Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2022/13007 E. 2023/3092 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13007
KARAR NO : 2023/3092
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, … ilçesi, … Mahallesi eski 94 parsel sayılı taşınmazdaki payının imar uygulaması ile bedele dönüştüğünü, her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile bedele dönüşen kısım için takdir edilen bedelinin artırılarak, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı idare vekili verilen cevap dilekçesinde özetle; idarî yargının görevli olduğunu, imar uygulamasının fiili el atma olmadığını, bedele dönüştürme işleminin idarî bir işlem olduğunu, dava konusu imar uygulamasını Eyüp Belediyesinin yaptığını, davalı Belediyenin 1990 yılında kurulduğunu, davalı Belediyenin, başka bir belediyenin yapmış olduğu imar uygulamasından sorumlu tutulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu, davacının alacak hakkı bulunmadığı gibi bedel artırım isteme hakkının da bulunmadığını, bu nedenlerle davanın görev yönünden reddine, görev itirazı reddedildiği takdirde dosya örneğinin uyuşmazlık çıkarmaya yetkili makama gönderilmesine, zamanaşımı ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.04.2013 tarihli ve 2012/186 Esas, 2013/126 Karar sayılı ilamı ile davanın yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.04.2013 tarihli ve 2012/186 Esas, 2013/126 Karar sayılı ilâmı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucu; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun (3194 sayılı Kanun) 17 nci maddesinin son fıkrası uyarınca bu tür davalarda bedel takdiri ve bu bedellere itiraz şekilleri 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 37 nci maddesine göre taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde davalara bakılması gerektiğinden işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, görev nedeni ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.04.2022 tarihli ve 2014/241 Esas, 2022/330 Karar sayılı ilâmı ile davanın kısmen kabulü ile 162.788,49 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı süresinde ıslah yapmadığı hâlde ıslaha göre karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 2942 sayılı Kanun esas alınmadan asgarî ücret hesabıyla rapor tanzim edildiğini, dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğinden ıslah edilen kısıma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesini, ıslah edilen kısım zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacılar payına idarece takdir edilen karşılığının artırılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.

2. 3194 sayılı Kanun’un 17/son maddesi.

3. 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesi.

4. 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki İstanbul ili, … ilçesi, … Mahallesi eski 94 parsel sayılı taşınmaza 6745 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12 nci maddesi uyarınca uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınıp, emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen bedelin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosuna göre dava tarihine güncellenmesi suretiyle değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. 2942 sayılı Kanun’un değer biçmeye ilişkin hükümleri 3194 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinin (a) fıkrasının 17/son uyarınca kıyasen imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin davalarda da uygulanır.

2942 sayılı Kanun’un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların değerinin, değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan, zaruret olmadıkça yakın bölgelerde bulunan ve değerlendirme tarihine yakın emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.

Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir.

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın emlak vergisine esas metrekare değerleri karşılaştırılmadan ve dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.

Bu durumda; dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın emlak vergisine esas metrekare değerleri, imar ya da kadastro parseli olup olmadıkları ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorularak rapor denetlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi ve emsalin uygun olmadığının anlaşılması hâlinde ise değerler uygulamanın tescil tarihinden önce satışı yapılan emsalleri bildirmeleri için taraflara süre verilmesi, gerektiğinde resen tapudan emsal celp edilerek taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı idareye iadesine,

29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.