YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6616
KARAR NO : 2023/3623
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2019/207 Esas, 2021/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin. banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve (son) cümlesi, 43 üncü maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis ve 771.300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/1834 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi, savunmalarının ve tanık beyanlarının dikkate alınmadığına, katılan şirketin ikili muhasebe kayıt sisteminin olduğuna, sanığın hileli hareketinin olmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan şirkette insan kaynakları departmanı yöneticisi olarak çalıştığı, şirketin çalışan maaşı listelerine yakınları olan temyiz dışı sanıklar … ve …’in hesap numaralarını eklemek suretiyle ve kendisine ait IBAN numarasına üçüncü kişilerin isimlerini yazmak suretiyle şirket hesabından farklı tarihlerde toplam 652.470,43 TL paranın yatırılmasını sağladığı, … ve … hesaplarına aktarılmasını sağladığı paraları da daha sonra bu kişilerden aldığı, bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davasının açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, alınan savunmalarında bahse konu işlemlerin katılan … …’ın bilgisi ve rızası dahilinde yapıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Katılan … …, yapılan işlemlerden bilgisinin olmadığını, zararlarının giderilmediğini, sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.
4. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu, bordro örnekleri, katılan şirkete ait kayıtlar, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı cevabi yazıları, tanıklar B.K., E.A., S.Y., H.H. ve M.O.A. nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. Mahkemece yapılan yargılamada sanığın eylemlerinin bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve bu suçun sübut bulduğu kabul edilerek sanığın mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları, temyiz dışı sanıklar …, … ve …’in beyanları, düzenlen bilirkişi raporu ve katılan şirkete ilişkin kayıtlar uyarınca sanığın üzerine atılı eylemin sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın, bahse konu eylemleri insan kaynakları departmanı yöneticisi olarak gerçekleştirmesi nedeniyle eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ve 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamında kalan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek hüküm kurulması,
3. Kabule göre de;
i. Sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulurken iki sınır arasında ceza tayini hakimin takdir ve değerlendirme yetkisinin içerisinde ise de, bu yetkinin kullanılmasında, adalet ve hakkaniyet kurallarına bağlı kalınması, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun özellikleri, zarar ve tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, fiilden sonraki durumu gibi unsurlar göz önünde bulundurularak, cezanın … ölçüler çerçevesinde ve dosya içeriğine uygun şekilde tayin edilmesi gerektiği, hapis cezasının makul olmayacak şekilde üst hadde yakın belirlenmesinin dosya içeriğine uygun ve … olmayacağı cihetle; somut olayda, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, temel cezanın belirlenmesi sırasında üst sınıra yakın uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilerek 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi,
ii. Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, dosya içeriğine uygun olmayan ”çok sayıda kişiyi benzer yöntemlerle dolandırmış olması” şeklindeki gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takdirî indirim nedenlerinin uygulanmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/1834 Esas, 2022/112 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.05.2023 tarihinde karar verildi.