YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13600
KARAR NO : 2023/3044
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin dava sonucu verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Hatay ili, … ilçesi, … Mahallesi 3869 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesince özetle; davanın görev, süre, zaman aşımı ve dava şartları yönünden reddine karar verilmesini, menfaati kamuya ait olan malların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, kimsenin mülkü olamayacağını, denizden faydalanmanın kıyılar vasıtası ile olduğunu, tapu iptali davasında taşınmazın tamamen kumsal altında kaldığının tespit edilmesi nedeniyle tapusunun iptaline karar verildiğini, taşınmazın deprem kuşağında kaldığını, yapı ruhsatı verilemeyeceğini, davacının taşınmazı mülk edindiği günden bu yana tapusunun iptal edilmesinden sonra bugüne kadar kullanmaya devam etmesi nedeniyle faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak alınması gerektiğini ileri sürerek davanı reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.02.2016 tarihli ve 2015/145 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu; davacının zararının tapu iptal kararının kesinleştiği 24.09.2008 tarihinde oluştuğu ve mahkemece bu tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 16.04.2019 tarihli ve 2018/377 Esas, 2019/275 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan inceleme sonucu; dava konusu taşınmazdan düzenleme ortaklık payı mahiyetinde %12 oranında kamuya terk olduğu belirtildiğine göre kadastro parseli olarak kabul edip düzenleme ortaklık payı düşülerek az bedele hükmedilmesinin, dava konusu taşınmazın tapusu iptal edilen kısmından arta kalan 60,91 m² kısmının yüzölçümü, imar durumu ve bilirkişi raporundaki özellikleri göz önüne alındığında bu kısmın tüm bedeline hükmedilmesi gerekirken arta kalan kısımda %50 değer kaybı verilmesi ve tüm taşınmaz üzerinde döşeli 354 m² parke taşı bedeli yerine, tapusu iptal edilen kısma denk gelen 295,67 m² parke taşı bedelini hesaplayan bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınmasının, kısmen kabul-kısmen ret kararı verildiği halde davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru olmadığından bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararı üzerine yeniden keşif yapılması gerekirken ek raporla değer tespiti yapılmasının hatalı olduğunu, hükme esas raporun eksik ve hatalı olduğunu, bu bölgeden geçen dosyalarda … Mahallesi 1137 ve 836 ile Sutaşı Mahallesi 225 parsellere ait satışların emsal alındığını, bu dosyada emsal alınan satışın emsal alındığı dosyaların hep bozulduğunu, bedelin düşük olduğunu ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazın ayni hakka konu olamayacağını, kendi kusurundan davacının faydalanamayacağını, uygun emsal incelemesi yapılmadığını, belirlenen bedelin fahiş olduğunu, idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu kayıtlarındaki hata nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu … ilçesi, … Mahallesi, 3869 parsel sayılı, 369,67 m² yüzölçümlü, arsa vasıflı taşınmazın 20.07.1992 tarihinde ifraz sebebiyle davacı adına tescil edildiği, Hazine tarafından açılan dava sonucunda … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/368 Esas, 2006/177 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 308,76 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeni ile tapusunun iptaline ve tescil harici bırakılmasına karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 24.09.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 23.05.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozma ilamlarına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazın belirlenen gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.