YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6087
KARAR NO : 2023/207
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin komşu 883 parseli tespit öncesi tapusuz iken davalıların murisi …’dan satın aldığını ve üzerine bina inşa ettiğini, bu bölümün tapulama sonunda davacı adına tescil edildiğini, 883 parselin bahçesi olmaması sebebiyle Mustafa’ya ait iken ölümü ile üç mirasçının aralarında fiilen yaptıkları taksimde Ali Dutlu’ya düşen bölümden 12.05.1984 tarihli harici satış senediyle 100 m²’lik bölümü, ilk satıştan 11 yıl geçtikten sonra 01.11.1995 tarihinde ise, bu defa 300 m²’lik bölümü, en son 06.06.1999 tarihli harici satış senediyle önceki iki adet satış senetleriyle satın alınan bölümler de ilave edilmek suretiyle toplam 1.145 m² bölümü satın alarak aldığı tarihten itibaren de nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla davacının kullandığını açıklayarak 882 parsel içindeki etrafı çitle çevrili bulunan tahmini 1.145 m² yüzölçümündeki taşınmazın davalılardan muris Ali Dutlu adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın müstakilen veya paylı olarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde fazlaya dair talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla 60.000,00 TL tazminatın (08.09.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle 134.658,93 TL’nin) davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı …, kendine asaleten küçük Yeter Dutlu’ya velayeten davayı kabul etmiştir.
2. Bir kısım davalılar vekili; gerek tapu iptali ve tescil gerekse alacak bakımından 10 yıllık zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, zamanaşımı ile mal iktisabının tapusuz taşınmazlarda mümkün olduğunu, davacının bir talebi varsa bunu Ali Dutlu mirasçılarına yöneltmesi gerektiğini, davacının taşınmazda malik değil kiracı olup davacı satın almış olsa idi aynı yeri sonradan kiralamayacağını, talebin resmi belge ile ispatlanabileceğini açıklayarak davanın İbrahim ve Gülsüm yönünden husumetten, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Edremit 1.Asliye Hukuk Mahkemesince Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.01.2013 tarihli ve 2012/9897 Esas, 2013/231 Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda 09.09.2014 tarihli ve 2013/388 Esas, 2014/448 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile sebepsiz zenginleşmeden doğan 134.658,93 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Ali Dutlu mirasçıları olan davalılardan miras hisseleri oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar … ve müşterekleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Karar; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.04.2019 tarihli ve 2017/8483 Esas, 2019/3868 Karar sayılı kararıyla; “… dava terditli olarak açılmış olup, ilk talep tapu iptal-tescil, bu talebin yerinde görülmemesi halinde 60.000 TL alacağa hükmedilmesine ilişkindir. Her ne kadar bozma ilamından sonra davacı vekili 08/0/2014 tarihli dilekçesi ile dava değerini artırarak bilirkişi raporu üzerinden davasını 74.658,93 TL ıslah etmiş ise de, az yukarıda zikredilen İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından hükme esas alınamaz. Mahkemece, bozma ilamı öncesi davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi gereğince usuli işlemler tamamlanıp, bu talep esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bozmadan sonra yapılan ıslaha göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur.
3. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli ve 2020/18 Esas, 2021/32 Karar sayılı kararıyla; tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine, 60.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte muris Ali Dutlu mirasçıları olan davalılar …, …, …, … ve Yeter Dutlu’dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Mahkemece her ne kadar bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağına dair bozma ilâmına uyularak karar verilmişse de; 22/07/2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 nci maddesi ile, Yargıtayın bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması hâlinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı, yasa değişikliği nedeniyle ıslah dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyiz isteminde bulunmuştur.
6. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, harici satış nedeniyle tapu iptali ve tescil ikinci kademede tazminat isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
22/07/2020 tarihinde kabul edilen ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de 28/07/2020 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 18 inci maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere, “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortan kaldırılamaz.” fıkrası eklenmiştir. Bu yasal düzenleme ile Yargıtayın bozma kararı veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararı sonrası dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilmesine imkân getirilmiştir.
Usul hukuku alanında geçerli temel ilke, yargılamaya ilişkin kanun hükümlerinin derhal yürürlüğe girmesidir. Bu ilkenin benimsenmesinin nedeni ise, bu kanun hükümlerinin kamu düzeni ile yakından ilgili olduğu, daima eskisinden daha iyi ve amaca en uygun olduğu fikri ile kanun koyucunun fertlere ait olan hakların yeni usul hükümleri ile daha önce yürürlükte olan kanundan daha iyi ve daha adil bir şekilde korunacağına ilişkin inancıdır.
Usul kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık kuralı ile birlikte dikkate alınması gereken bir husus da yeni usul kuralı yürürlüğe girdiğinde, ilgili “usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı”dır.
Hemen belirtilmelidir ki dava; dava dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayan ve bir kararla (veya hükümle) sonuçlanıncaya kadar devam eden çeşitli usul işlemlerinden ve aşamalarından oluşmaktadır. Yargılama sırasındaki her usul işlemi, ayrı ayrı ele alınıp değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Bir usul işlemi yargılama sırasında yapılmaya başlanıp tamamlandıktan sonra yeni bir usul kuralı yürürlüğe girerse söz konusu işlem geçerliliğini korur. Başka bir deyişle tamamlanmış usul işlemleri, yeni yürürlüğe giren usul hükmünden (veya kanunundan) etkilenmez. Buna karşın bir usul işlemine başlanmamış veya başlanmış olup da henüz tamamlanmamış ise yeni usul hükmü (veya kanunu) hemen yürürlüğe gireceğinden etkilenir. Çünkü usule ilişkin kanunlar tersine bir kural benimsenmediği takdirde genel olarak hemen etkili olup, uygulanırlar (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt:I, İstanbul 1997, s. 73 ilâ 78).
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Zaman Bakımından Uygulanma” başlığını taşıyan 448/1 inci maddesi de yapılan açıklama ve ilkelere uygun olarak; “Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır” hükmünü içermektedir. Bu madde hükmüne göre, kanunda aksine bir düzenleme getirilmediği takdirde, yeni usul hükümlerinin tamamlanmış usul işlemlerine bir etkisi olmayacak, önceki kanuna göre yapılmış ve tamamlanmış olan işlemler geçerliğini koruyacaktır. Buna karşın, tamamlanmamış usul işlemleri yeni kanun hükümlerine göre yapılacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18.11.2015 tarih, 2014/11-21 Esas, 2015/2657 Karar; 18.03.2021 tarih 2017/1397 Esas, 2021/292 Karar).
3. Değerlendirme
1. Dava konusu 882 parselin 1982 yılında yapılan tapulama çalışmalarında 1/3’er paylı olarak Mustafa evlatları …, … ve Ali Dutlu adlarına tespit edildiği, tutanağın 24.12.1982 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın tapuya tescil edildiği, davacının, bir kısım davalılar murisi Ali Dutlu’dan 12.05.1984, 01.11.1995 ve 06.06.1999 tarihlerinden itibaren ayrı ayrı senetlerle, senetlerde belirtilen miktarlarda dava konusu taşınmazdan hisse satın aldığı, davacının harici satışlar nedeniyle davalı yana satış bedelini ödediği anlaşılmaktadır.
2. Dava terditli olarak tapu iptali ve tescil, bu talebin yerinde görülmemesi hâlinde 60.000,00 TL tazminata hükmedilmesine ilişkin olarak açılmışsa da; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.01.2013 tarihli bozma ilâmından sonra davacı vekili 08.09.2014 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporu üzerine tazminat talebini 74.658,93 TL artırarak toplam 134.658,93 TL olarak ıslah etmiştir.
3. Mahkemece bozma ilamına uyularak 60.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmişse de karar tarihinden önce 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2 nci maddesi ile yapılan değişiklik dikkate alınmadan hüküm kurulmuştur.
4. Mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 177 nci maddesinde 7251 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğe göre bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olup, tahkikat devam ettiğinden ve usul hükümlerinde yapılan değişikliklerin derhal uygulanması gerektiğinden, davacı vekilinin 08.09.2014 tarihli ıslah dilekçesi dikkate alınarak yargılama yapılıp sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilâmından sonra yapılan ıslaha değer verilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.