Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6557 E. 2023/1792 K. 28.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6557
KARAR NO : 2023/1792
KARAR TARİHİ : 28.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davalılar vekili Avukat …, karşı taraftan davacı vekili Avukat … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu 200 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, davalıların 26.07.2013 tarihli satış işlemiyle dava konusu taşınmazda hisse satın aldıklarını, satış bedelinin önalım hakkının kullanılmasına engel olmak amacıyla yüksek gösterildiğini, müvekkilinin önalım hakkını kullanmak istediğini belirterek, davalılar adına kayıtlı payın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; bedelde muvazaanın söz konusu olmadığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.09.2015 tarih ve 2015/133 Esas, 2015/646 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiği, daha önce açılan önalım davasından uzun süre sonra eldeki davanın açılmasının dürüstlük ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 12.04.2021 tarih ve 2021/923 Esas, 2021/2680 Karar sayılı ilâmıyla; tapuda gösterilen satış bedeli üzerinden eksik harcın tamamlatılması gerektiği, dava konusu taşınmazda fiili taksim olmadığı, yasada öngörülen usulde satış işlemi bildirilmediğinden ve yasada belirtilen sürede dava açıldığından davacının iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğinin söylenemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3. Dairemizin 20.12.2021 tarih ve 2021/8061 Esas, 2021/4090 Karar sayılı kararıyla davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazda fiili taksim olmadığı ve davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde, dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğunu, eksik incelemeyle karar verildiğini, davacının kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını beyan ederek ve re’sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edilip edilmediği ve davacının önalım hakkını kullanmasının dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 inci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 tarih ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi hâlde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı hâlinde davanın reddi gerekir.

3. Değerlendirme
1. Dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığının kabulü için taşınmazda davacının ve davalılara pay satan satıcının eylemli olarak kullandığı yerin bulunması gerekmektedir.

2. Dosya içeriğinden; mahallinde yapılan keşifte dinlenen davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre, dava konusu taşınmazda fiili taksim olmadığı, paydaşlardan sadece İbrahim Kabael’in kendi yerini taşlarla çevirdiği, diğer hissedarların yerlerini parçalı olarak bölmedikleri, taşınmazın kalan kısmını davacının kız kardeşi Sultan’ın diğer kısmını ise diğer kız kardeşlerin icara vermek suretiyle kullandıkları anlaşılmış olup, satış tarihinde taşınmazda davacının ve davalılara pay satan satıcının fiilen kullandığı yer bulunmadığından taşınmazın fiilen taksim edilmediği ve davacının önalım hakkını kullanabileceği anlaşılmıştır.

3. Diğer taraftan, temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 8.400,00 TL’nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.