YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7331
KARAR NO : 2023/1151
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin …. ilçesi, 3168, 3267, 68, 3268 ve 3278 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazların paylı maliki olduklarını, davalı Belediyenin taşınmazları herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen el koymak suretiyle uzun süreden beri kullandığını, dava konusu taşınmazlar ile ilgili Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırmasız elatmadan kaynaklı 2014/324 Esası ile açılan davanın kabul ile sonuçlandığını ve davalının haksız elatmasının tespit edildiğini belirterek, anılan davanın dava tarihi olan 05.06.2014’ten geriye dönük elatma tarihine kadar 25.000,00 TL’nin dönemsel faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 23.05.2016 tarihli dilekçesi ile talebini 62.398,61 TL olarak güncellemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, bahse konu taşınmazların Belediye tarafından park olarak düzenlendiğini, öncesinde ve sonrasında parseller üzerinde herhangi bir tarımsal ürün geliri ve kira geliri elde edilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların hukuksal statüsü nedeniyle kıyı kenar çizgisi belirlenmeden önce özel mülkiyete konu olmuş ve tapu siciline tescil edilmiş taşınmazlar üzerinde kazanılmış hak doğmayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26/05/2016 tarihli ve 2015/265 Esas, 2016/441 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların kıyı şeridinde olduğu, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan bu yerlerin deniz kenarında kumluk ve çakıllık bir yer olarak yöre halkı tarafından denize girilip, piknik alanı olarak kullanılırken Ordu Belediyesi tarafından doldurularak park haline getirildiği ve düz bir arazi elde edildiği, tarım arazisi olarak kullanılması mümkün olmayıp, arsa olarak kullanılmasının da mümkün olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 tarihli ve 2018/10522 Esas, 2021/1134 Karar sayılı kararıyla; davaya konu taşınmazların arsa vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu, dava tarihinde davacıların taşınmazlar üzerinde paylı malik oldukları, davalı tarafından herhangi bir kamulaştırma işlemi olmaksızın taşınmazlara el atıldığı da sabit olduğuna göre, Mahkemece zamanaşımı def’i de dikkate alınarak talep edilen dönemler için ecrimisil hesabı yaptırılması ve davacıların payları oranında belirlenen miktara hükmedilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 62.398,61 TL ecrimisilin (davacı … için 16.006,34 TL, davacı … için 6.657,15 TL, davacı … için 19.746,02 TL, davacı … için 6.657,15 TL, davacı … için 6.657,15 TL, davacı … için 2.650,35 TL, davacı … için 2.650,35 TL) (2009 yılından itibaren 05.06.2014 tarihine kadar her bir döneme ilişkin ecrimisil bedelinin o dönem sonundan itibaren yasal faiz işletilerek) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyizinde, bozma öncesinde alınan bilirkişi raporunda belirlenen ecrimisil bedeline itiraz etmiş olduklarını, davanın reddedilmesi ile temyize gidildiğinden hesaba yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, bozma sonrasında ise yine rapora itirazları değerlendirilmeden Mahkemece ilk celsede karar verildiğini, belirlenen ecrimisil bedelinin düşük olduğunu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyizinde, sava konusu taşınmazlar kıyı kenar çizgisi içerisinde olduğundan devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gerektiğini ve bu yerlerden ecrimisil istenemeyeceğini, taşınmazların yapılan düzenlemeden önce bakımsız olduğundan arsa olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ecrimisil bedelinin yüksek belirlendiğini, zamanaşımına uğramış olan dönem için ecrimisile hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacılara ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin yanlış olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi
2. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
3. Ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nın 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
4. Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
5. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
3. Değerlendirme
1. Dosyanın incelenmesinde, dava tarihinin 11.05.2015 olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, ancak mahkemece hükme esas alınan 10.11.2015 ve 18.02.2016 tarihli bilirkişi raporlarında ilk dönem ecrimisilin 2009 yılı için belirlendiği ve mahkemece 2009 yılından itibaren ecrimisile hükmedildiği anlaşılmıştır. Yukarıda “İlgili Hukuk” bölümü 2. bendinde belirtildiği şekilde ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. Davalı tarafın zamanaşımı def’inde bulunmuş olmasına göre, ilk dönem ecrimisilin 11.05.2010 tarihi itibariyle belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken Mahkemece 2009 yılından itibaren hükmedilmesi hatalıdır.
2. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki; 10.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda hatalı olarak 2009 yılı için belirlenen aylık ecrimisil bedeline yine hatalı olarak “TEFE” uygulanarak 2014 tarihine kadar artırıldığı, ayrıca 18.02.2016 tarihli raporda davacı tarafça getirilen emsaller değerlendirilmiş ise de, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırmasının yapılmadığı, üstün veya eksik taraflarının açıkça belirlenmediği, 29.03.2016 tarihli ek raporda da tarafların itirazlarının gereği gibi karşılanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, dava konusu taşınmazların başında konusunda uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak, yukarıda “İlgili Hukuk” bölümü 3., 4., 5. bentlerde açıklanan ilkeler uyarınca araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. Kabule göre de, davacıların tek bir vekalet ilişkisi ile temsil edilmiş olması da gözetilerek, kabul/ret oranına göre hükmedilen toplam ecrimisil bedeli üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, reddedilen ecrimisil bedeli üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretinin ise davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, Mahkemece her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması da isabetli değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.