Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2008/10237 E. 2008/15422 K. 13.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10237
KARAR NO : 2008/15422
KARAR TARİHİ : 13.11.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Kasabası Karaburun mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulüne, 22.07.2005 tarihli … bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 3101.46 m2’lik taşınmazın davacılar adlarına tesciline, 08.11.2007 tarihli rapor ekindeki krokideki B= 2357.07 m2’lik bölümün 3. derece sit alanı içinde kaldığının tapunun beyanlar hanesine işlenmesine, 226.81 m2’lik taşınmaza yönelik davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 15.05.1986 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi 1956 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de dosya kapsamından davacı gerçek kişinin kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetliğe dayanarak davaya konu taşınmazın adına tescili talebi ile dava açtığı, çekişmeli taşınmazın yörede 1956 yılında yapılan genel kadastro çalışmalarında çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, yine 15.05.1986 yılında ilan edilen orman kadastro çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, ancak çekişmeli taşınmazın doğal eğiminin % 5-15 olduğu, teraslama ile sıfırlandığı anlaşılmaktadır. 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi gereğince makilik yerlerin orman sayılmaması için taşınmazın orman ve … muhafaza özelliği taşımaması gerekir. Bilimsel olarak eğimi % 12’den fazla olan makiliklerin orman ve … muhafaza özeliği taşıdığı kabul edilmektedir. 6831 Sayılı Yasanın 1/j maddesinin karşı kavramından orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilikler orman sayılır. Çekişmeli taşınmazın doğal eğiminin % 12’den fazla olduğu ve arazi kadastro çalışmasında çalılık niteliği ile tescil harici bırakıldığı, çekişmeli taşınmazla

-2- 2008/10237 – 15422

aynı konumda olup, 50 m. uzağında bulunan ve davaya konu yer gibi paftasında çalılık olduğu işaret edilerek tescil harici bırakılan taşınmazın orman kadastro çalışmasında orman sınırları içine alınarak orman olarak sınırlandırıldığı, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin “Vasıf Tayinine Esas olacak Tanımlar” başlıklı 23. maddesinin (o) bendinde, funda ve maki türü ağaçların isimlerinin sayıldığı, aynı maddenin (p) bendinde, “üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, … erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi % 12’den fazla olan yerlerin orman ve … muhafaza karakteri taşıyacağı” açıklandığı, aynı yönetmeliğin 26/i bendi gereğince “orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağı” konusunda açık hükümler bulunduğu, Anayasanın 169 ve 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince “… ormanların … tapuda kayıtlı olsun olmasın imar-ihya ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağı” Hazine ve kişiler adına özel mülk olarak tescil edilemeyeceği, bu hükümlere göre, funda ve makiliklerle örtülü % 12’den fazla eğimli yerlerin orman sayılması nedeniyle insan eliyle ya da başka bir yolla eğiminin düşürülmesinin, orman yasaları gereğince suç oluşturacağından imar-ihya sayılamayacağı, H.G.K.’nun 15.11.2000 gün 2000/20-1663-1694 ve 14.03.2001 gün 2001/20-214-230 ve 02.07.2007 gün 2007/20-237-237 sayılı kararlarının da aynı doğrultuda olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde aslında davaya konu taşınmazın paftada orman olarak tescil dışı bırakıldığının kabulünü gerektirmektedir. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazların davacı tarafından 30 – 40 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerlerde, yukarıda yazılı gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez. Kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik yolu ile mülk edinme koşulları oluşmadığı gibi, dava konusu taşınmaz 6831 Sayılı Yasanın 05/11/2003 gün ve 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince “herhangi bir nedenle orman sınırı dışında bırakılan orman” olması nedeniyle yeniden orman sınırları içine de alınabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının tamamen reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.Bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine gerek duyulmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran Orman Yönetimine iadesine 13/11/2008 günü oybirliği ile karar verildi.