Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/16326 E. 2008/10789 K. 18.07.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16326
KARAR NO : 2008/10789
KARAR TARİHİ : 18.07.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu kaydının iptali ve … niteliğiyle tescile davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … 06.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 936 parsel sayılı taşınmazın yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastro sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptalini ve … niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın KABULÜNE karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş … kadastrosu sınırları içindeki taşınmaz için kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve … niteliğiyle tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra ilk tahditin aplikasyonu ve sınırlandırması Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile iptal edilen ormanların kadastrosu 1976 yılında yapılıp ekip çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, itirazları inceleyen 7 numaralı … Kadastro Komisyonu işlemleri ise 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. 36 numaralı … kadastro komisyonunca 1988 yılında aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması yapılıp 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… köyünde 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda, 936 sayılı parsel 20002 m2 yüzölçümündeki çekişmeli parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve bahçe niteliğiyle … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin davalarının reddine, tesbit gibi taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin Kadastro Mahkemesinin 09.04.1997 gün ve 1995/1995/760-426 sayılı kararının kesinleşmesiyle hükmen … adına tescil edilmiştir. Hazine tarafından … aleyhine 936 sayılı parselin tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle açılan davanın reddine ilişkin Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 09.04.1997 gün ve 1995/760-426 sayılı kararı Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir.
Ormanların mülkiyeti Hazineye intifası, işletilmesi ve korunması görev ve yetkisi ise kendine ati bir yasa ile kurulan … Genel Müdürlüğüne aittir, Hazine ve … Bakanlığı(… ve … Bakanlığı)genel bütçeye tabi kuruluşlar olup, … Bakanlığının, Hazineden ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğundan söz edilemez. Ancak, … Genel Müdürlüğü … Bakanlığından ayrı yasal olarak taraf sıfatı bulunan bir teşkilat olup, Hazinenin taraf olduğu bir mahkeme kararı, … Genel müdürlüğü için kesin hüküm oluşturmaz. Kuvetli delil oluşturduğu söylenebilirse de, kuvvetli delilin aksinin ispatı olanaklıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, 1942 yılında yapılan … kadastrosu, sadece … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edilmiş olup, Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastrosunun geçerliliğini sürdürmektedir.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş, ayrıca bu komisyonun yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı çalışmış, zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyon tarafından yasaya aykırı olarak makiye ayrılan yerler için … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan … tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edilip, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulmuş tapu kaydının bulunmaması, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü gibi kurulmaması ve yasaya uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemz. 1942 yılında kesinleşen … kadastrosu ile belirlenen … sınırlarını değiştirmeye hiç bir merci ve makamın yetkili olmayıp, makiye ayırma komisyonlarına da yasa ve yönetmelikte hiç bir şekilde böyle bir yetki verilmediğinden, kesinleşen … kadastrosu sınırları içindeyken, yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak makiye ayrılan taşınmazların, hukuken … olduğunun kabul edilmesinin zorunludur. 5653 Sayılı Yasanın 4. maddesindeki “Bu yasa yayımı tarihinde yürürlüğe girer” hükmü ve yasaların geriye doğru yürümeyeceği ilkesi gereğince, 5653 Sayılı Yasa ile değiştirilen 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesinin de, yasanın yürürlük tarihinden sonra yapılacak … kadastro işlemlerinde uygulanması gerekir. Tahdit tutanakları ile birlikte 1/10.000 ölçeği ile düzenlenen haritaları bulunduğu halde, yönetmeliğin hiç bir maddesinde … komisyonlarının belirleyeceği makilik sahaların, … kadastro (tahdit) haritaları üzerinde gösterileceği konusunda hiçbir hüküm yoktur. Bu yerlerin askeri haritalar üzerinde gösterileceği belirtilmiştir. 5653 Sayılı Yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükmü ile yönetmeliğin yukarıda yazılı hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde, … belirleme komisyonlarının … kadastrosu (tahdidi) yapılmamış yerlerde çalışacağı açıkça anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 45. maddesinin iptali konusunda verdiği 01.06.1988 gün 1987/31-13 ve 14.03.1989 gün 1988/35-13 ve 13.06.1989 gün 1989/7-25 sayılı kararlarında ve bir çok ilgili Yargıtay Daire Kararları ve H.G.K. kararlarında açıklandığı gibi, kesinleşen … kadastro sınırları içinde kalan tapu kayıtları yasal değerini yitirir. … olarak böyle bir yerde zilyetliğe de değer verilemez. gerek 3116 Sayılı ve gerekse 5653 Sayılı Yasada ve bu yasa gereğince çıkartıldığı kabul edilen yönetmelikte, makiye ayırma işleminin … rejimi dışına çıkarma işlemi, ya da kesinleşen … sınırını daraltma ve değiştirme işlemi olduğu veya olacağı konusunda da hiç bir hüküm yoktur. kesinleşen … sınırı içinde kalan yerlerin niteliği ister tapulu tarla olsun, ister makilik olsun, isterse … içi boşluk, çayırlık olsun, o taşınmaz, 1961 Anayasasının 131/2 ve 1982 Anayasasının 169/2. Maddesindeki “Devlet Ormanları zamanaşımı ile mülk edinilemez” hükmü gereği ve … mülkiyet hukuku ve … ceza hukuku yönünden … sayılan yer olduğundan, böyle bir yere el atıp zilyet olan kişinin eyleminin … yasasının ceza hükümlerine göre suç oluşturur. H.G.K.’nun 1998/903 Sayılı kararında açıklandığı gibi … sınırlaması kesinleşen yerlerde bir yerin … sayılan yer olup olmadığının sınırlama harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirleneceğinden, makiye ayrılmakla o yerin … kadastro sınırları dışına çıkartılmış kabul edilmez. Bu güne kadar Ceza mahkemelerinin

ve Yargıtay’ın uygulaması da bu şekilde olmuştur. 5653 Sayılı Yasa, 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 Sayılı … Yasasının 117. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, 5653 Sayılı Yasanın 1/e maddesine paralel nitelikte hüküm getiren, 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesi uyarınca, … Genel Müdürlüğünün 24.12.1959 ve şb 2.2802-1 sayılı teklifi ve Bakanlık makamının 24.12.1965 günlü oluru ile yürürlüğe giren … Sahaların Tespitine Ait Talimatnameyle, 17.08.1950 tarih ve 2.Şb 9857-203 sayılı tamimle yayınlanan … Yönetmeliğini yürürlükten kaldırmış, buna rağmen … Yönetmeliği dayanak gösterilerek 24.12.1965 tarihine kadar ve yine bu tarihten sonra da makiye ayırma çalışmalarının yapılmıştır. 3116 sayılı yasanın 7. maddesi … kadastro komisyonlarının yaptıkları … kadastro işlemlerinin, 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde … kadastrosu ve … rejimi dışına çıkarma (2/B) işlemleri sonuçlarının ilan edileceğini ve itiraz süresi içinde itiraz edilmez ve dava açılmaz ise işlemlerin kesinleşeceğini bildiriliği, yasalar ile bu konuda çıkartılan yönetmeliklerde de ilan süresi ile nerede? Ne kadar ? süre ile yapılacağı, ilandan sonra kimler tarafından nasıl itiraz edileceği, itirazın nasıl inceleneceği, davanın kimler tarafından hangi mahkemeye açılacağı konularının ayrıntılarıyla düzenlendiği, 2613, 5602, 766 ve 3402 sayılı kadastro yasaları ve bu yasalar gereği çıkartılan yönetmeliklerde de, bu konularda açıklayıcı ve emredici, hükümler bulunduğu halde, gerek 08.09.1956 tarihinden önce ve gerekse bu tarihten sonra yapılan makiye ayırma çalışmalarının hiçbiri ilan edilmemiş olduğu gibi yasa, yönetmelik ve talimatnamede, yapılan çalışmanın yerindeliğinin, hangi makam tarafından incelenip denetleneceği ve onanacağı konularında da hiçbir hüküm bulunmadığından, makiye ayırma çalışmalarının … İdaresinin bir iç işi olduğu, … rejimi yada … sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, yapılan işlemin her zaman iptal edilebileceği, ya da yeniden yapılacak bir … kadastro çalışmasında makiye ayrılan yerlerin … kadastro sınırı içine alınabileceği, makiye ayrılmakla birlikte o taşınmazın hukuken … olmaya ve kesinleşen … kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilmelidir. Çünkü, “… niteliğini kaybetme nedeniyle … rejimi dışına çıkarma” kavramı 1961 Anayasasının 131. Maddesinin, 1970 yılında 1255 Sayılı Yasa ile değiştirilmesinden sonra hukukumuzda yer aldığı ve Anayasanın bu maddesinin değiştirilmesinden sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Maddesi değiştirilerek “bilim ve … bakımından … niteliğini yitirme” nedeniyle … rejimi dışına çıkartma işleminin … kadastro komisyonları tarafından yapılmaya başlanılmış, kesinleşen … sınırları içinde iken makiye ayrılan yerler kesinleşen … kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek yasal koşulları taşıyan taşınmazlar 2/B madde uygulamasıyla … rejimi dışına çıkartılmış, makiye ayırma işlemlerine değer verilmemiştir. 20. Hukuk Dairesinin Y.K.D. Aralık 2001 sayısında yayınlanan 10/05/2001 gün ve 2001/3179-3713 sayılı kararını direnme yoluyla inceleyen ve 20. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen ilkeleri aynen ve oybirliği ile benimseyen, Hukuk Genel Kurulunun 03/07/2002 gün ve 2002/20- 558- 588 sayılı kararı ve 20. Hukuk Dairesinin bir çok kararları ile 1. Hukuk Dairesinin 27/06/2000 gün 6766/8652 ve 02/04/2001 gün ve 2670/3847 ve 14/05/2001 gün ve 5062/5949 ve 7. Hukuk Dairesinin 13.12.2004 gün 2004/4196-4556 ve 17. Hukuk Dairesinin 24.01.2005 gün 2004/13872-165 ve 25.01.2005 gün 2004/13823-163 sayılı kararlarında makiye ayırma çalışmalarının idare tarafından her zaman iptal edilebileceği ve 20. Hukuk Dairesinin tüm ilke kararları ile 16. Hukuk Dairesinin Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 15.01.1991 gün ve 1990/5423-1991/121 sayılı kararıyla, makiye ayrılan yerin halen … kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş … kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve Harita Mühendisi bilirkişinin müşterek imzalı raporuyla, çekişmeli parselin 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen … kadastro sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayrıldığı, 1976 yılında yapılan … kadastrosunda (A) ile gösterilen bölümü devlet ormanı sınırları içinde taşınmazın diğer bölümünün ise … sınırları dışında bırakıldığının belirlendiği, 1988 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda davalı gerçek kişi adına tesbit edilip, … Yönetiminin davasının

vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin Kadastro Mahkemesi kararının kesinleşmesiyle tapuya tescil edildiği, 1942 tahditinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla … İdaresinin dayandığı … Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan tahdidin halen geçerliliğini sürdürdüğü, bu olgunun ilgili Hukuk Genel Kurulu ve diğer ilgili Hukuk Dairesi Kararları ile de kabul edildiği, somut olayda çekişmeli taşınmaz 1942 yılı … kadastro sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan 1976 yılında 7 numaralı … kadastro komisyonunca yapılan hatalı aplikasyonla dava konusu parselin bir bölümünün … sınırı dışında bırakılmasının hukukça değer taşımayacağı, çünkü yanlış aplikasyonla daha önce kesinleşen … sınırlarının değiştirilemeyeceği H.G.K.’nun oybirliği ile verdiği 28.03.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi “… makiye ayrılan yerlerin … sınırı içine alınmasının geçersizliği, süresinde açılacak … kadastrosuna itiraz davasında tartışılacak bir konu olduğu” taşınmazın halen kesinleşen … sınırları içinde olduğu, yukarıda yazılı Y.K.D.’nin Mayıs 1991 sayısında yayınlanan 16. Hukuk Dairesinin 15.01.1991 gün 1990/5623-121 sayılı kararında da kabul edildiği gibi “… tefrik tutanağının … kadastro tutanağı olmadığı, … tahdit tutanağı kapsamında kalan … sahalarının … niteliğiyle Hazine adına tescil edilmesi gerektiği” … kadastrosu sınırları içinde bulunan taşınmazlar hakkında oluşturulan tapu kayıtları özde … olan taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceğinden yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu, bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de konu olamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davalı gerçek kişinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 18.07.2008 günü oybirliği ile karar verildi.