Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15403 E. 2023/2129 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15403
KARAR NO : 2023/2129
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2018 tarihli ve 2018/98 Esas, 2018/381 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.04.2019 tarihli ve 2018/2987 Esas, 2019/637 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.09.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Sanığın atılı suçu işlediğine dair, somut deliller ve hukuka uygun gerekçe ortaya konulmadan karar verildiğine,
3. Sanığın Bank Asyaya örgüt liderinin talimatıyla para yatırmadığına, 2014 yılında Siirt ilinde babasına ait bağ ve evin satışından elde edilen 45.000 TL paranın üzerine diğer birikimleri de katarak daha önceden Bank Asyada açtığı hesabına yaptırdığına,
4.Yasal bir bankaya para yatırmanın atılı suçu oluşturmayacağına, “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin ihlal edildiğine,
5. Suçun unsurlarının oluşmadığına,
6. Sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığına,
7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konudaki yaklaşımlarının dikkate alınması gerektiğine,
8. Temyiz dilekçesinde belirtilen ve sair hususlara,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Aksi kanıtlanamayan sanık savunması, tanık B. Ş.’nin Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesince talimat yolu ile alınan ifadesinde sanık hakkında bildiklerinin duyuma dayalı olduğunu, hatta kimden duyduğunu bile hatırlamadığını beyan etmiş olması, tanığın beyanlarının görgüye dayalı somut veriler içermemesi, etkin pişmanlıktan faydalandığını beyan eden diğer tanık M. Y.’nin, özellikle sanığın kendisine bıraktığını iddia ettiği tabletle ilgili anlatımlarının hayatın olağan akışına uygun ve mantıklı bulunmayışı, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asyaya para yatırmaktan ibaret sanığın eylemlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetlerin yardım suçunu oluşturacağına dair emsal Yargıtay kararı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her ne kadar sanık hakkında Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın eyleminin Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yerdım etmek suçunu oluşturduğu kabul edilerek sübuta eren eylemiyle ilgili suçun işleniş şekli ve suç kastı da dikkate alanarak takdiren asgari hadden ceza tayini suretiyle eylemine uyan TCK 314/3, 220/7 yollaması ile 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, verilen cezadan TCK’nın 62 inci maddesi gereği 1/6 oranında indirim yapılmasına, şartları oluşmadığından CMK’nın 231, TCK’nın 50 ve 51 inci maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, “Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli karar başlığında suç isminin “silahlı terör örgütüne üye olma” olarak gösterilmesi ve silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarında suç tarihinin son yardımın yapıldığı tarih olması karşısında gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2014 Yılı Ekim Ayı” yerine yazılı şekilde yazılması mahallinde giderilebilecek birer yazım hataları olarak değerlendirilmiş, ayrıca tanık beyanları ve sanığın dosyaya yansıyan örgütsel konumu ve faaliyetleri de dikkate alınarak, sanığın silahlı örgüte üye olma suçundan alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması gerekirken silahlı terör örgütüne üye olma suçundan alt sınırdan ceza tayin olunduktan sonra örgüte üye olmayanlar hakkında uygulanabilecek TCK’nın 220/7 inci maddesi uyarınca örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm tesis edilip TCK’nın 314/2 inci maddesi uyarınca belirlenen cezadan indirim ile sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe istinaf yoluna başvurulmadığından bozma nedeni yapılmaması” dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık müdafiinin temyizinin kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi tasarruf mevduatı sigorta fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;
Tüm dosya kapsamına göre, 2002-2009 yıllarında FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatının belirlenmesi nedeniyle kapatılan Bereket Eğitim İşletmeleri A.Ş.’ye bağlı okulda çalışma kaydı bulunan ve örgütle iltisaklı Torul Harşit Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğine üye olan, savunmasının aksine örgüt liderinin talimat tarihleri ile uyumlu örgütsel amaçla örgütle iltisaklı Bank Asyaya para yatıran, tanık M. Y.’nin anlatımlarına göre; tanık M. Y.’a içerisinde gizli yazışma programı olan tableti veren, emniyet mahrem imamı olan eşi R. D. ile cezaevinde yaptığı görüşler sırasında aldığı talimatları tanığa aktararak örgütün dağılmasını önlemeye, örgüt üyelerinin örgüt irtibatlarını devam ettirmelerini sağlamaya çalışan sanığın ve dosyaya yansıyan diğer eylem ve faaliyetleri nazara alındığında, silahlı örgüte üye olma suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması gerekirken, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan alt sınırdan hüküm kurulmak sureti ile sanık hakkında eksik ceza tayini aleyhe istinaf yoluna başvurulmadığından ilk derece mahkemesi kararına yönelik bozma nedeni yapılmamasına dair bölge adliye mahkemesinin kararında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 05.04.2019 tarihli ve 2018/2987 Esas, 2019/637 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.

… … … … …