacak biçimde mahalline uygulanması; dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde ise, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20 maddesi delaletiyle aynı yasanın 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların araştırılarak buna göre gereğinde zilyetlikle edinme koşullarının değerlendirilmesi ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve dava konusu Şehitkamil Mahallesi 144 ada 85 sayılı parselin … bilirkişi krokisinde (A) harfiyle gösterilen 20600 m2’lik bölümünün tapusunun iptaline bu parselden ifrazı ile son parsel numarası verilerek hisseleri oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmış ve kesinleşmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 19.11.2003 gün ve 2003/20-650-697 sayılı kararında:
“Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacıların dayanağı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren varsa harita, plan ve krokisinin; bu tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parselleri dıştan çevreleyen komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa bunların dayanak tapu ve vergi kayıtlarının,harita,plan ve krokilerinin; itirazlı olan 144 ada 78,79,81 parsellere ait dava dosyalarının getirtilmesi; yapılacak keşifte mahalli ve teknik bilirkişiler marifetiyle mahalline uygulanması, dayanak tapunun sınırlarının tümünün şahısları okuması ve kayda göre değişebilir nitelikte sınırının bulunmaması olgusu da gözetilerek tapu kaydı kapsamı denetlemeye açık biçimde kroki üzerinde de gösterilerek bu alan içinde kullanılmaya elverişli olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan ya da alanların bulunup bulunmadığının, varsa niteliğinin, davaya konu edilen kısımda olup olmadığının saptanması, bu kayıt kapsamında kalıp ta revizyon gören taşınmazların işaretlenmesi; sınırlardaki … değişikliklerinin ilk tesis tarihindeki maliklerle bağlantıları da saptanarak tapunun tam anlamıyla ve denetime olanak sağlayacak biçimde mahalline uygulanması; dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının tespiti halinde ise, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 20 maddesi delaletiyle aynı yasanın 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların araştırılarak buna göre gereğinde zilyetlikle edinme koşullarının değerlendirilmesi, olmalıdır.
Mahkemece, bu gereklere uyulmadan eksik inceleme ile karar verilip; bu kararda da direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır; bozulması gerekir.” gereğine değinilmiştir. Davacıların tutunduğu Aralık 1961 tarih 46 numaralı tapu kaydı dava dışı 144 ada 78, 79, 80, 81, 82, 83 ve 84 sayılı parsellere uygulanmıştır. Tapu kaydı ilk olarak K.Evvel 929 tarih 209 numaralı tapu kaydından gelmekte olup, miktarı iki dönümdür. Dairenin iade kararı üzerine getirtilen komşu parsel tutanaklarında tüm taşınmazların belgesizden tespitlerinin yapıldığı ve adlarına tespit yapılan kişilerin baba isimlerinin dahi davacıların tutunduğu tapu kaydının sınırlarında yazılı kişiler olmadığı anlaşılmıştır. Tapu kaydı yüzölçümünden çok fazla olarak sözü edilen dava konusu parsellere uygulanmış ve kesinleşmiştir. Tapu kaydının açık yön bırakmadan revizyon gördüğü parselleri kapsadığı düşünülemez. Hukuk Genel Kurulu bozma kararında tapu kayıt fazlasının ancak zilyetlik koşullarının varlığı halinde kazanılabileceğine değinilmiştir. Keza yine bozma kararında tapu kaydı kapsamında kalsa bile hiç kullanılmayan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin kazanılamayacağına da işaret edilmiştir. Dava dosyası içindeki fotogometri yöntemiyle 1986 yılında düzenlenen kadastro paftasında o tarihte kullanılan taşınmazların tasarruf sınırları gözükmektedir. Kadastro ekibi de bu tasarruf sınırlarını esas alarak taşınmazların sınırlamasını 1992 yılında yapmış ve tespit tutanağı düzenlenmiştir. Orman niteliği ile tespit tutanağı düzenlenen dava konsuu 144 ada 85 sayılı parselin içinde 1986 yılında fotogometri yöntemiyle düzenlenen paftada herhangi bir tasarruf çizgisinin olmadığı, başka bir anlatımla 85 sayılı parselin herhangi bir bölümünün kullanılmadığı, dava edilen bölümle dava dışı bölümün bir bütün halinde olduğu görülmektedir. Gerçeğin kendisi olan bu pafta karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına değer verilemez. 3402 Sayılı Yasanın 20/B maddesi hükmüne göre dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamın dışında kaldığı ve tespit gününe kadar zilyetlik koşullarının da davacılar yararına oluşmadığı gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 28.09.2009 günü oybirliği ile karar verildi.