YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/413
KARAR NO : 2023/1751
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından rapor incelendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, tarafların kardeş olduğunu, 30.12.2007 tarihinde imzaladıkları protokole göre 127 ada 30 parsel sayılı taşınmazın D harfiyle gösterilen kısmının davalıya, C harfiyle gösterilen kısmının dava dışı …’a, E harfiyle gösterilen kısmının davacıya ait olacağı, davalı ile dava dışı …’a düşen kısımların … karayoluna cepheli olması nedeniyle davalı ile dava dışı …’ın davacıya 20’şer bin TL ödemeyi taahhüt ettiklerini, ancak davalının taahhüt ettiği parayı ödemediğini ileri sürerek bu bedelin yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, protokol gereğince kimsenin birbirinden birşey alıp vermediğini, protokolün öylece kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 28.06.2016 arihli ve 2015/592 Esas, 2016/402 Karar sayılı kararıyla; protokolle ilgili sorumluluğun taraflarca yerine getirilmediğinin davalı tarafça ileri sürüldüğü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97 inci maddesine göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını isteyen tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği, bu itibarla davalının ödemezlik def’inin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 28.06.2016 arihli ve 2015/592 Esas, 2016/402 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 05.11.2020 tarih ve 2016/18478 Esas, 2020/6904 Karar sayılı ilamında; eksik araştırma ile karar verildiği belirtilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının, protokol içeriğine göre karşı taraftan alacak talebinde bulunabilmesi için önce kendi edimini yerine getirmiş olması gerektiğinden tapu kayıtları incelendiğinde davacı kendi edimini ifa etmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin, tanık beyanlarına başvurmadan sadece tapu kayıtlarına bakarak davanın reddine karar verdiğini, davacı edimini, davalının yerine getirmemesinden dolayı yerine getiremediğini ancak mahkemenin buna yönelik hiçbir araştırma yapmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında adi yazılı düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece verilen davanın reddine ilişkin kararın eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 81 inci madde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’ndaki karşılığı 97 inci madde).
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.