Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2022/9592 E. 2023/4043 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9592
KARAR NO : 2023/4043
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

HÜKÜMLÜ : …
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı

Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2019/294 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 26.09.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 22.04.2022 tarihli ve 2021/21053 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/64720 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2022 tarihli ve KYB-2022/64720 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Önceden açılan kamu davası sonunda sanık hakkında durma kararına hükmedilmiş olması sebebiyle sanığın incelemeye konu 24.04.2018 tarihindeki eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi sebebiyle ihlali mahiyetinde de olmadığı gözetilerek, sanığın gerçekleştirmiş olduğu 13.10.2015, 08.12.2017 ve 24.04.2018 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. ”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Şüpheli hakkında, 24.04.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2019 tarihli ve 2018/21761 Soruşturma, 2019/4703 Esas, 2019/3718 Karar sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2019 tarihli ve 2019/294 Esas, 2019/611 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl
hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün 26.09.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.

B. Dosya arasında bulunan Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/223 Esas, 2021/817 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde;

1. Sanığın daha önceden 13.10.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2015 tarihli ve 2015/39577 soruşturma, 2015/566 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 07.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği,

2. Sanığın 08.12.2017 tarihinde yeniden aynı nev’i suçu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2018 tarihli ve 2015/39577 Soruşturma, 2018/12687 Esas, 2018/9923 sayılı iddianamesi ile Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3. Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2019 tarihli ve 2018/821 Esas, 2019/155 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 31.12.2020 tarihli ve 2019/755 Esas, 2020/1350 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın tebliğinin usulüne aykırı olduğu, bu nedenle kararın kesinleşmediği, 08.12.2017 tarihli suçun ihlal oluşturmayacağı, 13.10.2015 ve 08.12.2017 tarihli olayların her ikisi için ortak bir erteleme kararı verilmesi ve usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için “durma” kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği,

5. Bozma üzerine, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2021/223 Esas, 2021/817 Karar sayılı kararı ile “kamu davasının durmasına” karar verildiği, durma kararının 16.06.2021 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,

Anlaşılmıştır.

C. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.

Somut olayda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğe çıkarılması usulsüz ise de; tebligatın şüphelinin MERNİS adresinde, muhatabın tevziat saatinde işte olduğu tespit edilerek tebligatın mahalle muhtarına bırakıldığı, 2 nolu ihbarın muhatabın kapısına yapıştırılarak en yakın komşuya ismi de belirtilmek suretiyle haber verildiği dikkate alındığında, tebligatın 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde yapıldığının kabulü gerekeceği, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleştiği, ancak bozma üzerine, Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2021/223 Esas, 2021/817 Karar sayılı kararı ile erteleme kararının tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle “kamu davasının durmasına” karar verildiği, 16.06.2021 tarihinde kesinleşen durma kararının Kanun’a aykırı olduğu, durma kararına karşı kanun yararına bozma yoluna başvurulması gerektiği, dolayısıyla incelenen dosyada, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açılması koşullarının oluştuğu, verilen mahkûmiyet kararının Kanun’a uygun olduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine ve Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2021/223 Esas, 2021/817 Karar sayılı, kanun yoluna gidilmeksizin kesinleşen “durma” kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulmasına karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2021 tarihli ve 2021/223 Esas, 2021/817 Karar sayılı “durma” kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.