Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/8396 E. 2008/12529 K. 09.10.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8396
KARAR NO : 2008/12529
KARAR TARİHİ : 09.10.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 14.12.2004 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 1006 ve 1017 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve yolsuz olarak davalı adına tescil edilen tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden … Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
… Köyünde 1988 yıllarında yapılan arazi kadastrolarında çekişmeli 1006 ve 1017 sayılı parseller sırasıyla 1951 m2 ve 3330 m2 yüzölçümünde taşınmazlar bahçe niteliğiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, … Yönetiminin açtığı davanın vazgeçme nedeniyle reddine ilişkin 1006 sayılı parsel için Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/990-1081 sayılı, 1017 sayılı parsel içinde Kadastro Mahkemesinin 20.01.1992 gün ve 1991/2295-1118 sayılı kararının kesinleşmesiyle … adına tapuya tescile edilmiştir.
Dava konusu … Köyü 1006 ve 1017 sayılı parseller için, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken, yine kesinleşmiş 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı savıyla Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davalarının reddine ilişkin 1006 sayılı parsel için … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 01.10.1996 gün ve 1997/1452-384 sayılı, çekişmeli 1017 sayılı parsel için de, … Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 19.12.2000 gün ve 1999/1343-2153 Sayılı kararları kesinleşmiştir.
1) Kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli … köyü 1017 sayılı parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde, çekişmeli 1006 sayılı parselin ise 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 1006 sayılı parselin 1952 yılında Akdeniz makisi olarak ayrıldığı, 1017 sayılı parselin makiye ayrılmadığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda çekişmeli 1006 sayılı parselin krokisinde (D) ile gösterilen 1047 m2 ve (E) ile gösterilen 258 m2 bölümünün eylemli orman olması nedeniyle devlet ormanı olarak sınırlandırıldığı, 1006 sayılı parselin diğer bölümünün orman sınırları dışında bırakıldığı, 1017 sayılı parselin ise bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 749 m2, (B) ile gösterilen 56 m2 bölümü ve (C ) ile gösterilen 373 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin durumunun değişmediği, ekli krokide … ile boyanarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümün ise 683 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince orman sınırları dışında bırakıldığı, 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince çekişmeli 1006 sayılı parselin (D ) ile gösterilen 1047 m2 bölümü ve (E) ile gösterilen 258 m2 bölümünün Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1017 sayılı parselin ise krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2 ve (C) ile gösterilen 373 m2 bölümünün orman sınırları içinde aplike edildiği, (A) ile gösterilen 749 m2 bölümünün ise P.XI nolu poligon olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenerek, Orman Yönetiminin ekli bilirkişi krokisinde 1006 sayılı parselin tamamına, 1017 sayılı parselin ise ekli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 749 m2 yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin davanın reddine ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, Orman Yönetiminin 1006 sayılı parselin tamamıyla 1017 sayılı parselin ekli bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Orman Yönetiminin çekişmeli 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2, (C ) ile gösterilen 373 m2 bölümü ile … ile taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümünü ilişkin temyiz itirazlarına gelince, keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi raporuyla çekişmeli 1017 sayılı parselin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda 1017 sayılı parselin sarıya taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, (B) ile gösterilen 56 m2 ve (C ) ile gösterilen 373 m2 bölümünün ise orman sınırları içinde aplike edildiği belirlenmiştir.
Mahkemece, aynı yöredeki dava dışı başka taşınmazlar için … tarafından yargılamanın yenilenmesinin istendiği, yargılamanın yenilenmesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği çekişmeli taşınmazların da aynı durumda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, dava yargılamanın yenilenmesine ilişkin olmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkin olduğu gözetilmemiştir.
Hazine 1017 sayılı parsel için açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin … Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin 19.12.2000 gün ve 1999/1343-2153 Sayılı kararlarının dayanağı bilirkişi raporlarında “çekişmeli 1017 sayılı parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, ancak 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan işlemde kısmen … ile taranarak gösterilen 2152 m2 bölümünün orman sınırları dışında bırakıldığı, taşınmazın makiye ayrıldığı” bildirilmesine rağmen, bu mahkeme kararının gerekçesinde “çekişmeli parselin 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, daha sonra 1952 yılında makiye ayrıldığı ve 1976 yılında 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmışsa da, makiye ayrılan taşınmazın daha sonra 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasının yasal olmadığı açıklanarak Hazinenin davasının red edildiği görülmektedir. Halbuki, dava konusu 1017 parsel 1942 yılı tahdit sınırları içinde kalmaktaysa da, 1976 yılında orman rejimi dışına çıkarma işlemine konu edilmemiştir. … Asliye 3. Hukuk Mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporları ile mahkeme kararının gerekçesi gözetildiğinde Hazine aleyhine kesinleşen kararda taşınmazın makiye ayrıldığı orman rejimi dışına çıkartılan sahada kaldığı kabul edildiği halde temyize konu davada dava konusu yerin makiye ayrılmadığı, kısmen orman rejimi dışına çıkarılmadığı, kısmen halen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam ettiği anlaşılmıştır. Somut olaydaki dava nedeni farklı olduğundan, kesin hükümden ve kesin delilden söz edilemez.
1952 yılında Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak kurulmayan ve yine Yasa ve Yönetmelik hükümlerine uygun olarak görev yapmayan maki komisyonunca kısmen 1942 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında, kısmen içinde bulunan ve Akdeniz sahil şeridine kadar dayanan köy toplu … arazilerini, meraları tepeleri, tarıma uygun olmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile … Köyü Yerleşim yerini de içine alan çok geniş bir alanın makilik saha olduğundan söz edilerek makilik olarak belirlendiği, 1976 yılında görevlendirilen Orman Kadastro Komisyonu tarafından, 1952 yılı maki çalışmalarına değer vermeyerek ve 1942 yılında yapılan orman kadastrosunun sadece … … Vakfına ait tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazlar yönünden iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden, tahditin hukuki geçerliliğini sürdürdüğü göz önünde bulundurmadan, 1942 yılı tahditinin tamamı iptal edilmiş gibi yeniden orman kadastrosu yapılacağı Orman Kadastro Komisyonunun 03.06.1976 tarihli ve 1 nolu tutanağında belirtildikten sonra, kısmen 1942 yılı tahdit hattına uyularak yeniden orman kadastrosu yapıldığı ve 1942 yılı tahdit hattı dışında kalan ancak niteliği eylemli orman olan bir kısım yerlerin, 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonrada 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması yaparak, bir kısım ormanların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kayıp etmesi nedeniyle orman dışına çıkartılarak, 24.07.1976 tarihli (36) nolu işi bitirme tutanağı düzenlendiği, 23.11.1976 tarihli (37) nolu tutanakla da, yapılan işlemlerin ilan edilmesine karar verildiği ve bu ekip çalışmalarının ilanı üzerine süresinde yapılan itirazların incelendiği ve 09.11.1976 günlü (5) numaralı itirazları inceleme tutanağında “…4 nolu Orman Kadastro Ekibince 1744 Sayılı yasa gereğince nitelik kaybı nedeniyle (2) numaralı poligon olarak orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin 1952 yılında makiye ayrıldığı, .bu sahanın eskiden beri köy arazisi ve köy yerleşim alanı olarak kullanıldığı cüz i bir kısmının orman sayılmayan makilik alan olduğu görülmekle 2 nolu parselin(2 nolu 2. Madde poligonunun) orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemlerin bu şekilde düzeltilmesine” karar verildiği, mahkemenin kabulünün aksine dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarma işlemi iptal edilen (2) nolu poligon dışında bulunduğu, 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak dava konusu parselin (C ) ile gösterilen bölümünün 1976 yılında ilk kez yapılan çalışmada O tarihte fiilen orman olması nedeniyle orman olarak sınırlandırıldığı ancak 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. Madde uygulamasına konu edilmediği, yapılan işlemlerin ilanından sonra ilan tarihlerinde yürürlükte bulunan 3116 Sayılı Yasa ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 11. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin de geçmesiyle bu bölümün kesinleşen orman sahası içinde kaldığı, daha sonraki işlemlerde durumunun değişmediği anlaşılmaktadır.
… Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulmuş ve bu komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenlemiş, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde … tevzi işlemleri de yapılmamıştır. 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı gibi, makiye ayırma komisyonunun yasanın öngördüğü biçimde kurulmaması ve yine yasa ve yönetmeliğe uygun çalışmaması nedeniyle, bu komisyonun yaptığı makiye ayırma işlemlerine ve özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kayıtları dışında kalan başka tapu kayıtlarına ve zilyetliğe hukukça değer verilemez. Somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazanır. Yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın 1942 yılı tahdidi içinde kalıp makiye ayrıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin sözü edilen kesinleşmiş mahkeme kararı, … tapu iptal tescil davasında taraf olmadığından ve bu kararla kesinleşmiş orman kadastrosu iptal edilmediğinden Orman Yönetimini bağlamaz. Orman Yönetiminin taraf olmadığı, Hazinenin tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin mahkeme kararı karşısında, kesinleşen orman kadastrosu daha güçlü bir delil sayılır. Kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan ve hukuken orman olan taşınmaz hakkında, kadastro yoluyla oluşturulan tapu kaydı yolsuz tescil niteliğindedir.
Medeni Yasa mülkiyet hakkının doğumunu nedene (illete) bağlı bir hukuksal işlem olarak kabul etmiştir. Medeni Yasanın sistemine göre; tescilin geçerli olabilmesi ve mülkiyet hakkının doğması için geçerli bir hukuksal nedene dayanması zorunludur. Geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan kesinleşen orman sınırı içinde bulunan yer hakkındaki tescil işlemi yolsuz tescil niteliğini taşır ve her zaman iptali istenebilir (Hukuk Genel Kurulunun 30/5/2001 gün ve 2001/1-464-470 sayılı ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 S.K.). Yolsuz tescille ayni hak kazanılmış olmaz (Prof.Dr.M…. Oğuzman, Prof.Dr…. Seliçi Eşya Hukuku 5.bası 1998 s.141).
Öte yandan, doğal … ve kaynak niteliğindeki ormanların, özel mülkiyet konusu olmasına yasal olanak yoktur. Bu tür yerler hakkında gerçek kişiler adına sicil oluşturulması da taşınmazın özde kamu malı olma niteliğini değiştiremez. (Yargıtay 1.H.D. 11/9/1989 gün ve 1989/8162-9365). Öncesi itibarıyla orman olan ve yapılan orman tahdidinde herhangi bir nedenle orman tahdit sınırı dışında gösterilen yerin zilyetlikle veya tapu ile kazanılması mümkün değildir. Özde kamu malı olan taşınmazın özel mülk olarak tescil edilmesi sahibine mülkiyet … kazandırmaz. H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101 ve 18.10.1989 gün ve 1-419/528 sayılı kararlarında kabul edildiği gibi, bu tür taşınmazlarda M.Y.’nın 1023 (931) maddesinde yazılı tapuya … ilkesi ve H.G.K. 20.05.2001 gün ve 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün ve 2003/20-102-90 sayılı kararlarında değinildiği gibi 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süre de uygulanamayacağından, tapu kaydının iptali her zaman dava konusu edilebilir.
1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 sayılı yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 sayılı yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 sayılı yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılması yasaya uygundur.
Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçmiş ve orman kadastrosu kesinleşmiştir. Çekişmeli 1017 sayılı parsel, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı halde, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve 1017 sayılı parselin krokisinde sarıya taranarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümünün, 1976 yılında orman kadastrosu sınırları dışında
bırakılması ikinci kadastro olup, bu bölümün orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin işleme değer verilemez. 2152 m2 yüzölçümündeki bu bölüm ile 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve sonraki işlemlerde durumunun değişmediği belirlenen çekişmeli 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2 ve ( C ) ile gösterilen 373 m2 bölümünün, kesinleşen orman sınırları içindeki devlet ormanı olduğu gözetilerek bu bölümlere ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin, … köyü 1006 sayılı parselin tamamına ve … köyü 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 749 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davacı … Yönetiminin … köyü 1017 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 56 m2, (C) ile gösterilen 373 m2 ve … ile boyanarak gösterilen 2152 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 09/10/2008 günü oybirliği ile karar verildi.