Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/16983 E. 2009/19274 K. 23.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16983
KARAR NO : 2009/19274
KARAR TARİHİ : 23.12.2009

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 317 parsel sayılı 46694,50 m2 yüzölçümlü taşınmaz tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemenin 2006/317-2007/126 sayılı kararı ile, verilen kesin önel içinde keşif giderleri yatırılmadığı gerekçesiy davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2007/4565 – 4132 sayılı kararı ile, davacıya yapılan ihtar usulüne uygun olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Bozmadan sonra, mahkemece yeniden davacıya keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için kesin önel verilmiş, davacının bu önele uymaması nedeniyle davanın reddine karar verilerek dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre somut olayda mahkemece 3402 Sayılı Kadastro kanununun 36. maddesi hükmü aracılığıyla aynı yasanın 28 ve 492. Sayılı Harçlar Yasası hükümleri göz önüne alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş isede yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Gerçekten davacı tarafa 24.10.2008 günlü oturumda yapılan ihtarat yöntemine uygun değildir. Kesin önelin sonuç doğurması için, yani kendisine önel verilen kimsenin bir hakkının düşebilmesi (H.Y.U.Y. md 163) için ara kararının usulüne uygun olması gerekir. H.Y.U.Y.’nin 253.maddesi uyarınca kanunda gösterilen çekinme halleri dışında tanıklık etmek zurunlu ise de, Anayasamızın 18. maddesile angarya yasaklanmış bulunduğundan gerekli yolculuk, oturma giderleri ile kazanç kaybı (yevmiyesi) ödenmeden kişileri bu göreve zorlamak Anayasanın teminatı ile bağdaşmaz. Nitekim 766 sayılı Tapulama Kanunun 88. maddesi ile halen meri 3402 sayılı Kadastro Kanunun 42.maddesinde ücret ödeneceği tebliğ olunmayan kişilerin (tanıkrların) cezalandırılamayacağını, açık bir şekilde hükme bağlamıştır. H.Y.U.Y.’nin 423/2.maddesinde de tanık ücretleri mahkeme masrafları arasında gösterilmiştir. Şu halde mahkemeler dinlenmesine karar verilen tanıkların ücretlerini de açıkça belirlemek zorundadır. Bu zorunluluğu dikkate almadan oluşturulan ara kararları ve verilen kesin önel sonuç doğurmaz.(Y.2.H.D.nin 20.11.1970 tarihli 5488-6136 saylılı, 17.12.1998 tarihli 11968 – 13753 sayılı kararları ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.1972 tarihli 8/832 – 935 sayılı kararı). Somut olayda, davacı ara kararından önce tanıklarını bildirdiği halde, keşif ara kararında tanık ücretleri ile tanıkların ve yerel bilirkişilerin keşif gününden haberdar edilmeleri için davetiye giderlerine hükmedilmemiştir. Keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin ara kararında gösterilmesi yanında, yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün göz önünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m. 414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E., 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20 H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz … olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Yukarıda açıklanan, yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 23.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.