YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/465
KARAR NO : 2023/1142
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından Dairemizce verilen bozma kararının düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı …’un, davacı Bankanın …. Şubesinden senet karşılığı kredi kullandığını, kredinin süresinde ödenmemesi üzerine borçlu hakkında takip başlatıldığını, aynı zamanda davacı Banka lehine ipotek şerhi de bulunan …. Mahallesi, …. Mevkii, 28292 ada 10 parsel sayılı taşınmazda davalıya ait hisse üzerine …İcra Müdürlüğünün 2012/156 Esas sayılı dosyası nedeniyle haciz şerhi de konulduğunu ve taşınmazın satış işlemlerine esas olmak üzere kıymet takdiri yapıldığını, taşınmazın müşterek mülkiyet hükümleri gereğince tapuya kayıtlı olması nedeni ile muhdesatların borçluya ait olduğunun tespitinde davacının hukuki menfaati bulunduğunu, … İcra Müdürlüğünün 2012/156 Esas sayılı dosyasında üzerine haciz şerhi konulan haklarının borçlu adına tescili için bu davayı açmak üzere taraflarına yetki verildiğini belirterek 28292 ada 10 parselde kayıtlı bahçe ve tarla vasfındaki taşınmaz üzerinde yer alan 125 m² taban alanlı evin, taban alanı 152 m² olan 3 ayrı dükkanın, 12 m² taban alanlı yazıhane binasının, taban alanı 300 m² olan mermer işleme atölyesinin …’a ait olduğunun tespiti ile tapuya şerh verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. LK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 01.02.2019 tarih ve 2018/530 Esas, 2019/39 Karar sayılı kararı ile fen bilirkişisinin krokisinde gösterilen muhdesatların borçlu …’a ait olduğu, duraksamasız bir biçimde saptandığından, C harfi ile gösterilen 52,87 metrekarelik dükkan dışındaki muhdesatların borçluya ait olduğunun tespitine dair kısmen kabulüne ve aidiyet bilgisinin tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairemizin 06.04.2022 tarih ve 2021/4216 Esas, 2022/2603 Karar sayılı kararıyla; “… dava konusu 28292 ada 10 parsel sayılı taşınmazda davalı borçlu …, … ile 1/2’şer paylı malik olup alacaklının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca borçluya ait hisse hakkında ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yararı olmayan davacının evleviyetle muhdesatın aidiyetinin tespitini istemesinde de hukuki yararının bulunduğu kabul edilemez. Bu haliyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş…” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili, dava konusu taşınmazın 2015 yılında yapılan kıymet takdir raporunda borçluya düşen 1/2 hissesi için çıplak arazi değerinin 95.205,00 TL olduğu, borçluya ait olup tapuya kayıtlı olmayan muhdesatların değerinin ise 305.934,04 TL olduğu, muhdesatların tespiti hâlinde alacağını daha fazla alabilme imkânı olacağını, dolayısıyla alacaklı olarak borçlu adına muhdesat adiyetinin tespitini istemekte hukuki yararlarının bulunduğunu belirterek mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı konumundaki alacaklının, davalı borçlu adına muhdesat aidiyetinin tespiti davası açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tespit davasının” irdelenmesinde yarar vardır:
Bir hukuki ilişkinin varlığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunuyorsa, bu uyuşmazlık tespit davası yoluyla giderilebilir. Davacının, bir hukuki ilişkinin varlığı, yokluğu veya içeriğinin belirlenmesi hakkında tespit hükmü elde etmek için açtığı davaya tespit davası denir. Tespit davası ile davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkûm edilmez, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir.
Tespit davası, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK) açıkça düzenlenmiş değildi. Fakat, bazı tespit davalarını düzenleyen özel kanun hükümleri vardı (MK.m.25; İİK.m.69, II, m.72, m.89, III;HUMK.m.519; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri K. m.15, III.m.67, II; TK m.58/a; 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt K.m.46).
Türk Öğretisinde ve Yargıtay uygulamalarında istikrarlı şekilde caiz olduğu belirtilen tespit davaları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 106 ncı maddesinde: “(1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.
(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.
(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu madde hükmüne göre, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının yada yokluğunun yahut da bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesini hedefleyen davalara tespit davası denir.
Tespit davası açan davacı, eda davası ile inşai davalardan farklı olarak dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğu hususunu açıkça ortaya koymak, hukuki yararını ispatlamak zorundadır.
Maddi vakıalar tek başına tespit davasına konu yapılamaz; ancak, bir hakkın yahut bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun belirlenmesi amacıyla tespite konu yapılabilir.
2. Diğer yandan, aidiyetin tespitinin beyanlar hanesine tescili hususunda ise;
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012/2 ve 3 üncü maddesine göre ise, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirlenir. Özel kanun hükümleri saklıdır. Tapu Sicili Tüzüğü’nün 60 ıncı maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılır. Mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemez.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II maddesi, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirmiştir. Anılan Kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceği belirtilmiştir.
3. Değerlendirme
1. Davalı paydaş …’un borcu nedeniyle davacı tarafından takip yapıldığı, takip dosyasında taşınmazın satışına karar verildiği, satış dosyasında alınan bilirkişi raporunda taşınmazın ve üzerindeki muhtesatın değerinin belirlendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, davacının dava açmakta hukuki yararı olup olmadığına ilişkin olarak doğmuştur.
Her ne kadar öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmekte ise de; tespit davası açmaktaki hukuki yarar örnekleme amacıyla sayılan bu gibi durumlarla sınırlandırılmış değildir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2012 tarih ve 2012/7-334 Esas, 2012/650 Karar sayılı kararında da “…Davalı … aleyhine başlatılan takip dosyasında, dava konusu muhtesatın bulunduğu taşınmazın satılması halinde, taşınmazı satın alacak üçüncü kişiler dava konusu muhtesat üzerinde de hisse sahibi olacağından davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmaktadır…” açıklaması ile taraflar arasında devam eden herhangi bir eda davası olmasa da takip sırasında taşınmazın satılma durumu nedeniyle doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla muhdesat aidiyetin tespiti istenmesinde hukuki yarar olduğu vurgulanmıştır.
Ayrıca, takip dosyasında satış yapılması ve muhdesat aidiyetin tespitine ilişkin mahkeme kararının bulunması hâlinde satış bedelinin dağıtılmasında dikkate alındığına ilişkin; Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2012 tarih ve 2011/28855 Esas, 2012/10935 Karar sayılı kararı bulunmaktadır. Anılan kararın ilgili kısmında “…Taşınmazın tapu kaydında, taşınmaz üzerindeki yapılardan birinin borçluya ait olduğunu gösteren bir muhdesat şerhi olmadığı gibi bu konuda borçlu lehine verilmiş bir mahkeme kararı da dosya arasında bulunmamaktadır. TMK.nun 864.maddesinin birinci fıkrasına göre bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Aynı Kanunun 862.maddesinin birinci fıkrasında, “Rehin taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılar” hükmü düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemeler ve tapu kaydı gözönüne alındığında borçlunun, taşınmaz hissesi üzerindeki ipotek, taşınmaz ve üzerindeki bütünleyici parçalar ve eklentilerinin tamamını kapsar…” ifadeleri kullanılarak satış aşamasındaki muhdesatın dağıtımının ne şekilde yapılabildiğine ilişkin hususlar açıklanmıştır.
Tüm bu anlatımlara göre somut olayda; davaya dayanak takip dosyasında satışın gerçekleşmesi hâlinde, borçlunun hissesi, taşınmaz üzerindeki bütünleyici parçalar ve eklentilerinin tamamını kapsadığından; alacaklı, borçluya düşen pay oranında alacağını alabilecektir. Ancak taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetliğinin belirlenmesi hâlinde, muhdesat yönünden hesaplanan bedelin muhdesat sahibi paydaşa verileceği düşünüldüğünde, alacaklının alacağının daha fazlasını alabileceği açıktır. Böyle bir durumda da muhdesat aidiyetinin tespiti davası açmakta, alacaklı konumundaki kişinin hukuki yararı olmadığını söylemek mümkün olmayacaktır.
2. Bunun yanında, yargılama devam ederken dava konusu 28297 ada 10 parsel sayılı taşınmaz, 02.08.2017 tarihli imar işlemi ile ifrazen kapatılarak; 28609 ada 2 parsel, 28609 ada 3 parsel ve 28619 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara gitmiştir. Hâl böyle iken, sicil kaydı kapatılan ve üzerinde herhangi bir işlem yapılması mümkün olmayan pasif tapu kaydı üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, güncel tapular dosya arasına alınarak, eksiklik bulunması hâlinde taraf teşkilinin de sağlanması suretiyle aktif tapu kayıtları üzerinden infaza elverişli hüküm kurulması gerekir.
3. Ayrıca, aidiyetin tespiti hükmü kurulurken muhdesatın davalı … tarafından yapıldığının tespiti ile yetinilmesi gerekirken, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/II maddesine uygun olmayacak şekilde aidiyet bilgisinin tapunun beyanlar hanesine tesciline de karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
4. Mahkeme kararının, yukarıda açıklanan gerekçeler doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına dair verilen Dairemizin kararı maddi hataya dayalı olup, belirtilen hususlar bu defa yapılan inceleme sırasında anlaşılmış olup, Dairemizin 06.04.2022 tarih ve 2021/4216 Esas, 2022/2603 Karar sayılı bozma ilâmının kaldırılarak, hükmün yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan gerekçeler doğrultusunda bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile,
Dairemizin 06.04.2022 tarih ve 2021/4216 Esas, 2022/2603 Karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Hükmün yukarıda “V-C-3.2” ve “V-C-3.3” maddelerinde açıklanan değişik gerekçe ile BOZULMASINA,
Peşin alınan düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.