YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10644
KARAR NO : 2023/1928
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2018 tarihli ve 2017/319 Esas, 2018/435 sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci
fıkrası ile 5 inci maddesinin birinci fıkrası, Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2018/1574 Esas, 2018/1584 sayılı karar ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 26.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafilerinin hükümlere karşı temyiz sebepleri özetle;
1- Hükme esas alınan tanık beyanlarının çoğunun suçlayıcı nitelikte olmadığına, bir kısmının da iftiradan ibaret olduğuna,
2- Bank … müşterisi olmanın suçun delili sayılamayacağına, hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kaldığına,
3- TCK’nın 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Örgütün Gönen yapılanmasının çözümlenmesi için yapılan çalışmalar kapsamında alınan beyanlarda sanıkların da isimlerinin geçmesi üzerine haklarında soruşturma başlatılan sanıkların, savunmaları, banka kayıtları, tanık beyanları, Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevapları, adli raporlar, tespit tutunakları, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde;
Sanıklardan …’nin ev hanımı olduğu, diğer sanık …’nun Gönen ilçesinde esnaf olup Bebek Giyim Mağazası işlettiği, her iki sanığın da FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde Gönen ilçesinde bayan yapılanmasında ilçede bulunan kız öğrencilerle ve evlerle ilgilenen gönüllü annelik yaptığı, örgüt adına sohbet yaptıkları, himmet topladıkları, topladıkları himmetleri ilçe sorumlusuna teslim ettikleri, bu suretle örgüt içerisinde aktif görev üstlendikleri dinlenen tüm tanık beyanları ile anlaşılmış olup, her ne kadar sanıklar savunmalarında suçlamaları kabul etmemiş, her hangi bir terör örgütü içerisinde yer almadıklarını beyan etmiş iseler de, özellikle Gönen ilçesinde FETÖ/PDY örgütüne ait öğrenci evlerinde kalan tanıklar V. Ö. ve Ş. A.’nın her iki sanıkla ilgili olarak sohbet yaptıkları, cemaat evinde kaldıkları dönemde kendileri ile sanıklardan Nurcihan
Şenoğlu’nun ilgilendiği yönündeki birbirlerini destekler beyanları, yine aynı şekilde Gönen ilçesinde esnaflık yapan E.Ç. ve N. G. Ü.’nün sanıkların cemaat ablası oldukları, bayan yapılanması içerisinde faal olarak görev yaptıkları, örgüt adına himmet toplayıp örgüte aktardıkları, 17/25 Aralık sürecinden sonra sanıkların hükumetin ve devletin gidişatından bahsederek ülkenin zor günler geçirdiğini ve yakında darbe olacağı şeklindeki siyasi söylemlerinin bulunması şeklindeki her iki tanığın birbiri ile çelişmeyen hazırlık ve mahkeme aşamasındaki beyanları karşısında sanıkların cezadan kurtulmaya yönelik, inkara dayalı savunmalarına itibar edilmemiş, özellikle sanıklar ile her hangi bir husumeti bulunmayan, örgüt yapılanması haricinde sanıkları tanıma ihtimalleri bulunmayan tanıklar V.Ö. ve Ş.A’nın beyanları gözetildiğinde, yine sanıklara iftira atmak için her hangi bir nedenlerinin bulunmaması da dikkate alındığında tanık beyanlarının doğruluğu hususunda ve sanıklar … ve …’nun, örgütün organik yapısı içine dahil oldukları anlaşılmakla atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin sanıklar müdafilerinin istinaf başvuruları üzerine yapmış olduğu incelemede Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin sanıklar hakkındaki tespitlerinde bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirerek istinaf başvurularının esastan reddi yönünde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, sanık …’nin örgütün finans kaynağı olan Bankasya’da hesabının bulunduğu, talimat tarihleri ile uyumlu katılım hesabı açıldığı ve tanık beyanlarına göre örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da örgütle olan bağını devam ettirdiği, her ne kadar N.G.Ü. beyanında sanıktan Gönen sorumlu ablası olarak bahsetmiş ise de bu beyanın başkaca bir delille desteklenmediği, tanığın beyanına bu yönüyle itibar edilmediği, sanık …’nun Bank Asyada hesap hareketinin bulunmadığı, ancak tanık beyanlarına göre örgütün görünen yüzü ortaya çıktıktan sonra da örgütle olan bağını devam ettirdiği anlaşılmakla; sanıklar hakkında atılı suçtan verilen mahkumiyet hükümlerinde bir isabetsizlik görülmediğinden sair temyiz itirazları reddedilmiş ancak;
Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, örgütteki konumu ve faaliyetleri göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2018/1574
Esas, 2018/1584 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Müsnet suçun niteliği, sanık …’nun tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …