Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/7621 E. 2008/11117 K. 16.09.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/7621
KARAR NO : 2008/11117
KARAR TARİHİ : 16.09.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, çekişmeli … Köyü 110 ada 3 parsel sayılı taşınmaz davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, davaya konu taşınmazın kendilerine babalarından miras kaldığını, bu nedenle kendisi ve 3 kardeşi arasında eşit paylarla tescil edilmesi gerekirken, kadastro tespit çalışmaları sırasında taşınmazın tamamının kardeşi … adına tespitinin yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile ölü babası …’nin tüm mirasçıları arasında miras payları oranında tescili istemiyle dava açmıştır. Davacı Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu iddiasıyla 2007/181 Esas sayılı (tefrik ile 2007/407 Esas) dosyasında açtığı dava, bağlantı nedeniyle bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece davanın REDDİNE, … Köyü 110 ada 3 parsel sayılı 562,85 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tespit gibi ahşap ev ve ambar ve bahçe niteliği ile … adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; yapılan incelemede, Orman Yönetimce dava konusu parsel hakkında ilk önce Kadastro Mahkemesinin 2007/181 sayılı esasında bu davaya konu parsel ile komşu 110 ada 2 , 6 ve 23 parsellerle birlikte dava açıldığı, ancak davaya konu parsel hakkındaki dava tefrik edilerek, davacı …’nin açtığı temyize konu Kadastro Mahkemesinin 2007/140 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiği, Orman Yönetiminin davaya konu parselin komşuları 110 ada 2, 6 ve 23 parseller hakkında da dava açtığı anlaşıldığına göre, eski tarihli resmi belgelerin daha sağlıklı uygulanabilmesi açısından bu dava ile komşu 110 ada 2, 6 ve 23 parseller hakkındaki davanın birlikte görülmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, yine karara dayanak alınan orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritası örneğinde çekişmeli taşınmaz ile çevresinin yeşil alanda göründüğü, orman kadastrosunda orman sınırı dışında olduğu belirtilmiş ise de, uygulamanın denetlenebilmesi için dosyada 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orijinal orman kadastro harita örneği ve varsa aplikasyon harita örneği de bulunmadığı, keza taşınmaza komşu 110 ada 6 parselden sonra gelen taşınmazın 110 ada 1 sayılı orman parseli olduğu gözlendiğinden, bu durumun uygulamada hata olabileceği yolunda duraksamaya yol açtığı, yine davacı gerçek kişi ile davalı gerçek kişinin ortak miras bırakanları olan babalarının sağlığında davalıya ev yapmasına rıza göstermiş olmasının bu taşınmazın bağışlandığı anlamına gelmeyeceğinin ve miras paylaşımına yönelik yöntemince araştırma yapılmamış olması düşünülmemesi doğru değildir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenlerle; öncelikle, davaya konu parsel ile komşu 110 ada 2, 6 ve 23 parseller hakkındaki Kadastro Mahkemesinin 2007/181 sayılı dava dosyası ile temyeze konu dava dosyası bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1946 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ilk orman tahdidi ile daha sonraki yıllarda yapılmış aplikasyon haritası var ise bunlara ilişkin aslına göre renklendirilmiş, orman sınır noktaları okunaklı ve üzerinde ait olduğu çalışmanın tarıhi yazılı orman kadasto harita ve tutanakları ile yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafı bulundukları yerden getirtilerek dosyaya eklenmelidir.
Daha sonra, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosuna göre konumunun duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması için,önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.
Yukarıdaki yöntemle yapılan araştırma sonucunda,çekişmeli taşınmazın kısmen ya da tamamen kesinleşen orman kadastrosu içinde kaldığı saptandığı takdirde orman sınırı içindeki taşınmaz yönünden orman yönetiminin davası kabul edilmeli,dışında kaldığı saptandığı taktirde, dışta kalan bölümle ilgili olarak, davacı gerçek kişi ile davalı gerçek kişi arasında, dava konusu taşınmazın ortak miras bırakandan kaldığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın, miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığı ve uyuşmazlığa konu taşınmazın paylaşım sonucu hangi tarafa isabet ettiğine ilişkin olduğu, paylaşıma dayanan tarafın, Medeni Yasanın 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini, Kadastro Yasasının bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 15. maddesi uyarınca harici paylaşımın belgeler, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabileceğinden mahkemece, paylaşıma dayanan taraftan bu konuya ilişkin delilleri sorulmalı, paylaşım yapılmışsa, paylaşımın yapılmadığını iddia eden tarafın bu taşınmazdaki payına karşılık ne aldığı, taşınmaz almışsa nereden aldığı ve kadastro sırasında kimin adına tesbit edildiği araştırılmalı, gerektiğinde ilgili tutanaklar getirtilip incelenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğu denetlenmeli, uzun süreli kullanmanın harici paylaşımın karinesi olabileceği, paylaşımda eşitliğin zorunlu bulunmadığı gözönünde tutularak sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetimi ve …’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 16/09/2008 günü oybirliği ile karar verildi.