Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/10933 E. 2022/19141 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10933
KARAR NO : 2022/19141
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık …’a yapılan 17.12.2014 tarihli tebligat evrakında adreste bulunmama sebebine dair beyanda bulunan ve 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırıldığına dair bilgi verilen komşunun kim olduğunun belirtilmediği, tebliğ evrakında bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun imzadan imtina hakkı bulunmakta ise de, isimden imtina hakkı bulunmadığı, sanığa yapılan tebligatın usulsüz olduğu, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan … Bakanlığı davadan haberdar edilmeksizin ve yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması nedeniyle CMK’nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz etme hakkı bulunduğu kabul edilerek ve … Bakanlığı vekilinin temyiz talebinin vekalet ücreti ile sınırlı olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
I- Sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğine göre sanık …’ın hükümden sonra 17.07.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı TCK’nun 64. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesi hususunun mahallince değerlendirilmesinin gerekmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
II- 28.03.2013 tarihli eylem yönünden sanıklar … ve … hakkında, 29.03.2013 tarihli eylem yönünden … hakkında, 03.04.2013 tarihli eylem yönünden … hakkında, 05.04.2013 tarihli 2 eylem yönünden … hakkında, 06.04.2013 tarihli eylem yönünden … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;

28.03.2013 tarihinde, Gürkan Eroğlu isimli şahsın valizinde 225 karton kaçak sigara ele geçtiği,
29.03.2013 tarihinde … … isimli şahsın kargodan teslim aldığı kolide 50 karton kaçak sigara ele geçtiği,
03.04.2013 tarihinde …’ın sevk ve idaresindeki araçta 82 karton kaçak sigara ele geçtiği,
05.04.2013 tarihinde, Birol Verep’in sevk ve idaresindeki araçta 105 karton kaçak sigara ele geçtiği,
05.04.2013 tarihinde, araçta yapılan aramada 600 karton kaçak sigara ele geçtiği,
06.04.2013 tarihinde, Sezai Ahtik’in sevk ve idaresindeki araçta 1119 paket kaçak sigara ele geçtiği,
Ele geçen sigaralara yönelik, … Cumhuriyet Başsavcılığınca ”gümrük kaçakçılığından” yapılan soruşturma kapsamında teknik takip ve dinleme tedbirlerine başvurulduğu, soruşturma kapsamında ara yakalamalar yapıldığı ve sanıklar … ve … hakkında atılı suçların sübuta erdiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edildiği cihetle,
İletişimin tespiti, kayda alınması, dinlenmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesiyle ilgili 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesindeki iletişim tespiti karar tarihlerinde yürürlükte olan düzenleme;
“Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet Savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet Savcısı tarafından derhâl kaldırılır.”
Şeklinde olup, yine aynı maddenin 6.fıkrası da,
“Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir,
a)Türk Ceza Kanununda yer alan;
1.Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (Madde 79, 80),
2.Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
3.İşkence (Madde 94, 95),
4.Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
5.Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),
6.Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
7.Parada sahtecilik (Madde 197),
8.Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220)
9.Fuhuş (Madde 227, fıkra 3),
10.İhaleye fesat karıştırma (Madde 235),
11.Rüşvet (Madde 252),
12.Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
13.Silahlı örgüt (Madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
14.Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12 ) suçları,
c) Bankalar Kanunu’nun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,

d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.” biçimindedir.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6. fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2013/10-283 Esas, 2013/599 Karar ve 10.12.2013 tarihli kararında da, “İfade alma ve sorgunun 5271 sayılı CMK’nun 148. maddesinde sayılan şekillerde yapılması, tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiye bu hakkının hatırlatılmaması delil elde etme yasaklarına; duruşmada tanıklıktan çekinen tanığın önceki ifadesinin okunamaması, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı Kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir.” şeklinde belirtilen yasak delil niteliğinde olan kanıtların hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir.
Bu itibarla,
Sanıklara atılı eylemin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, 5752 sayılı Yasa ile değişik 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesine aykırılık suçunu oluşturduğu ve CMK’nun 135/6. maddesinde 4733 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması karşısında, iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği nazara alınarak, dava konusu kaçak sigaralarla yakalanmayan ve aşamalardaki savunmalarında atılı suçu işlemediğini beyan eden, müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli başka bir delil de bulunmayan sanıklar … ve … hakkında yukarıda tarihleri yazılı eylemler yönünden beraat kararları verilmesi yerine yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık … müdafii ile sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
III- Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede;
İddianamede sanık …’ın 28.03.2013, 29.03.2013, 03.04.2013, 12.04.2013, 22.04.2013 tarihli eylemler yönünden, sanık …’nün ise 25.04.2013 tarihli eylem yönünden cezalandırılması talep edildiği gözetilerek; sanık …’ın, üzerine atılı eylemler yönünden 4733 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı hususu da nazara alınarak hukuki durumu değerlendirilip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken tek eylem yönünden mahkumiyet hükmü kurulup, hakkında yalnızca 04.03.2013 tarihli eylem yönünden dava açılan sanık … hakkında TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanarak hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1)Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 22. fıkrasının “23 üncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların ve … Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
IV- 12.04.2013 ve 22.04.2013 tarihli eylemler yönünden … ve … hakkında, 24.04.2013 tarihli eylem yönünden … ve … hakkında, 25.04.2013 tarihli eylem yönünden … hakkında, 12.05.2013 tarihli eylem yönünden …, Hüsamettin Akbüyük ve … hakkında, 21.05.2013 tarihli eylem yönünden …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan … ile … hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
1)Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5, 3/10. madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3. maddesinin 22. fıkrasının “23 üncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen “Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir.” şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak,
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2) Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı
kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve haklarında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Sanık … yönünden yapılan incelemede;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 25.04.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.03.2014 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, Bayburt Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/780 Esas, 2016/264 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 04.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.03.2015 olduğu,
Sanık … yönünden yapılan incelemede;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 24.04.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.03.2014 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2019/12532 Esas, 2020/17173 Karar sayılı dosyası ile bozulmasına karar verilen …1. Asliye Ceza Mahkemesi 2013/450 Esas ve 2014/199 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 04.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.06.2013 olduğu,
Sanık … yönünden yapılan incelemede;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 21.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 26.03.2014 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/250 Esas, 2021/740 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 01.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.03.2015 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3)24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4)Suça konu kaçak eşyanın 5607 sayılı Yasanın 13/1. maddesi yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nun 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanıklar …, …, …, Hüsamettin Akbüyük, … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.