Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2022/6254 E. 2023/1064 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6254
KARAR NO : 2023/1064
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu 126 ada 15 parsel sayılı taşınmazın murisi Ramazan Özer adına tapuda kayıtlı olduğunu, Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/21 Esas sayılı dava dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan işyeri ve 1. normal katın babasından intikal ettiğini son 2 katın kendisi tarafından yaptırıldığını belirterek 126 ada 15 parsel sayılı taşınmazda son 2 katın mülkiyetinin aidiyetinin tespitine, tespitin tapunun beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın el birliği mülkiyeti halinde olduğunu, oy birliği ile karar alınmadan taşınmaz üzerinde değişiklik yapılamayacağını, tapuda tescil yapılmadan inşaat yapmasının kanunen suç olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince verilen ilk kararda: “…hukuki yararın dava şartı olduğu, geleceğe dönük bir yararın yeterli olmadığı, davacı ve davalıların ortak murislerinin ölümünden sonra bir araya gelerek mal paylaşımı konusunda anlaşmak istedikleri ancak yapılan görüşmeler sonunda tam olarak anlaşamadıkları, bu haliyle taksim edilmiş bir terekeden bahsedilemeyeceği, davacının talebinde haksız olduğu…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…Somut olay, tapunun beyanlar sütununa tescile imkan veren yasal düzenlemelerden hiçbirine uymamaktadır…Somut olayda; davacı tarafından davaya konu taşınmaz ile ilgili olarak Aybastı Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/21 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı bildirildiğine göre, Mahkemece yapılması gereken iş, bahsi geçen dosyanın celbi ile, dosyanın halen derdest olup olmadığı hususunun araştırılması, derdest dava mevcut ise, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.

İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı bir kısım davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar onanmış, onama ilamına karşı bir kısım davalılar vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin, taraf teşkilinin sağlanmadığı ve hukuki dinlenilme hakkına uyulmadığı, sair karar düzeltme taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle kabulüne ve kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararda: “…Dava konusu binanın, alt katında bulunan dükkanın ve birinci katının (dükkanın üstündeki) muris tarafından inşaa edildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, davacının dava konusu ettiği binanın son iki katının da davacı tarafından yaptırıldığını davalılar …, …, …, …, Reyhan Gündoğan vekili gerek duruşmada gerek ise dilekçelerinde kabul ettiği, davalılar … ve … de 23/10/2018 hakim havale tarihli dilekçeleirnde açıkça dava konusu son iki katın davacı tarafından yaptırıldığını kabul ettiği, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu binanın son iki katını davacının yaptırdığını beyan ettiği, 09/06/2015 tarihli inşaat bilirkişi raporuna göre ilave katların, mevcut muhtesatın daha kullanılır hale gelmesini sağlayan, iyileştirici nitelikte olmayıp, bağımsız bölüm olarak yeni bir muhtesat niteliğinde olduğunun tespit edildiği, davaya konu muhtesatın kaçak yapı niteliğinde olup olmamasının sonuca etkisinin olmadığı, taraflar arasında derdest ortaklığın giderilmesi davası bulunması nedeniyle güncel hukuki yararın bulunduğu…” gerekçesiyle dava konusu 15 parseldeki binanın son iki katının davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tanık olarak Azmi ve Cevat isimli şahısları bildirdiğini ancak keşifte tanığı Fehmi‘nin dinlediğini, mahkemece kısmen kabul-kısmen redde karar verilmesine karşın davanın kabulüne karar verilmiş gibi yargılama giderlerine karar verildiğini, taşınmaz değeri hesaplanırken arsa değerinin de hesaba katıldığını, davacının kötü niyetli olduğunu, habersiz olarak kaçak yapı yapıldığını savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur (4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer (TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklindedikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup (TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.

2. Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespitdavası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK 114/1-h, 115 m.)

3. Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, dava dilekçesinde davacı tarafın belirtmiş olduğu iki tanık yerine keşif mahalinde başka bir davacı tanığının beyanı alınmasına karşın, gerek taraf beyanları gerek bir kısım davalıların kabul beyanları gerekse mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda dava konusu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespit edilmiş olması hususu karşısında verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.